Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/1322 E. 2023/4796 K.

Konu: Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1322
Karar No
2023/4796
Karar Tarihi
Konu
Tasarrufun İptali

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/3730 E., 2021/1267 K. HÜKÜM/KARAR : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi/ Davanın Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3.Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/508 E., 2019/337 K.

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.11.2022 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte gelen davalı ... vekili Avukat... ile davacı ... (Asil) ve vekili Avukat ... geldi. Davacı asıl ve vekili davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra eksiklik nedeni ile geri çevrilen dosya eksik hususlar tamamlanarak tekrar gelmekle işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 03.04.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... plakalı Audi A5 2015 model aracın maliki olduğunu, aracı devir için ilana koyduğunu, 08.11.2016 günü kendisini ... olarak tanıtan, daha sonra isminin ... olduğu anlaşılan şahsın davacıyı aradığını, araca talip olduğunu, şahısla 217.000,00TL üzerinden pazarlık ettiklerini, iş yerine satış için davet ettiğini, aracın devir işlemlerinin birlikte çalıştığı ... üzerine yapılmasını istediğini, bedelinin hesabına gönderileceğini beyan ettiğini, Bakırköy 44.Noterliği'nin 08.11.2016 tarih ve 03864 yevmiye numaralı sözleşme ile aracın davalı ...'a devredildiğini, ancak hesabına para gönderilmediğini, davacının daha sonra dolandırıldığını anladığını, 09.11.2016 tarihli dilekçesi ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/135875 soruşturma dosyası ile şikayet ettiğini ve araca ihtiyati tedbir konulduğunu, aracın bedelinin tahsili için Ankara 14. İcra Müdürlüğü'nün 2017/5408 sayılı icra dosyası ile takip başlattığını, ancak davalının aracı Kocaeli 5. Noterliği'nin 09.11.2016 tarih ve 21862 sayılı araç devir sözleşmesi ile diğer davalıya devrettiğini, davalı ...'ın davacıdan 08.11.2016 günü devraldığının ertesi günü diğer davalı ...'ya devrinin muvazaalı işlem olduğunu, davalıların iş birliği içinde hile ile davacıyı kandırdığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; aciz vesikası olmadan açılan davanın usulden reddinin gerektiğini, dava konusu aracın o tarihteki piyasa değerinin 170.000,00-180.000,00 TL civarında olduğunu, aracın 4 hasar kaydı bulunduğundan davalı tarafından 145.000,00 TL bedel ile satın alındığını, davacı ile diğer davalı arasında geçenler ile ilgili hiçbir görgüsü ve bilgisinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı ...; davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; galericilik yapan davalı ...'nın bir gün önce 217.000,00 TL'ye satın alınmış aracın kendisine 145.000,00 TL ile satış yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını görebilecek durumda olduğu, aracın değerini bilebilecek durumda olduğu, taraflar arasındaki telefon konuşması ve talimat icra tutanakları birlikte değerlendirildiğinde davalı ...'ın davacıya borcunu ödememek için aracı satış yapmak suretiyle devrettiği, davalı ...'nın mal kaçırmak amacıyla hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, dava konusu ... plakalı aracın taraflar arasındaki yapılan devir işleminin Ankara 14.İcra Müdürlüğü'nün 2017/5408 takip sayılı dosyasında alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere tasarrufun iptaline, davacı alacaklıya tasarrufa konu araçta asıl alacaklar ve ferileri yönünden haciz ve satış yetkisi tanınmasına, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacı açısından ortada alacak bulunmadığından davanın ön koşul eksikliğinden reddine karar verilmesi gerektiğini, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici nitelikte aciz belgesi bulunmadığını, iptali istenen tasarruftan önce davacı lehine doğmuş bir borç olmadığını, tasarrufun iptaline karar verilmesini gerektirecek hiçbir neden bulunmadığını, bedelde muvazaa bulunmadığını, müvekkili ...'nın diğer davalı ...'ın içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Katılma yoluyla davacı vekili istinaf dilekçesinde; yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi hükmünün bu şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf dilekçesinin HMK'nin 352/1-c maddesi aracılığıyla aynı Kanunun 346'ncı maddesi uyarınca süreden reddine, 08.11.2016 günü 217.000,00 TL bedelle satın alınan davaya konu otomobilin, 1 gün sonra 145.000,00 TL bedelle satışı konusunda anlaşılmasının ardından banka vasıtasıyla sırf 100.000,00 TL'nin ödendiğinin anlaşılması, İİK'nin 278'inci maddesinin 3'üncü fıkrasının 2'nci bendinde öngörülen kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin bağışlama gibi olduğuna ilişkin koşulun gerçekleştiği, tüm dosya kapsamından aynı Kanunun 280'inci maddesinin, 1'inci fıkrasında öngörüldüğü biçimde davalı 3'üncü kişi ...'nın, davalı borçlu ...'ın içinde bulunduğu mali durumu ve alacaklılarına zarar verme kastını bilebilecek durumda olduğu, buna göre tasarrufun iptaline karar verilmesine isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.

Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.

Bölge Adliye Mahkemesince; 08.11.2016 günü 217.000,00 TL bedelle satın alınan davaya konu otomobilin, 1 gün sonra 145.000,00 TL bedelle satışı konusunda anlaşılmasının ardından banka vasıtasıyla sırf 100.000,00 TL'nin ödendiğinin anlaşılması, İİK'nin 278'inci maddesinin 3'üncü fıkrasının 2'nci bendinde öngörülen kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin bağışlama gibi olduğuna ilişkin koşulun gerçekleştiği değerlendirmesi yapılmışsa da; varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Somut olayda; dava konusu araç resmi noter sözleşmesi ile 145.000,00 TL bedelle; davalı borçlu tarafından 09.11.2016 tarihinde devredilmiş; o gün itibariyle aracın kasko değerinin ise 225.855,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Aracın devri için 145.000,00 TL'nin davalıya ödendiği resmi noter sözleşmesi ile ispatlanmış olup, bu değer ile aracın o tarihteki gerçek değeri olan 225.850,00 TL arasında mislini aşan bedel farkı bulunmadığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin bu yöndeki gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır. Bunun dışında taraflar arasındaki telefon konuşması ve talimat icra tutanakları birlikte değerlendirildiğinde davalı ...'ın davacıya borcunu ödememek için aracı satış yapmak suretiyle devrettiği, davalı ...'nın aracın devredildiğinden haberdar olduğu, mal kaçırmak amacıyla birlikte hareket ettikleri gerekçesiyle de davanın kabulüne karar verilmişse de, dosya kapsamında aracı devralan davalı 3. Kişi ...'nın davalı borçlu ...'ı ya da aracın satışına aracılık ettiği belirtilen dava dışı ... (...) isimli kişiyi tanıdığına, bu kişilerin davacıyı dolandırdığına ilişkin bir bilgisinin olduğuna yönelik bir durum olmadığı anlaşılmakta olup, tanık beyanlarına göre de davalı 3.kişi ...'nın galericilik yaptığı ve aracın Burak tarafından kar amacıyla alındığı belirtilmiştir. Ancak; davacının şikayeti üzerine, davalı borçlu ... ve aracı devrettiği davalı 3.kişi ... aleyhine İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/603Esas sayılı dosyasından dolandırıcılıktan dolayı dava açıldığı, düzenlenen iddianamede, dava dışı ..., davalı borçlu ... ve davalı 3.kişi ...'nın fikir ve eylem birliği ile hareket etiğinin belirtildiği görülmüş olup, bu dosyanın derdest olduğu ve henüz karar verilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece; somut olayın özelliğine göre İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/603Esas sayılı dosyasından karar verilmesi ve kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre davalı 3. kişi ...'nın İİK’nun 280/1.maddesi kapsamında, borçlu ile birlikte hareket edip etmediği, borçlunun mali durumunu ve alacaklılarını ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığının değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,

8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'ya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ...'ya iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/1322, K. 2023/4796, T. 03.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-1322-e-2023-4796-k-a648bb4a0db2