Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/13130 E. 2024/872 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/13130
- Karar No
- 2024/872
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/947 D.İş, 2021/1065 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2021/İHK-35868 DAVA TARİHİ : 16.04.2021 HÜKÜM/KARAR : Davacı ve Davalı İtirazının Reddi/Davanın Kabulü SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/126006 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davacı vekili ve davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davacı ve davalı itirazının reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 05.12.2017 tarihinde davalıya zorunlu trafik sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda sigortalı araçta yolcu olan davacının yaralandığını, davacının maluliyetinin ilerlediğini (%37) belirterek belirsiz alacak olarak 41.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun kabulüne 41.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 16.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak başvuru sahibine ödenmesine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacı vekili itiraz dilekçesinde; bilirkişi raporunda % 35 maluliyet oranı varken %28 oran esas alınarak aktüer hesaplama yapılmasının hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğundan ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili itiraz dilekçesinde; başvuranın talepleri STK 27/03/2019 -K-2019/25954 sayılı kararı ile karşılandığından kesin hüküm nedeniyle tüm taleplerin reddi gerektiğini, anılan tahkim dosyasının kesin hükmü ile %28 maluliyet oranı üzerinden yapılan hesaplama ile başvuru sahibine ödeme yapıldığını, söz konusu ödeme neticesinde başvuranın zararın tamamen karşılandığından bakiye tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bir dava karara bağlanıp verilen hüküm kesinleştikten sonra, aynı taraflar arasında, aynı konuda, aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamayacağını, başvuranın maluliyetinde hiçbir değişiklik bulunmadığını, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, başvuranın ev hanımı olduğundan AGİ hariç asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, somut olayda başvuranın müterafik kusurunun olup olmadığı araştırılmadan hüküm kurulduğunu, faiz bakımından kararın hatalı olduğunu, davacı lehine 1/5 oranında vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ve davalı itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporuna itirazlarından bir gün sonra karar verildiğini, itirazın reddine ilişkin kararın kendilerine bildirilmediğini, bilirkişi raporunda % 35 maluliyet oranı varken %28 oran esas alınarak aktüer hesaplama yapılmasının hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin maluliyet oranının İnönü Üniversitesi ...Merkezi Adli Tıp Anabilim Dalı’nın 24.06.2020 tarihli raporuyla %37 olarak tespit edildiğini, müvekkilinin arazlarının zaman içine geliştiği ve ilerlediğinin tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde tespit edildiğini, 01.08.2018 tarihli raporda proçes kırığına %8 oran verilmesine rağmen 24.06.2020 tarihli adli tıp raporunda aynı araza %15 oran verilmesinin hesaplama yöntemi farklılığından değil, müvekkilindeki arazın 2 yıllık sürede olumsuz yönde ilerleme kaydetmesi nedeniyle olduğunu belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvuranın talepleri STK 27/03/2019 -K-2019/25954 sayılı kararı ile karşılandığından kesin hüküm nedeniyle tüm taleplerin reddi gerektiğini, anılan tahkim dosyasının kesin hükmü ile %28 maluliyet oranı üzerinden yapılan hesaplama ile başvuru sahibine ödeme yapıldığını, söz konusu ödeme neticesinde başvuranın zararın tamamen karşılandığından bakiye tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bir dava karara bağlanıp verilen hüküm kesinleştikten sonra, aynı taraflar arasında, aynı konuda, aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamayacağını, başvuranın maluliyetinde hiçbir değişiklik bulunmadığını, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, maluliyet raporunun geçerli yönetmelik hükümlerine göre alınmadığını belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekili ile davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Trafik kazası sonucu yaralanmalar nedeni ile ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacaktır. Gelişen durumun varlığı halinde gelişen durum yönünden yeniden dava açılabilmesi mümkündür. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir. Davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceği gerçek zararın tespiti açısından önemlidir. Davalı vekili yargılama sırasında, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde görülen K-2019/25954 sayılı tahkim dosyasından verilen 27.03.2019 tarihli kararın eldeki dosya açısından kesin hüküm oluşturduğunu ileri sürmüştür. Dosya kapsamından; Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde görülen K-2019/25954 sayılı dosyası ile; davacısının ... (eldeki davada davacı), davalısının Ethica Sigorta A.Ş. (eldeki davada davalı), olduğu uyuşmazlıkta, eldeki dosyadaki aynı kaza ile ilgili davacı vekilinin dava dilekçesinde, davacının yaralandığı ve kalıcı maluliyetinin oluştuğunu belirterek davacının daimi maluliyetinden kaynaklı şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın tahsili talebinde bulunduğu, yapılan yargılamada davacının maluliyet oranının %28 olarak belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından hesaplanan 111.207,00 TL'den ödenen 90.318,08 TL indirilmek suretiyle ortaya çıkan bakiye 21.069,00 TL'nin tahsiline, ödenen kısım için esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Eldeki dosyada ise; davacı vekili davacının sürekli iş göremezlik oranının %37'ye yükseldiğini, artan maluliyet nedeni ile bu davayı açtıklarını belirtmiştir. Uyuşmazlığa konu dosyada davacı... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanan ve %37 sürekli iş göremezlik oranı tespit eden sağlık kurulu raporunu dosyaya sunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından ise, her iki raporun da kıyaslandığı, farklılıkların nereden kaynaklandığının açıklandığı 03.09.2021 tarihli yeni bir adli tıp raporu alındığı, anılan raporun dikkate alındığı belirtilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince ise; davacının 20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş raporu ibraz ettiği, bu nedenle Uyuşmazlık Hakem Heyetinin %28 maluliyeti dikkate alarak karar vermesinde bir hata olmadığı gerekçesiyle sağlık raporuna ilişkin itirazların reddine karar verilmiş ise de; gelişen durumun varlığı usulüne uygun şekilde araştırılmadan ve bu hususta uzman hekimlerden rapor alınmadan iki ayrı rapor arasındaki salt fark esas alınmak suretiyle hüküm tesisi doğru olmamıştır. Gelişen durumun varlığının doğru bir şekilde tespitiyle maluliyet oranının belirlenmesi gerekir. Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; İtiraz Hakem Heyetince tüm tedavi evraklarının dosyaya temininin sağlanması, maluliyet oranları bakımından fark bulunduğu dikkate alınarak, dosya kapsamında bulunan raporlar (01.08.2018 tarihli rapor, 24.06.2020 tarihli rapor ve 03.09.2021 tarihli rapor) da irdelenmek suretiyle oran farklılığının maluliyette artış olarak kabul edilip edilemeyeceği (her bir raporda maluliyet belirlemesine esas teşkil eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığı) hususlarında, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre Adli Tıp Kurumundan veya en yakın üniversitelerin adli tıp ana bilim dalı başkanlıklarından gerekçeli, denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu rapor alınması ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacı ve davalıya iadesine, Dosyanın İtiraz Hakem Heyetine iletilmek üzere mahkemeye gönderilmesine, 23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.