Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/13021 E. 2024/5666 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/13021
Karar No
2024/5666
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/400 E., 2023/346 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü

Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı davalı ... ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı ... ... vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.06.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte davalı ... ... vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ..., davacı .............. Toplu Konut Yapı Kooperatifi vekili Avukat ... geldiler. Taraflar vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 04.06.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının alacaklısı olduğu 16.02.2012 tanzim, 30.03.2012 vade tarihli, 300.000,00 TL tutarındaki senedin ödenmemesi üzerine borçlu ... ve Uzman Emlak İnş Taah Dan Tem Güv Hiz Tic San Ltd Şti hakkında Bursa 20. İcra Müdürlüğü'nün 2013/2308 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalılardan ...' nun mal varlığının haczedilmesi için yapılan sorgulamada adına kayıtlı mal varlığına rastlanılmadığını, icra dosyasında yapılan işlemler sonunda davalı ...'nin Çanakkale, Lapseki, ...... Köyü, 346 ada, 1 parsel 1/42 arsa paylı taşınmaz üzerindeki L ve N blok 1 ve 2 nolu dubleks bağımsız bölümleri 23.03.2012 tarihinde ...' a, A blok 1 ve 2 nolu, B blok 1 nolu bağımsız bölümleri 27.03.2013 tarihinde, B, C, D, E, F, G, H, I, J, K, M, O, P, R, S, T, U, V blokları 1 ve 2 nolu bağımsız bölümleri 04.01.2013 tarihinde ...'e sattığını öğrendiklerini, anılan satış işlemlerinin davacıdan mal kaçırmaya yönelik olduğunu, davalılar arasında uzun yıllardır birlikte olmanın verdiği bir güven ilişkisi olduğunu, taşınmazların rayiç değerlerinin çok altında satıldığını, satış bedellerinin de borçluya ödenmediğini, taşınmazların 35 tanesinin aynı gün, 3 tanesinin de toplu satıştan bir kaç gün önce davalılar tarafından alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalıların ...'nun davacıya borçlu olduğunu ve kendisinden mal kaçırma kastı ile hareket ettiğini bildiklerini belirterek tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiş, 19.07.2013 tarihli dilekçesi ile davalı ... yönünden taleplerinden feragat ettiklerini, diğer davalılar yönünden davalarına devam edilmesini istediklerini beyan etmiştir.

II. CEVAP 1. Dahili davalı ... cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, Lapseki Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiğini, müvekkilinin iyi niyetli 3. kişi olarak taşınmazları ...'den bedeli ödeyerek satın aldığını, davanın hiçbir tarafını tanımadığını, müvekkilinin kötü niyetli olduğunun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, taşınmazların 5. maliki olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili hakkındaki davasından feragat ettiğinden ve taraflar kendi aralarında anlaştıklarından, masraf ve vekalet ücreti talep etmediklerini beyan etmiştir.

3.Diğer davalılar; davaya cevap vermemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 30.12.2015 tarihli ve 2013/388 Esas, 2015/585 Karar sayılı kararı ile; satışların 32.000,00 TL bedelle yapıldığı, davacı tanığının beyanlarından davalı ... ... tarafından takip konusu senetlere istinaden alınan taşınmazın bedeli ödenmeksizin diğer davalılara satıldığı ve satışın davacıdan mal kaçırma kastı ile yapıldığı kanaatinin hasıl olduğu, davalılar tarafından satışların gerçek satış olduğu, karşılığında bedel ödendiği, aralarında herhangi bir ilişki bulunmadığı yönünde, davacının iddialarını çürütecek herhangi bir delil sunulmadığı, beyanda bulunulmadığı, davalı ... hakkında açılan davadan feragat edildiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile; Çanakkale, Lapseki, ...... köyü, 346 ada, 1 parsel sayılı taşınmazda davalı ... ... adına kayıtlı iken diğer davalılar ... ve ... adına devredilen bağımsız bölümler yönünden Bursa 20. İcra Müdürlüğünün 2013/2308 esas sayılı takip dosyası yönünden cebri icra yetkisi verilmesine, davalı ... yönünden açılan davanın vaki feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 12.10.2021 tarihli ve 2021/1936 Esas, 2021/6659 Karar sayılı ilamı ile; "... İİK’nın 283/II maddesine göre iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının icra dosyasındaki asıl alacak ve ferilerinden fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde; dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs, tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir. Somut olayda Çanakkale, Lapseki, ........... köyü, 346 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıtlarının incelemesinde davalı borçlu ... adına kayıtlı iken diğer davalılar ... ve ... adına devredilen ve iptaline karar verilen tasarruflarda; davalı ...’un borçludan satın alan 3. kişi olduğu, davalı ...’nın ise 7. kişi olduğu görülmektedir. Bu durumda mahkemece, davalı ... tarafından satılan taşınmazları satın alan 4.5.6. kişilerin de davaya dahil edilmeli gerekli tebligatların yapılarak taraf teşkilinin sağlanması, dahil edilen tarafların iddia ve savunmaları dinlenip, delilleri toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; satışların 32.000,00 TL bedelle yapıldığı, davacı tanığının beyanlarından davalı ... ... tarafından takip konusu senetlere istinaden alınan taşınmazın bedeli ödenmeksizin diğer davalılara satıldığı ve satışın davacıdan mal kaçırma kastı ile yapıldığı kanaatinin hasıl olduğu, davalılar tarafından satışların gerçek satış olduğu, karşılığında bedel ödendiği, aralarında herhangi bir ilişki bulunmadığı yönünde, davacının iddialarını çürütecek herhangi bir delil sunulmadığı, beyanda bulunulmadığı, davalı ... hakkında açılan davadan feragat edildiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile; Çanakkale, ....., .....köyü, 346 ada, 1 parsel sayılı taşınmazda davalı ... ... adına kayıtlı iken diğer davalılar ... ve ... adına devredilen bağımsız bölümler yönünden Bursa 20. İcra Müdürlüğünün 2013/2308 esas sayılı takip dosyası yönünden cebri icra yetkisi verilmesine, davalı ... yönünden açılan davanın vaki feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı müvekkilinin davacı kooperatife herhangi bir borcu olmadığını, sözde borç miktarı ile davalının satışını yaptığı taşınmazların sayısı ve satış miktarı ile arasında büyük bir uçurum olduğunu, davacı tanığı ...'nun beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davacı tanığının davacının mali müşaviri olup davalı müvekkili ile ilgili konuları bilmediğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...'in dava konusu taşınmazları 23.07.2013 tarihinde dava dışı ...’den satın almış olup, diğer davalılar ile arasında hiçbir bağ bulunmadığını, söz konusu taşınmazları satın aldığı tarihte, taşınmazlar üzerinde ne bir haciz, ne de haciz benzeri kısıtlayıcı bir şerhin mevcut olmadığını, diğer davalı ... ...’yu tanımadığını, daha evvel kendisi ile ticari bir ilişkisinin de olmadığını, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, yalnızca davacının iddiası ve bir tane tanık ifadesine dayanılmak suretiyle, iyiniyetli müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlal edecek derecede verilen bu kararın bozulması gerektiğini, tanığın beyanında ... dışında diğer davalıları tanımadığını söylediğini, bu durumda tanık beyanına göre de davalı ... hakkında aleyhe bir hususun söz konusu olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme 1.Yargıtay tarafından bozulan bir hüküm temyiz etmeyen taraflar bakımından ilk hali ile kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla; kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur.

Mahkemece 30.12.2015 tarihli ve 2013/388 Esas, 2015/585 Karar sayılı davanın kabulüne ilişkin kararın; yalnızca davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 12.10.2021 tarihli ve 2021/1936 Esas, 2021/6659 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu, kararın davalı ... ... tarafından temyiz edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı ... ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2. İptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.

İptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahsın nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahsın tasarrufa konu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekir. Bu halde dördüncü ve daha sonraki kişiler yönünden bedel farkı yeterli olmayıp kötü niyetinin somut delillerle ispatlanması gerekir.

Somut olayda, davalı borçlu tarafından borcun doğumundan sonra dava konusu taşınmaz 23.03.2012 tarihinde davalı üçüncü kişi ...'a, onun tarafından 09.11.2012 tarihinde davalı dördüncü kişi ...'a, onun tarafından 27.05.2013 tarihinde davalı beşinci kişi ...'e, onun tarafından 10.07.2013 tarihinde davalı altıncı kişi ...'e, onun tarafından da en son 23.07.2013 tarihinde davalı yedinci son kişi ...'ya devredilmiştir. İlk Derece Mahkemesince davalı ... ... tarafından takip konusu senetlere istinaden alınan taşınmazın bedeli ödenmeksizin diğer davalılara satıldığı ve satışın davacıdan mal kaçırma kastı ile yapıldığı kanaatinin hasıl olduğu, davalılar tarafından satışların gerçek satış olduğu, karşılığında bedel ödendiği, aralarında herhangi bir ilişki bulunmadığı yönünde, davacının iddialarını çürütecek herhangi bir delil sunulmadığı, beyanda bulunulmadığı gerekçesiyle bu taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmişse de, varılan sonuç dosya kapsamına ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Davalılardan yedinci son kişi ... yönünden (İİK. 282. Maddesi hükmüne göre kötü niyetli üçünçü kişi) İİK. 278/3-2 maddesinin uygulama yeri yoktur. Yedinci kişi konumundaki kararı temyiz eden davalı ... yönünden ivazlar arasındaki fahiş fark davanın kabulü için yeterli olmayıp kötü niyetinin ispatlanmış olması gerekir. TMK'nun 6.maddesi gereğince kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olup, davacının dava konusu taşınmazı devralan son yedinci kişi ...'nın taşınmazı devralırken kötüniyetli olduğunu ya da borçlunun taşınmazını mal kaçırmak amacıyla devrettiğini bilebilecek kişilerden olduğunu ispatlayamadığı anlaşılmakta olup, mahkemece ispat yükünü tersine çevirecek şekilde, davalılar tarafından satışların gerçek satış olduğu, karşılığında bedel ödendiği, aralarında herhangi bir ilişki bulunmadığı yönünde, davacının iddialarını çürütecek herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Bu durumda kararı temyiz eden davalı ...'nın davalı borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen ya da bilmesi gereken kişilerden yani kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davanın yedinci son kişi konumundaki ... yönünden reddi ile İİK'nun 283.maddesi gereğince, kararı temyiz etmeyen davalı üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı kişilerin dava konusu taşınmazı ellerinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında bedelle ve davacının icra dosyasındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olarak sorumlu tutulması (tahsilde tekerrür olmamak üzere) yönünde karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,

17.100,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ...'dan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ...'ya iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/13021, K. 2024/5666, T. 04.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-13021-e-2024-5666-k-30d7942e9008