Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/11632 E. 2024/5798 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11632
- Karar No
- 2024/5798
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü
Taraflar arasında görülen rücuen tazminat (itirazın iptali) davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...'e ait aracın davacı ... şirketince sigortalandığını, 02.02.2013 tarihinde sigortalı aracı ikamet etmekte olduğu davalı site içerisinde park ettiğini ancak geri döndüğünde aracının yerinde olmadığını ve çalınma vakası nedeniyle sigortacıya 112.000,00 TL ödendiğini, davalı kooperatifin yeterli güvenlik önlemlerini almaması sebebiyle bu olayın vuku bulduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi gereğince halefiyet yetkisine haiz davacının ödemiş olduğu miktarın tahsili için İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün 2014/14197 esas sayılı dosyasında takip başlatmış olduğunu ve itiraz nedeniyle takip durduğundan davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alanın fiili durumunun Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/81 D.iş sayılı tesbit dosyası ile belgelenmiş kamuya açık alanlar olduğunu, Ata-2 sitesinin konutlarının kurulu olduğu alandan geçen cadde ve sokakların kamuya ait cadde ve sokaklar olup Üsküdar Belediyesi'nce kamu yolları olarak tescil edildiğini, bu nedenle sadece site sakinlerinin kullanımına ait olmayıp herkesin kullanımına ait olan ve kamuya açık olan bu alanlara giriş çıkışlarda bariyer uygulaması ve kimlik kontrolünün yapılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 21.04.2016 tarih ve 2015/37 E./2016/137 K. sayılı kararı ile; davacı sigortanın sigortalısı dava dışı ...'e ait aracın oturmakta olduğu davalı site önünden çalınması üzerine davacı tarafından sigortalıya ödenen bedelin tahsili için takip başlattığı ancak davalı sitenin çok geniş alanda yeraldığı, içinden kamuya ait yolların geçtiği, bu yolların güvenlik amaçlı olsa bile site yönetimi tarafından kapatılmasının mümkün bulunmadığı, caydırıcı olması bakımından güvenlik şirketi çalıştığı ancak bunların kamusal alanda araç giriş çıkışına engel olmalarının mümkün olmadığı, davalı kooperatifin hırsızlık olayında kusurunun bulunduğunun kabul edilemeyeceği şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 11.10.2017 tarih, 2016/17370 Esas, 2017/8955 Karar sayılı ilamıyla "...mahkemece davalı kooperatifin tüm defter ve kayıtları getirtilmek ve önceki bilirkişi heyetine kooperatif mevzuatına hakim bir bilirkişi eklenmek sureti ile kooperatif ana sözleşmesi incelenerek kooperatif ana sözleşmesinde güvenlik konusunda yapılan sözleşmelere kooperatif tarafından güvenlik konusunda yapılan sözleşmelere ve olayın meydana geliş yeri ve şekline göre güvenliğin sağlanması konusunda tarafların sorumluluğu ve kusur oranları tartışılmak sureti ile rapor alınarak karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” şeklindeki gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 28.06.2019 tarih ve 2018/247E.-2019/296K. sayılı kararı ile "... bozma sonrası alınan 16.03.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı ... şirketinin sigortalısının kooperatife ortak olması sebebiyle kooperatif ana sözleşmesine bağlı olduğu, ana sözleşmede site içerisindeki caddelerde park edilen taşıt araçlarının kooperatif yönetimi tarafından hırsızlığa karşı koruma ve kollanacağına ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, kooperatif sözleşmesinin 67/3 madde ve fıkrasında herkesin konutunu muhafaza sorumluluğunun bulunduğu, yedek anahtarın çalınması olayında davalıya sorumluluk yüklenemeyeceği, Kat Mülkiyeti Kanununa göre toplu yapı yönetiminin oluşmadığı tespitlerinin yapıldığı belirtilerek davacı tarafın rücu hakkının bulunmadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
II. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 11.02.2021 tarihli ve 2019/5259 Esas 2021/1204 Karar sayılı ilamıyla "...11.02.2016 tarihli bilirkişi raporu ile 16.03.2019 tarihli bilirkişi raporu çelişkilidir ve hüküm kurmaya elverişli değildir. Mahkemece, yeni bir bilirkişi heyetinden yukarıda açıklanan ilkelere göre, dosyadaki bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderecek, taraflar arasında imzalanan güvenlik sözleşmesi ile kooperatifin tüm defter ve kayıtları ve kooperatif ana sözleşmesi incelenerek, olayın meydana geliş yeri ve şekline göre güvenliğin sağlanması konusunda tarafların sorumluluğu ve kusur oranları tartışılmak sureti ile rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile ve yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir." denilerek karar bozulmuştur.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı sonrası tanzim edilen 18.03.2023 tarihli bilirkişi heyet raporu ile dava dışı sigortalının ikametinde ve tasarrufunda bulunan konutunda etkin güvenlik önlemleri almadığı hususu da gözetilerek olayın meydana gelmesinde davalı yapı kooperatifinin %30, dava dışı güvenlik şirketinin %50, dava dışı sigortalıların %20 müterafik kusurlu olduğu, davacının davalı yapı kooperatifinden kusuru oranında talep edebileceği alacağın toplam 36.904,20 TL olduğu anlaşılmakla; davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesinin 2014/14197 esas sayılı takip dosyasında davalının itirazının iptaline, takibin 33.600,00 TL asıl alacak, 3.304,20 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 36.904,20 TL alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kusur raporunu ve mahkemece hükme esas alınan kusur oranlarını kabul etmediklerini, site içindeki tüm yollar kamusal alan ise davalı sitenin Özakçaylar Özel Güvenlik Eğitim Koruma Hiz. Ltd. Şti. ile niye güvenlik sözleşmesi kapsamında çalışmasının bir anlamı olmadığını, davalı sitenin güvenliği davalı tarafından güvenlik şirketine tevdi edildiğini, güvenlik şirketinin gereği gibi işini ifa edememesi neticesinde davaya konu hırsızlık olayının meydana geldiğini, taraflarca imzalanan 23.07.2012 tarihli sözleşme incelendiğinde konusunun "Ata 32 Sitesinde oturan site sakinlerinin rahat ve güven içinde bulunması, huzur ve sükunun sağlanması,hizmet binaları ve çevrenin korunup kollanması için" yapıldığını, sigortalı da dahil sitede oturan diğer malikler yada kiracılardan alınan aidat meblağlarının diğer meskun mahallere göre çok yüksek olduğunu, aidatların içinde güvenlik harcamalarının da büyük yer tuttuğunu, aidat alırken site mantığı, zarar meydana geldiğinde kamusal alan savunması yapmanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dosyada bir çok bilirkişi raporu alındığını, 07.02.2016 tarihli raporda sigortalının %75 kusurlu, davalı kooperatif'in %25 kusurlu, 01.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda davalı kooperatifin kusurunun olmadığı, 14.12.2021 tarihli raporda kooperatifin %25 kusurlu olduğu, 12.05.2021 tarihli raporda sigortalıya %75, kooperatifin %25 kusurlu olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldığını, raporlardan sadece bir tanesi kooperatifin sorumluluğu olmadığı yönünde olup diğer raporlarda maksimum %25 kusur atfedilmişken çelişkisiz şekilde her defasında %75 kusur atfı yapılırken, 18.03.2023 tarihli son bilirkişi raporunda sigortalıya %20 kusur atfedilmesinin kabul edilebilir olmadığını, kusur oranlarının çelişkili olduğunu, mevcut çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, bilirkişi raporlarında güvenlik firmasının hizmeti ayıplı ifa ettiğine dair bir delilin mevcut olmadığını, buna rağmen hangi kriterlerle güvenlik şirketine %50 kusur verildiğinin anlaşılamadığını, güvenlik kapılarında da bariyer ve HGS sistemi mevcut olmadığını, kapıda kimlik ve ziyaretçi denetimi yapılamadığını, olay tarihindeki hukuki ve fiili durum bu şekildeyken bu fiili ve hukuki durumu yok sayarak kusur paylaşımı yapılmasının hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarında ayıplı hizmet değerlendirmesi yapılmadığını, güvenlik hizmetindeki ayıp tespit edilmeden hizmetle ilgili değerlendirme yapılmadan, davalı kooperatifin denetim sorumluluğuna dayanılarak kusur atfedilmesinin kabul edilemez olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; dava dışı sigortalının davalı kooperatif yerleşkesinde ikamet ettiği evinin önünden aracının çalınması neticesinde aracın kasko poliçesini düzenleyen davacı ... şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın aracın çalınmasında kusurlu olduğu gerekçesiyle davalı kooperatiften rücuen tahsili talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427, 428 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi, Kasko Sigortası Genel Şartları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece hükme esas alınan 18.03.2023 tarihli bilirkişi heyet raporu ile dava dışı sigortalı ...'in ikametinde ve tasarrufunda bulunan konutunda etkin güvenlik önlemleri almadığı hususu da gözetilerek olayın meydana gelmesinde davalı yapı kooperatifinin %30, dava dışı güvenlik şirketinin %50, dava dışı sigortalının %20 müterafik kusurlu olduğu, davacının davalı yapı kooperatifinden kusuru oranında talep edebileceği alacağın toplam 36.904,20 TL olduğu anlaşılmakla; davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesinin 2014/14197 esas sayılı takip dosyasında davalının itirazının iptaline, takibin 33.600,00 TL asıl alacak, 3.304,20 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 36.904,20 TL alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi uygulanmak suretiyle devamına karar verilmiştir.
Taraflarca (Güvenlik şirketi ile davalı arasında) imzalanan 23.07.2012 tarihli sözleşme incelendiğinde "Ata 32 Sitesinde oturan site sakinlerinin rahat ve güven içinde bulunması, huzur ve sükunun sağlanması, hizmet binaları ve çevrenin korunup kollanması için" yapıldığı görülmektedir. Sözleşmenin ilgili maddeleri incelendiğinde;
Madde 2:..Ziyaretçilerin giriş ve çıkışlarını kayıt altına almak, konulan kurallara uymalarını temin etmek ve uygulamaktır.
2/7:Site sakinleri, ziyaretçiler ve müstecir çalışanları tarafından mevcut demirbaşlara, araç gereçlere, binalara, tesislere vb. zarar verilmesini engellemek.
2/10:Binalarda içerden ve dışarıdan kaynaklanabilecek hertürlü hırsızlığa karşı dikkatli ve duyarlı olmak, bu sebeple yönetim tarafından verilecek talimatlar doğrultusunda üst aramalarını dedektör ile yapmak, şüpheli durumları yönetime ve gerektiğinde genel kolluk kuvvetlerine bildirmek.
2/17:Siteye toplu taşıma veya özel aracı ile gelen öğrencilerin kimlik kontrolünü yapmak, ziyaretçilerin ise özel aracı ile gelenlerin araç ruhsatı veya toplu taşıt ile gelenlerin ise kimlik alınarak ziyaretçi kartı verilmek sureti ile girişlerine izin vermek.
7/4:özel güvenlik görevlilerinin çalışma düzeni 7 gün ve 24 saat süre ile aralıksız vardiya şeklinde olacaktır." şeklinde düzenlenmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre mahkemece, davalı kooperatif yönetiminin güvenlik şirketi ile yaptığı sözleşme gereğince görevlendirme yapmış olması nedeni ile davalı tarafın, güvenlik şirketinin bilirkişi raporu ile belirlenen kusurundan da sorumlu olduğu kabul edilerek tazminata karar verilmesi gerekirken sadece davalı kooperatifin kusuruna göre karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.