Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/13010 E. 2024/4577 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/13010
Karar No
2024/4577
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/225 Esas - 2022/874 Karar HÜKÜM/KARAR : Davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine

Taraflar arasındaki muvazaa nedeniyle tapu iptal tescil ve araç satışının iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili ve davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ...'in 02.06.1995 tarihinde evlendiklerini, sonrasında İstanbul Anadolu 6. Aile Mahkemesinin 2013/23 Esas sayılı dosyası ile boşanma davası açıldığını, tarafların evlilik birliği süresince edindikleri mal varlıkları olup bunların davalı ... adına kayıtlı olduğunu belirterek mal rejiminin tasfiyesini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile davayı tamamen ıslah ederek davalı ...'in tarafların evlilik birliği içerisinde edindiği ve davalı ... adına kayıtlı olan taşınmazları ve aracı boşanma davası açılmasının hemen ardından üçüncü kişilere devrettiğini, davalı ...'in dava konusu olan malları satmaya ihtiyacı olmadığını, kötü niyetli olarak mal kaçırdığını belirterek davalının kötüniyetli devirlerinin iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; boşanma davasının henüz sonuçlanmadığını, bu nedenle dava şartının gerçekleşmediğini, İstanbul/Ataşehir Küçükbakkalköy Mahallesi 1886 ada 5 parsel 149 nolu bağımsız bölümün mal ortaklığı rejiminden önce edinildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin emlak komisyonculuğu yaptığını, satış tarihinden bir süre önce davalı ...'in müvekkiline paraya sıkışık olduğunu ve taşınmazını satmak istediğini söylediğini, müvekkilinin de pazarlık neticesinde davalı ...'in banka hesabına satış bedelini göndermek suretiyle taşınmazı satın aldığını, emlak komisyoncusu olan müvekkilinin taşınmazı portföyüne kattığını ve sonrasında başka bir kişiye sattığını, müvekkilinin boşanma davasından ve davalı ...'in mal kaçırma amacından haberi olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

3. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazları yatırım amacıyla bedelini ödeyerek satın aldığını, davacı ile davalı ... arasındaki boşanma ve mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bir bilgisi olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

4 Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu İstanbul İli Ataşehir İlçesi ............, Mahallesi 1886 ada 5 parsel 149 nolu bağımsız bölümü müvekkilinin oğlu olması nedeniyle verilen vekaletnameye dayalı olarak 10.04.2008 tarihinde kiraladığını, söz konusu kira sözleşmesinin taşınmaz müvekkili tarafından satın alınana kadar her yıl yenilendiğini, müvekkilinin taşınmazı ...'tan bedelini ödeyerek satın aldığını, satın alırken de kredi kullandığını, müvekkilinin tapu kayıtlarına güvenerek taşınmazı edindiğini, ediniminin muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

5. Davalı ... Gıda İnş. Taş. Elk. Ve Tic. Ltd Şti yetkilisi cevap dilekçesinde; şirketin araç alım satım işi yaptığını, dava konusu aracın kar amaçlı satın alındığını, sonrasında... isimli kişiye 25.06.2013 tarihinde satıldığını, davanın taraflarını tanımadıklarını, aralarındaki ilişkiyi bilmelerinin mümkün olmadığını, iyiniyetli olduklarını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.09.2019 tarihli, 2016/33 Esas ve 2021/1435 Karar sayılı kararıyla; davacı ile davalılardan ...’in 02.06.1995 tarihinde evlendikleri ve bu tarihte mal ayrılığı rejimi olduğu için dava konusu taşınmazın kişisel mal olduğu gerekçesiyle davalı ... yönünden esastan reddine, diğer davalılar ... ve ... yönünden ise tapuya güvenerek taşınmaz satın aldıklarından davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 25.03.2021 tarihli, 2021/351 Esas ve 2021/1435 Karar sayılı ilamı ile; "...Muvazaa iddiası, yasada öngörülen ve Yargıtay içtihatları ile istikrar kazandığı üzere muvazaanın mevcut olup olmadığı hususunda araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle yapılabilir. Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalılara yapılan temliklerin gerçek yönünün asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Dosya kapsamından; davacı ile davalılardan ...’in 02/06/1995 yılında evlendikleri, daha sonra İstanbul Anadolu 6. Aile Mahkemesinin 2013/23 esas sayılı dosyasında 08/01/2013 tarihinde boşanma davası açıldığı, dava devam ederken davalı .......’in üzerine kayıtlı bir kısım taşınmazları ve aracı diğer davalılara sattığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, olayların olağan akışı, boşanma davasının açıldığı tarih ve yapılan tasarrufların tarihleri dikkate alındığında davalılar arasında gerçek bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığı, davalı ...’ın satış işlemlerini yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalıların alım gücünün olup olmadığı, taşınmazların satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değeri arasındaki fark, taşınmazın satış işleminden sonra kim tarafından kullanıldığı veya kiraya verildiği, taraflar arasındaki akrabalık ilişkisi gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk bulunmaktadır. Mahkemece, davacının muvazaa iddiası yeterince araştırılmadan muvazaanın söz konusu olmadığı gerekçesiyle eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, İstanbul/.........., Küçükbakkalköy Mahallesi 1886 ada 5 parsel 149 nolu bağımsız bölümün davalı ... tarafından önce davalı ...'a, ardından da davalı ... tarafından ...'a satıldığı, dava konusu ..............; plakalı aracın çok el değiştirdiği, yeni malikin dava dışı... olduğu, 149 nolu bağımsız bölümün son malikinin taşınmazı emlakçılık yapan davalı ...'tan satın aldığı, taraflar arasında akrabalık bağı bulunmadığı, taşınmazın satış işleminden sonra kim tarafından kullanıldığının davacı tarafça ispat edilemediği, buna göre davalıların kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davacının davalı ... ve ... aleyhinde açmış olduğu davanın reddine, diğer davalılar (malik olmayan) aleyhinde açmış olduğu davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamı gereğince araştırma yapılmadan karar verildiğini, davalıların devir tarihindeki ekonomik durumlarının araştırılmadığını, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, davalı ...'in satış işlemlerinde haklı nedeni olup olmadığının araştırılmadığını, satış bedeli ve gerçek bedeller arasındaki farkın sorgulanmadığını, davalı ...'in boşanma davası açılmasından kısa bir süre sonra dava konusu taşınmazı diğer davalı ...'a, yine dava konusu aracı ise davalı ...'in yetkilisi olduğu diğer davalı şirkete devrettiğini, ayrıca davalı ... ile davalı ... arasında düzenlenen muvazaalı senet nedeniyle başka bir mahkemede devam etmekte olan davanın mevcut olduğunu, davalı ...'in boşanma davasının açılmasından kısa bir süre sonra taşınmazı davalı ...'a satması, yine aralarında geçmiş tarihli bono düzenleyerek müvekkilinden aile konutunu kaçırmaya yönelik icra takibi başlatılması, dava konusu aracın davalı ...'ın yetkilisi olduğu şirkete devredilmesinin muvazaayı ispatladığını, davalı ...'in ekonomik durumunun tespitine yönelik tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava ile muvazaalı düzenlenen senede ilişkin açılan davanın beklenilmesi gerektiğini ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili lehine takdir edilen vekalet ücretinin eksik olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı ile davalı ...'in evli oldukları dönemde satın alınan ve davalı ... adına kayıtlı olan bağımsız bölüm ve aracın, davacı tarafından boşanma davası açıldıktan sonra davalı ... tarafından satılması işlemlerinin muvazaalı olması nedeniyle işlemlerin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6217 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla halen uygulanmakta olan1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 19 uncu maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun(İİK) 277 nci ve devam eden maddeleri.

3. Değerlendirme 1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; a. Dava konusu İstanbul İli, Ataşehir İlçesi, ................., Mahallesi, 1886 ada 5 parsel 149 nolu bağımsız bölüm yönünden yapılan incelemede; Muvazaa; tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmalarıdır, şeklinde tanımlanabilir. Muvazaa daha çok sözleşmenin yorumuyla ilgili olduğundan, öğreti ve uygulamada kapsamlı olarak incelenmiş ve belirli kurallara bağlanmıştır. Gerek öğretide ve gerekse uygulamada muvazaa, mutlak ve nispi muvazaa olarak iki gruba ayrılmaktadır; Mutlak muvazaada taraflar herhangi bir hukuki işlem yapmayı istemezler, yalnız görünüşte bir hukuki işlem için gerekli irade açıklamasında bulunurlar; nispi muvazaada ise taraflar gerçekten belli bir hukuki işlem yapmak isterler, ancak onu saklamak amacıyla, bir başka hukuki işlemin kurulduğu görüşünü yaratmak üzere irade açıklamasında bulunurlar. Yanlar, ister salt bir görünüş yaratmak için, ister başka bir sözleşmeyi gizlemek amacıyla, sözleşme yapsınlar görünüşteki sözleşme gerçek iradelerine uymadığından, tabandaki sözleşme de tapulu taşınmazlarda şekil koşullarını taşımadığından geçersizdir.

Muvazaa iddiası, yasada öngörülen ve Yargıtay içtihatları ile istikrar kazandığı üzere muvazaanın mevcut olup olmadığı hususunda araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle belirlenebilir. Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temliklerin gerçek yönünün asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı ...'in bir dönem evli oldukları ve 08.01.2013 tarihinde İstanbul Anadolu 6. Aile Mahkemesinin 2013/23 Esas sayılı dosyasında açılan dava sonucunda boşandıkları, dava konusu taşınmazın boşanma davası açıldıktan yaklaşık bir ay sonra 14.02.2013 tarihinde davalı ... tarafından davalı ...'a satıldığı, ... tarafından da 30.04.2013 tarihinde davalı ...'a satıldığı, davalı ...'ın aynı zamanda oğlu olan vekili ... ile davalı ... arasında 10.04.2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin mevcut olduğu, beyanlara göre kira sözleşmesinin dava konusu taşınmazın ... tarafından satın alınmasına kadar yenilendiği, 30.04.2013 tarihinde de davalı ... tarafından, davalı ...'a satıldığı görülmektedir.

İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/55 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının ..., davalıların ... ve ... olduğu, davanın, davalı ...'in geriye dönük olarak düzenlediği 25.07.2012 tanzim ve 25.10.2012 vade tarihli senet ile kendisini diğer davalı ...'a bedelsiz olarak borçlandırdığı, senede istinaden davalı ... tarafından diğer davalı ... aleyhine İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün 2014/1690 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, takibin kesinleşmesi üzerine müvekkili tarafından aile konutu şerhi verilmesi için açılan davada konulan "davalıdır" şerhi nedeniyle satılamayan taşınmazın icrai yoldan alacağa mahsuben davalı ... adına ihale edilmesinin sağlandığı, davalılar arasındaki senedin ve icra takibinin muvazaalı olduğu iddiasına dayandığı, davanın halen derdest olduğu anlaşılmaktadır.

İstanbul Anadolu 15. Aile Mahkemesinin 2014/605 Esas ve 2022/117 Karar sayılı dosyasında ise; davacı ... tarafından davalı ... aleyhine mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava açıldığı, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu ve henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar davalı ... tarafından emlak komisyonculuğu yapması nedeniyle yatırım amaçlı olarak bedeli banka kanalıyla ödenmek suretiyle dava konusu taşınmazın satın alındığı iddia edilmiş ise de İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/55 Esas sayılı dosyasına konu olaylar da göz önüne alındığında davalı ...'ın, davalı ...'in mal kaçırma iradesinden haberdar olduğu, yine davalı ... ile davalı ...'ın aynı zamanda oğlu olan vekili Av. ... arasında kira ilişkisinin bulunduğu dikkate alındığında davalı ...'ın da davalı ...'in mal kaçırma iradesini bilebilecek durumda olduğu, dolayısıyla dava konusu taşınmazın davalılar ..., ... ve ... arasındaki devirlerin muvazaalı olduğu kanaatine varılmıştır.

Şu durumda mahkemece, dava konusu olan İstanbul İli, Ataşehir İlçesi, Küçükbakkalköy Mahallesi, 1886 ada 5 parsel 149 nolu bağımsız bölüm yönünden davalılar ..., ... ve ... arasındaki satış işlemlerinin muvazaalı olduğunun kabulü ile mal rejiminin tasfiyesine ilişkin açılan İstanbul Anadolu 15. Aile Mahkemesinin 2014/605 Esas ve 2022/117 Karar sayılı dosyasının sonucunun beklenilmesi ve davacının bir alacağının olduğunun kesinleşmesi halinde 6098 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi gereğince İİK’nın 283 üncü maddesinin birinci fıkrası kıyasen uygulanarak davalılar ..., ... ve ... arasında gerçekleşen taşınmaz devrine ilişkin tasarrufun iptali ile davacı yararına hükmedilecek katılma alacağı ve fer’ileriyle sınırlı olmak üzere dava konusu taşınmaz üzerinde davacıya haciz ve satış yetkisi verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.

b. Dava konusu araç yönünden yapılan incelemede; dava konusu ... plakalı aracın davalı ... tarafından 14.02.2013 tarihinde...ya, bu kişi tarafından 05.03.2013 tarihinde ...'a, 28.03.2013 tarihinde de...tarafından davalı ... Gıda İnş. Taş. Elk. ve Tic. Ltd Şti'ye, davalı şirket tarafından 25.06.2013 tarihinde...'a, ... tarafından 11.09.2014 tarihinde ... tarafından da 15.06.2015 tarihinde...'e satıldığı, davacı tarafından aracı satın alanlardan yalnızca davalı şirketin davaya dahil edildiği, davalı ... tarafından aracın satıldığı ... ile aracı davalı şirkete satan ...'ın davaya dahil edilmediği anlaşılmaktadır.

Davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz. Genel hükümlere tabi olan 6098 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi uyarınca muvazaa hukuksal nedenine dayalı davalarda hem devredenin hem de son kayıt malikinin davada taraf olarak gösterilmesi, bu anlamda husumetin her ikisine de yöneltilmesi gerekmektedir.

Şu durumda mahkemece; dava konusu aracın davalı şirkete devir işlemlerini gerçekleştiren ... ile ...'ın davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra araca ilişkin talep yönünden toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

2. Bozma nedenine göre davalı ... vekilinin temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.

VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1/a ve b) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya ve davalı ...'e iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine

13.05.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/13010, K. 2024/4577, T. 13.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-13010-e-2024-4577-k-61fda4451fa0