Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/1192 E. 2023/10152 K. – Maddi Tazminat

Konu: Maddi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1192
Karar No
2023/10152
Karar Tarihi
Konu
Maddi Tazminat

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1255 E., 2022/1728 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi / Davacı Vekilinin İstinaf Talebinin Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/620 E., 2021/274 K. Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.09.2014 tarihinde müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası neticesinde müvekkilinin bedensel zarara uğradığını, kazaya sebebiyet veren tırın plakası alınamadığından zarardan davalı Güvence Hesabı'nın sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK'nın 107 nci maddesi kapsamında bedensel zarar miktarının tespit edilerek artan maluliyeti nedeniyle şimdilik bakiye 1.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum tarafından 27.11.2017 tarihinde davacıya 9.702,00 TL ödeme yapıldığını ve müvekkili kurumun ibra edildiğini, KTK'nın 111/2 nci maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının maluliyetinin arttığı iddası ile bakiye tazminat için Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2016/E.4008 sayılı numarası ile başvuruda bulunduğunu ve 2016/K.17455 sayılı ilam ile müvekkili kurum aleyhine 87.395,00 TL tutarında maluliyet tazminatına hükmedildiğini, bu kararı İtiraz Hakem Heyetine taşıdıklarını ancak İtiraz Hakem Heyet'inin 20.12.2016 tarihli 2016/İHK-3442 sayılı ilamı müvekkili kurumun sorumluluğunun 57.174,00 TL olarak tespit edildiğini, bunun üzerine hükmedilen tutarın İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü'nün 2016/15527 sayılı dosyasına işlemiş faiz ve tüm ferileri ile birlikte 82.988,70 TL olarak ödendiğini, davacı tarafa tüm ödemeler yapılarak sorumluluklarını yerine getirdiklerini, Sigorta Tahkim Komisyonu 2016.E.4008, K -2016/17455, 2016/İ-299, 2016/İHK-3442 kararı ile İtiraz Hakem Heyetinin 03.06.2017 tarih ve 2017/İHK-2360 sayılı kararının hukuken bir kesin hüküm olduğunu, bu nedenle aynı konuda yeni bir dava açılamayacağını, dava konusu kazadaki kusur oranlarının ve davacının maluliyet oranının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili kurumun sorumluluğunun kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, hesaplanacak tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davacı tarafın ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... davacının 2016/E.4008 sayılı dosya üzerinden başvuruda bulunduğu, hakem heyetinin 20.02.2016 tarih ve 2016/K.17455 sayılı ilam ile 87.395,00 TL'nin tahsiline karar verdiği ancak Güvence Hesabı'nın itirazda bulunması üzerine İtiraz Hakem Heyeti'nin 20.12.2016 tarih ve 2016/İHK-3442 sayılı ilamı ile 57.174,00 TL'nin tahsiline karar verildiği ve başvurucunun bu karar aleyhine temyiz yoluna başvurmaması nedeniyle kararın kesinleştiği, kesinleşen kararın İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü'nün 2016/15227 sayılı dosyası üzerinden takibe konulduğu ve infaz edildiği, daha sonra davacının ikinci sefer 10/03/2017 - 2017/E.14036 başvuru sayılı dosya üzerinden Sigorta Hakem Heyetine başvurduğu ve Sigorta Hakemliğince verilen 15/05/2017 - K.2017/20219 sayılı karar ile daha önceki kararın kesinleşmiş olması nedeniyle istemin reddine karar verildiği, başvurucunun bu karar aleyhine 29/05/2017 - 2017.İ.2113 sayı üzerinden itirazda bulunması üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 03/06/2017 - 2017/İHK-2360 sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncı maddesinin 12 nci bendi kapsamında Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından hüküm altına alınan 87.395,00 TL'nin itiraz üzerine verilen karar ile 57.174,00 TL'ye düşürülmesine yönelik İtiraz Hakem kararına bu kararın 40.000,00 TL'nin üzerinde olduğu için temyiz kanun yoluna başvurulması mümkün olduğu halde başvurucu tarafından kanun yoluna başvurulmamış olması nedeniyle kararın kesinleştiği ve nitekim komisyona yapılan ikinci başvurunun da yine kesin hüküm nedeniyle reddedilmiş olduğu ve bu karar aleyhine de kanun temyiz yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; artan maluliyetin yeni durum ve olgu olarak ayrı bir davanın konusu olabileceğini, artan maluliyet konusunda araştırma yapılmadığını belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen 25.10.2016 tarihli bilirkişi kurulu raporu, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nin 03.06.2017 - 2017/İHK-2360 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; somut uyuşmazlıkta, HMK'nın 303 üncü maddesinde düzenlenen maddi anlamda kesin hükmün koşullarının oluştuğu, davacının yaralanmasının niteliği (sağ femur kırığı) ve 25.10.2016 tarihli bilirkişi kurulu raporu dikkate alındığında olayda artan bir maluliyetin oluşmasının da mümkün olmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyetin artarak %37,2'ye çıktığını, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun %22 maluliyet oranına istinaden karar verdiğini, artan maluliyet nedeniyle ek tazminat talebinde önceki kararların kesin hüküm oluşturmayacağını savunarak kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, çift taraflı trafik kazası sonucu oluşan maluliyetin artması nedeniyle talep edilen bakiye tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Kanun'un 85, 89, 90, 91 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maluliyet tazminatı istemine ilişkindir. Davacı taraf, davaya konu kazadaki yaralanmadan kaynaklanan maluliyetin zaman içinde arttığı (gelişen durum olduğu), maluliyetin % 22'den % 37,2'ye yükseldiği iddiasıyla eldeki davayı açmış; İlk Derece Mahkemesi tarafından davacının daha önce de artan maluliyet iddiası ile Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde dava açtığı ve bu davada kesin hüküm nedeniyle verilen red kararının kesinleştiği gerekçesiyle ve kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; davacının istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir. Davacı, mahkeme kararına gerekçe yapılan sigorta tahkim dosyasındaki talebin maluliyetin % 14'ten % 22'ye yükselmesi (maluliyetin % 8 oranında artması) nedenine dayandığını, eldeki davada ise maluliyetin daha da arttığını ileri sürmektedir. Davacı iddiasında geçen sigorta tahkim dosyası dosya içinde bulunmamaktadır. Maluliyette ortaya çıkan her artış (gelişen durum) yeni bir olgu olduğundan, birbirinden farklı olduğu iddia edilen artışlardan biri için verilen kararın başka bir artış olgusuna ilişkin davada kesin hüküm oluşturmayacağı gözetilmelidir. Açıklanan nedenlerle; kesin hüküm oluşturduğu gerekçesine dayanılan sigorta tahkim dosyasının dosyaya kazandırılması ile o davadaki maluliyet artışı iddiasının dayanağı rapor da dikkate alınarak, eldeki davaya konu maluliyet artışı (yeni olgu) iddiasının dayanağı olan rapordaki arazların irdelenmesiyle davacının maluliyet oranının % 22'den % 37,2'ye yükselmesinin nedenleri üzerinde duran ve bu artışın maluliyette gelişen durum (artış- yeni olgu) olup olmadığını özel olarak inceleyen maluliyet raporu alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi için kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama yönündeki kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/1192, K. 2023/10152, T. 03.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-1192-e-2023-10152-k-68d83d318a12