Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/11405 E. 2025/4395 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11405
Karar No
2025/4395
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/317 E., 2023/223 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen muvazaalı işlemin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat .... geldiler. Taraflar vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 17.03.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının müteveffa kardeşi ...'ı satın aldığı evde oturtmaya başladığını, evin iaşesini, faturalarını ve diğer giderlerini babası ... ile birlikte karşıladığını, bunun nedeninin rahmetli ağabeyinin son yıllarda çalışamamış olmasından kaynaklandığını, ağabeyinin eşi ile de ailevi sıkıntılar yaşadığını, babalarının onayı ve isteği üzerine evin tapusunu 22.08.2002 tarihinde ağabeyi ...'a devrettiğini, ağabeyinin 13.07.2018 günü ani bir rahatsızlık sonucu vefat ettiğini, müteveffa ağabeyin taşınmazı 09.06.2010 tarihinde ....'a, 15.03.2012 tarihinde ...'a, 07.11.2012 tarihinde ....'a ve 26.09.2017 tarihinde de yine kendi üzerine aldığını, yapılan işlemlerin muvazaalı bir işlem olduğunu, ağabeyinin evi almaya gücü olmadığı gibi müvekkilinin de bu evi satmaya ihtiyacının olmadığını, ağabeyin vefatından sonra mirasçıların evin intikalini 28.08.2018 tarihinde kendi üzerine yaptırdıklarını, yapılan işlemin satış işlemi gibi gözükse de tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığını, işlemin iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek, davalılar üzerine kayıtlı Kayseri İli .... İlçesi ... Mahallesi 1591 ada 1828 parsel zemin kat 2 nolu bağımsız bölüm nolu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının herhangi bir hukuki dayanağının olmadığını ve kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafça evin ihtiyaçlarının babası ve kendisi tarafından karşılandığını beyan etmişler ise de bunun doğru olmadığını, evin ihtiyaçlarını müteveffa ...'ın kendisinin karşıladığını, davacının iddialarının tanık ile ispatının mümkün olmadığını, ancak yazılı delil ile ispat edileceğini, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2019 tarihli ve 2018/351 Esas, 2019/84 Karar sayılı kararıyla; davanın taraf muvazaasına dayalı tapu iptal tescil davası olduğu, bu durumda, muvazaanın varlığını iddia eden davacı tarafın bu iddiasını, yazılı delille kanıtlanması gerektiği, davacı tarafın iddiasını kanıtlar biçimde yazılı delil sunamadığı gibi, dava dilekçesinde yemin deliline de açıkça dayanmadığı, her ne kadar, davacı taraf ön inceleme duruşmasından sonra sunmuş olduğu dilekçede yemin deliline dayanmış ise de, hukuk usulü mevzuatımıza göre, ancak dilekçeler aşamasında delil bildirilebildiği, dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra delil bildirilemeyeceği, bir an için davacı tarafın yemin deliline dayanmış olduğu düşünülse dahi, sözleşmenin tarafı davalıların murisi olduğundan, yemin teklif edilecek kimsenin de davalıların murisi olduğu, davalıların murisinin ise, yemin teklif edilmeden önce vefat ettiği, davacı tarafın muvazaa iddiasını yazılı delillere kanıtlamayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ve 2019/1013 Esas, 2021/1609 Karar sayılı kararıyla; davacının dava konusu taşınmazı kardeşi ...’a muvazaalı devrettiğini iddia ederek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunduğu, davacının kendi muvazaasına dayalı davasını 05/02/1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda yazılı delil ile ispat edemediği, davacının yemin deliline dayanmadığı, dava konusu taşınmazın ilk temlikinin yapıldığı davalılar murisi ...’in sözleşmenin tarafı olup dava tarihi itibariyle ölü olduğu belirlenmek suretiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında ve hükmün kuruluş biçiminde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 25.05.2022 tarihli ve 2021/10412 Esas, 2022/4101 Karar sayılı ilamı ile;"... 3.2.2. Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca, gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda dava değerinin gayrimenkulün değerine göre belirleneceği öngörülmüştür. Dava değerinin belirlenmesinde taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanacak gerçek değerinin esas alınacağı kuşkusuzdur. Aynı Yasa'nın 30. maddesi ise “Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılıyorsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinde (HMK 150) gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” şeklinde, 32. maddesi ise; “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. 3.2.3. Harçlar Kanunu'nun uygulaması kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereken bir husustur. 3.2.4. Hal böyle olunca, dava konusu taşınmaz başında keşif yapılarak Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca taşınmazın dava tarihindeki değerinin belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın muvazaa iddiasını yazılı delillere kanıtlamayamamış olup, 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/29 Esas sayılı dosyasının keşif tutanağında eldeki dosyada davalı olan ...'ın tanık olarak ifade verdiği ve bu ifadesinde dava konusu vakıayı ikrar ettiği belirtilmiş ise de yapılan incelemede davalının tanık ifadesinde dava konusu vakıayı ikrar etmediği; "bizim olan evin" "bize ait olan taşınmazın" şeklinde beyanda bulunduğu evin alınmasında davacının kendisine borç verdiğini beyan ettiğinin görüldüğü, bu durumun davacının iddia ettiği şekilde bir ikrar ifade etmediği, muvazaa iddiasını doğrulamadığı, satışın gerçek bir satış olduğunu ifade ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının 11.08.1998 tarihinde kendi adına satın almış olduğu dava konusu evde, kardeşi ...’ı oturtmaya başladığını, evin iaşesini ve faturalarını ve diğer giderlerini de işbu dava sırasında vefat eden babası ... ile birlikte karşıladıklarını, bunun sebebinin ise müvekkilin ağabeyinin son birkaç yıl hariç düzenli çalışamamış olduğunu, davacının eşi ile arasında ailevi sıkıntılar çıktığında, eşin ağabeyinin evden çıkmasını isteyebilir, sorun olabilir diye babaları ...’ın isteği ve zorlamasıyla evin tapusunu ileride geri iade edilmek üzere 22.08.2002 tarihinde ağabeyi ...’a devrettiğini, ...'ın 13.07.2018 günü ani bir rahatsızlık sonucu vefat ettiğini, davacı ile müteveffa ağabeyi ... arasındaki bu işlemin muvazaalı bir işlem olduğunu, müteveffa ağabeyinin bu evi almaya gücü olmadığı gibi müvekkilinin de bu evi satmaya ihtiyacı olmadığını, müteveffa ...'in mirasçılarının evin intikalini 28.08.2018 tarihinde kendi üzerlerine yaptıklarını, görünürdeki satış işlemi tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığından baştan sakat iptal edilmesi gereken bir işlem olduğunu, hileye dayalı olarak da değerlendirme yapılmak suretiyle tapu iptal ve tescili kararının verilmesi gerektiğini, yemin deliline de dayanıldığını, davalıların kesinleşen Mahkeme kararı uyarınca tayin edilen vekalet ücretini kanun yoluna başvurmadan icra yoluyla tahsil ettiklerini, dolayısıyla kanun yoluna başvurmayan taraf lehine vekalet ücretinin değiştirilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19. maddesi. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/11405, K. 2025/4395, T. 17.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-11405-e-2025-4395-k-a4e25e3f6106