Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/10794 E. 2024/34 K. – tasarrufun iptali

Konu: tasarrufun iptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10794
Karar No
2024/34
Karar Tarihi
Konu
tasarrufun iptali

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/433 E., 2023/202 K. DAVA TARİHİ : 14.05.2013 HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya direnme kararı verilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme kararında yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiş olup, verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının yeniden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bu defa bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... hakkında takip başlatıldığını, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı dava konusu taşınmazını 22.03.2013 tarihinde diğer davalı ...'na sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın görülebilmesi için gerekli aciz belgesinin olmadığını, taşınmazın ipotekli olduğundan davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; aynı yönde savunma yaparak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 23.09.2014 tarihli ve 2013/252 Esas, 2014/375 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmaz yargılama sırasında borçlunun bir başka borcu nedeni ile satılmış olup, davacı talebini istirdat olarak devam ettirmeyeceğini bildirdiğinden davanın konusu kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 09.05.2017 tarihli ve 2015/4885 Esas, 2017/5236 Karar sayılı ilamı ile; "...HMK’nun 333/1.maddesine göre davanın konusuz kalması sebebiyle, davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderinin takdir edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda, mahkeme, davanın açılmasına davalıların sebep olduğunu belirtmiş ise de, bu gerekçesini somut bulgulara dayandırmadığı gibi bu davanın görülmesi için gerekli koşulların dava konusu olayda gerçekleşip gerçekleşmediği kısaca davanın haklılık durumu gereği gibi tartışılmadan karar verilmiştir. Bu halde, mahkemece tarafların haklılık durumları değerlendirilerek, yargılama giderinin haksız olan tarafa yükletilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Verilen Direnme Kararı 1.Mahkemenin 19.12.2017 tarihli ve 2017/411 Esas, 2017/424 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmaz yargılama sırasında borçlunun bir başka borcu nedeni ile satılmış olup, davacı talebini istirdat olarak devam ettirmeyeceğini bildirdiğinden davanın konusu kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına, davalıların, dava açılmasına neden oldukları ve yargılama aşaması gereği yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu bulundukları gerekçesiyle de kararda direnilmesine ve yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 27.02.2018 tarihli ve 2018/655 Esas, 2018/1386 Karar sayılı ilamı ile; "...Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davası sonucu mahkemece verilen hükmün Dairemizce bozulması üzerine, verilen direnme kararına ilişkin olup, dairemizce verilen 09.05.2017 gün ve 2015/4885 E. 2017/5236 K. sayılı bozma kararı usul ve yasaya uygun bulunmuş olup mahkemece verilen direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 6763 sayılı Kanun'un 43. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’nin 373. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmesine" gerekçesi ile dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmiştir. 4.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.06.2021 tarihli ve 2018/(17)4-452 Esas, 2021/756 Karar sayılı ilamı ile; "...yerel mahkemece; davada konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davanın açılmasına davalı taraf sebebiyet verdiğinden yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, davalı ... vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece; HMK’nın 331 inci uyarınca mahkemece tarafların haklılık durumlarının yeterince tartışılmadığı belirtilerek, bu kapsamda değerlendirme yapılması ve yargılama giderinin haksız olan tarafa yükletilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş; mahkemece bu kez “…davacının dava dışı şirketle kredi sözleşmesi yaptığı, davalı ... de o sözleşmeye müşterek borçlu/ müteselsil kefil olarak imza atarak borçlandığı, borcun ödenmemesi üzerine diğer davalının da davaya konu taşınmazı satın almak suretiyle İİK'nın 277 nci maddesinde ifade edilen tasarrufun iptali davası şartlarını her iki davalının oluşturduğu, davacının da bunun üzerine davayı açtığı, bu duruma göre tasarrufun iptali davalarında borçlunun, borcunu ödememesi ve borcun doğumundan sonra tasarrufta bulunması bu davanın açılmasına yeterli nedenler olduğu, aciz belgesinin her zaman temin edilebilecek belgelerden olduğu, Yargıtay aşamasında dahi sunulabileceği kabul edilmiş olduğundan burada dava açılmakla davacı haklı duruma düştüğünden, hükümde davacının haklı olduğu açıklanmasının yeterli olacağı, her davanın dava tarihi itibariyle değerlendirildiğinden tarafların haklılık durumu da dava tarihi itibariyle tartışıldığı …” gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. 20. Görüldüğü üzere, İlk Derece Mahkemesince direnme kararında ilk karardan tamamen farklı bir gerekçeye dayanılarak hüküm kurulmuştur. 21. Bu durumda, mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. 22. Hâl böyle olunca; kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kurulu'na değil, Özel Daireye aittir. Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir." gerekçesi ile dosya temyiz itirazlarının incelenmesi için Dairemize gönderilmiştir. 5.Dairemizin 07.02.2022 tarihli ve 2021/23677 Esas, 2022/1669 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda, dava dayanağı takip dosyasında İİK'nun 105 inci maddesinde belirtildiği şekilde borçlu ...’in adresinde yapılmış bir haciz bulunmadığı gibi İİK'nun 143 üncü maddesinde belirtilen aciz belgesi de sunulmamıştır. Bu durumda, davalı borçlunun aciz hali ispatlanmamış olduğundan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dayanağı takip dosyasında İİK'nun 105 inci maddesinde belirtildiği şekilde borçlu ...’in adresinde yapılmış bir haciz bulunmadığı gibi İİK'nun 143 üncü maddesinde belirtilen aciz belgesi de sunulmadığı, bu durumda, davalı borçlunun aciz halinin ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın ön koşul yokluğundan reddine, yapılan yargılama giderlerinin davanın açılmasında haksız olan davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı borçlunun güncel mernis adresi tespit edilerek hacze gidildiğini, ancak haciz adresinde adresin mali müşavirlik ofisi olarak kullanıldığının ve borçlunun tanınmadığının tespit edildiğini, davalının kendisiyle ilgili olmayan adresleri mernis adresi olarak gösterdiğini ve borçlarından bu şekilde kurtulmaya çalıştığını, hakkını arayan davacının, dosyada aciz varlığı ispat edilmiş ise de, salt borçluya adresinde ulaşamadığından bahisle bir de üstüne aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderine mahkum edilmesinin hukukla bağdaşmadığını, 05.12.2012 tarihli haciz tutanağının İİK 150/2 gereği geçici aciz vesikası hükmünde olduğunu, tasarrufun iptali davalarında borçlunun, borcunu ödememesi ve borcun doğumundan sonra tasarrufta bulunmasının davanın açılması için yeterli bir neden olduğunu, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin, dava tarihindeki haklılık sebebiyle davalılara yükletilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, her ne kadar bozmadan sonra düzenlenen haciz tutanağının borçlunun mernis adresinde düzenlendiği, yapılan başka hacizlerde de borçlunun bulunamadığı, bu nedenle İİK'nun 105 inci maddesi gereği aciz belgesi niteliğinde kabul edilmesi gerektiği anlaşılmışsa da, dava konusu taşınmazı devralan davalı 3. kişi ...'nun davalı borçlu ...'in mali durumu ile alacaklılarını ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğunun ispatlanamadığı, sonuç olarak konusu kalmayan eldeki davada yargılama giderlerinin haklılığını ispatlayamayan davacı aleyhine hükmedilmesinin doğru olduğu anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/10794, K. 2024/34, T. 08.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-10794-e-2024-34-k-cb363f0e0a92