Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/10530 E. 2024/233 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10530
Karar No
2024/233
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/397 E., 2022/363 K. DAVA TARİHİ : 07.06.2013 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasındaki tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.06.2009 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ... tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi düzenlenen aracın yaya konumundaki ...a çarpması neticesinde davacının eşi olan ...ın vefat ettiğini, bu kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsü Rıfat Özdemir'in kusurlu olduğunun kaza yeri terk bildirim tutanağı, ilgili ceza dosyası ve tanık beyanları ile sabit olduğunu, müteveffanın bu kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusurunun olmadığını, davacıların müteveffanın desteğinden mahrum kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 24.06.2009 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiş; 13.03.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 52.709,80 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olmak üzere bedeni zararlarda azami 125.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, dava konusu alacak talebinin zaman aşımına uğradığını, dava konusu 24.06.2009 tarihli kaza sonrasında hastaneye kaldırılan müteveffanın yapılan tedavi, tetkik ve incelemeler sonucu 03.07.2009 tarihinde taburcu edildiğini, herhangi bir hayati tehlikesi olmayan müteveffanın 03.07.2009 tarihinde hastaneden taburcu edildikten sonra 11.08.2009 tarihinde vefat ettiğini, kaza ile ölüm arasında illiyet bağı kurulabilmesinin mümkün olmadığını, davacının faiz başlangıcına ilişkin taleplerinin kabul edilemeyeceğini belirterek sonuç olarak davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.09.2015 tarihli ve 2014/467 E., 2015/615 K. sayılı kararı ile ıslahla talep edilen davanın kabulü ile 52.709,80 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 03.12.2018 tarih ve 2016/2500 E.-2018/11861 K. sayılı ilamında özetle "...Somut olayda 24.06.2009 tarihli genel adli muayene raporunda; desteğin hayati tehlike geçirmeksizin yaralandığı, genel durumunun iyi, bilincinin açık, sağ tibia ucu kırık şüphesi olduğu ve geçici durum bildiren rapor olduğu belirtilmiştir. 24.06.2009 tarihinde meydana gelen kaza sonrasında hastaneye kaldırılan müteveffa..., yapılan tedavi, tetkik ve incelemeler doğrultusunda 03.07.2009 tarihinde taburcu edilmiştir. Zira bu konuya ilişkin uzman doktor tarafından tanzim edilen ve dosyada mübrez 2.358.240 işlem numaralı ... Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesinin Yatan Hasta Bilgi Formu’nun (Epikriz Raporu) günlük notlar başlıklı bölümünde, “Sağ tibia kırığı nedeni ile 29.06.2009 da opere edilmiş, 03.07.2009 tarihinde pansumanı yapılan ve problem izlenmeyen hastanın önerilerle taburcusuna karar verildi.” şeklinde yer alan ibareden de hastanın kaza sonucunda iyileşip taburcu edildiği anlaşılmaktadır. Müteveffa...’a ait olan ölüm belgesinde, ölüm nedeni olarak “evde düşme” ibaresi yer almakta ve ölüm şeklinin trafik kazası değil, doğal ölüm şekli olduğu ifade edilmektedir. Bu durumda dava dosyasında mevcut olan bu raporlar da değerlendirilerek, 03.07.2009 tarihinde taburcu olduktan yalaşık bir buçuk ay sonra, 11.08.2009 tarihinde ...ın vefatı ile söz konusu kaza arasında uygun illiyet bağı olup olmadığının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumuna (ATK) gönderilerek, davalı vekilinin itirazları doğrultusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulundan alınan 23.02.2022 tarihli raporda açıkça hipertansiyonu, diyabetes mellitus hastalığı bulunan kişinin ölümünün künt ekstremite travmasına bağlı ekstremite kemik kırıkları ve gelişen komplikasyonları (ameliyat sonrası hareketsiz kalma, bu sebeple kanın pıhtılaşmasında artma ve akciğer damarlarının kan pıhtısı ile tıkanması) sonucu meydana gelmiş olabileceği, ancak ölüm anına ait herhangi bir tıbbi belge (ekg, röntgen, lab vs) bulunmadığı, zamanında otopsi yapılarak dokularda makroskopik, toksikolojik ve histopatolojik tetkikleri yapılmamış olduğundan, mevcut verilerle kişinin kesin ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediği, kişinin 24.06.2009 tarihinde araç dışı trafik kazasına bağlı yaralanması ile ölümü arasında tıbben illiyet bağı hakkında kesin bir değerlendirme yapılamadığının bildirildiği, müteveffanın ölümü ile kaza arasında uygun illiyet bağı bulunduğunun ispat yükünün davacıya ait olduğu, İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesinden alınıp benimsenen rapora göre desteğin kesin ölüm sebebinin tespit edilemediği, desteğin ölümü ile kaza arasında uygun illiyet bağı bulunduğunun kesin olarak belirlenemediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkeme kararını davacı vekili temyiz etmiştir. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 23.02.2022 tarihli ATK raporunda "kişinin ölümünün künt ekstremite travmasına bağlı ekstremite kemik kırıkları ve gelişen komplikasyonları (ameliyat sonrası hareketsiz kalma, bu sebeple kanın pıhtılaşmasında artma ve akciğer damarlarının kan pıhtısı ile tıkanması) sonucu meydana gelmiş olabileceği" yönünde görüş bildirildiğini, hükme esas alınan ATK raporunda yapılan değerlendirmeler ile tanık beyanlarının birbiri ile uyuştuğunu, müteveffanın geçirmiş olduğu trafik kazasından sonra iyileşemediğini, trafik kazası neticesinde bacağındaki kırıkların kan pıhtılaşmasına sebep olduğunu ve ölüm sebebinin de bu kan pıhtılaşması olduğunun ATK raporu ile de sabit olduğunu, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp çözümlenmesi gerektiğini, ayrıca davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin de maktu olması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan davacı eşin açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 87, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) madde 13/4. maddesi "Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." şeklinde düzenlenmiştir. Mahkemece hüküm fıkrasının 4. bendinde "...davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 7.652,27 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu durumda mahkemece davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak AAÜT'nin 13/4 maddesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 4. bendinde yer alan "7.652,27 TL" ibaresi çıkartılarak yerine "5.100,00 TL." ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/10530, K. 2024/233, T. 10.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-10530-e-2024-233-k-1899bf29b3fe