Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/10190 E. 2024/232 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10190
Karar No
2024/232
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/20 E., 2022/141 K. DAVACILAR : 1. ... 2. ... vekilleri Avukat ... DAVA TARİHİ : 22.07.2014 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri Selami ve ...'nun kızı...nun davacı ...'nin sevk ve idaresindeki araçta yolcu konumunda iken 26.01.2014 tarihinde Erzurum Pasinler karayolunda meydana gelen tek taraflı trafik kazasında hayatını kaybettiğini, kazaya karışan aracın davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, 09.05.2014 tarihinde sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak davalı ... şirketinin bugüne kadar hiç bir ödeme yapmadığını, müteveffanın 14 yaşında olduğunu, iyi bir eğitim alıp yüksek gelir getiren bir işe sahip olacağını, davacıların müteveffanın desteğinden mahrum kaldığını belirterek davacı ... için 10.000,00 TL maddi tazminat, davacı ... için 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini davacı ... için 50.746,86 TL, davacı ... için 71.733,58 TL olarak belirlemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayda davacı ...'nin araç sürücüsü ve aynı zamanda araç işleteni olduğunu, bu nedenle sigortalı araç sahibi olan davacı ...'nin davalıya trafik sigortalı araçta vefat eden kızının desteğinden yoksun kaldığı yönündeki talebinin kabul edilemeyeceğini, tazminat hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2015 tarih 2014/138 Esas, 2015/480 Karar sayılı ilamı ile; davanın kabulü ile davacı ... için 50.746,86 TL, davacı ... için 71.733,58 TL maddi tazminatın 22.07.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2015 tarih 2014/138 Esas, 2015/480 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur. Yargıtay (kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 17.01.2019 2016/4458E.-2019/325K. sayılı ilamında özetle; "1-...Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Görüldüğü gibi zorunlu mali sorumluluk sigortası işletenin 3. kişilere karşı sorumluluğunu üstlenmekte olan bir sigorta türüdür. Davacı ...’nun işleteni olduğu araçta yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen kazada vefat eden Şeyma Nur Tanko, davacı ...’nun kızıdır. Bu bakımdan kendi işleteni olduğu, davalıya trafik sigortalı araçta vefat eden kızının desteğinden yoksun kaldığı yönündeki zararına ilişkin talebini yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler karşısında davalı ... şirketinden tazmin edemeyeceği anlaşılmasına karşın mahkemece davacı ...’nun destekten yoksun kalma zarar talebinin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2-Somut olayda destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında desteğin 14 yaşından itibaren gelir getirmeye başlayacağı varsayılarak tazminat belirlenmiştir. Oysa Daire’nin yerleşmiş uygulamalarına göre vefat eden çocuklar için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken 18 yaşından itibaren gelir getirmeye başlayacağı varsayılarak hak sahibinin destek süresi boyunca tazminat hesaplanmaktadır. Mahkemece, davacı anne ... için belirlenecek tazminat tutarının, desteğin 18 yaşından itibaren gelir elde edeceği kabul edilerek tazminat hesabı yapılması gerekirken, bu bönden hatalı olan bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru değildir. O halde mahkemece hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemece 17.12.2015 tarihinde verilen karar ile, davacının davasının kabulüne, ... için 50.746,86 TL, ... için 71.733,58 TL maddi tazminatın 22.07.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine dair karar verildiği, Yargıtay bozma ilamı ile davacılardan ...'nun kızının kaybından dolayı destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceği, vefat eden çocuklar için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken 18 yaşından itibaren gelir getirmeye başlayacağı varsayılarak davacı anne ... için belirlenecek tazminat tutarının desteğin 18 yaşından itibaren gelir elde edeceği kabul edilerek tazminat hesaplaması yapılması gerektiğinin belirtildiği, bozma ilamı sonrasında alınan bilirkişi raporları ve davacı vekilinin ıslah dilekçesi doğrultusunda davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan alınarak ...'ya ödenmesine, davacı ... yönünden ıslah dilekçesinde talepte bulunulmadığından hüküm kurulmadığı ve davacı sıfatından çıkartıldığı belirtilerek davacı ... yönünden davacının davasının kabulü ile 205.923,58 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... şirketine başvuru tarihi olan 03.03.2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle davalıdan alınarak ...'ya ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; temyize konu dava açılırken müteveffa...nun annesi ... ve babası ...'nun davacı olarak taraf gösterildiğini, ancak 15.12.2022 tarihli kararın gerekçe kısmında ıslah dilekçesinde ... bakımından talepte bulunulmadığından kendisi için hüküm kurulmadığı ve davacı sıfatından çıkarıldığını, hakimin bu şekilde taraf değişikliği yapma yetkisi bulunmadığını, ilk yargılama sonrasında anne ... bakımından hükmedilen 71.733,00 TL'nin yapılan hesaplamada mahsup edilmediğini ve poliçe limitinin dikkate alınmadığını, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapıldığını, ancak Trafik Sigortası Genel Şartları gereği hesaplamada %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini, reddedilen kısım için lehe vekalet ücreti verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve 428 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Bozma ilamına uyulduğu halde bozmanın gereği yerine getirilmemiştir. 2918 sayılı Kanun'un 91 inci maddesine göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının sorumluluk kapsamı işletenlerin, bu Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması ile sınırlıdır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası işletenin motorlu aracın işletilmesi nedeniyle üçüncü kişilere verdikleri zararları poliçe limiti kadar teminat altına aldığı için bir motorlu aracın işletilmesi ile bir kişinin ölümüne neden olmuş ise ölen kişinin desteğinden yoksun kalan kişiler zararlarını zorunlu mali sorumluluk sigortacısından talep edebilirler. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3 maddesinde de bu husus sigorta kapsamının üçüncü şahısların, sigortalının 2918 sayılı Kanun çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlı olduğu şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının amacı, trafik kazaları sonucu üçüncü kişilere verilecek zararların güvence altına alınmasıdır. Sigortalının sorumluluk riski, 2918 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinde belirlenen risktir. Sigortacının sorumluluğu ise işletenin sorumluluğu ile sınırlıdır. İşletenin aile bireylerinin araçta yolcu olmaları durumunda, üçüncü kişi konumunda olup desteğinden yoksun kalanların zararları zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındadır. Bunun yanında aile bireylerinden birinin yolcu olduğu aracın sürücüsünün kusuru nedeniyle ölümü durumunda da işleten, doğan bu zarardan kendisi sorumlu olduğu için işleten, kendi zorunlu mali sorumluluk sigortasından destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyecektir. Somut olayda; davaya konu kazayı yapan aracın, ölen Şeyma'nın babası davacı ... adına kayıtlı olup kaza sırasında aracı davacı ...'nin kullandığı ve zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine göre sigorta sözleşmesinin tarafı bulunduğu ve böylece davacının kaza tarihinde aracın işleteni olduğu anlaşılmaktadır. Şu halde davalı ... şirketinin, işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde teminat altına almasına göre işletenin kendi zararından davalı ... sorumlu olmadığından, davacı ... davalı ... şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyemeyeceğine göre davacı ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 3. Mahkemece bozma öncesi verilen hükümde esas alınan hesap bilirkişi raporu PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniği uygulanarak düzenlenmiştir. Hükmün davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan)17. Hukuk Dairesi'nce, "davacı anne ... için belirlenecek tazminat tutarının, desteğin 18 yaşından itibaren gelir elde edeceği kabul edilerek tazminat hesabı yapılması gerekirken, bu bönden hatalı olan bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru değildir." gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Bozma sonrası mahkemece ek rapor alınmış ancak ek raporda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi uygulanmış, davacı tarafın 29.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınarak hesaplanan tazminat miktarına hükmedilmiştir. Oysa, davacı vekilinin önceki hükmü temyiz etmemiş olması nedeniyle ilk hükümde esas alınan bilirkişi raporundaki veriler ve raporda kullanılan hesaplama yöntemi yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek önceki rapordaki veriler dikkate alınarak, PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğinin esas alındığı (2015 tarihli önceki rapor tarihindeki verilerle hesap yapılan) ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bozma sonrası alınan ve TRH 2010 Yaşam Tablosunun esas alındığı aktüerya hesabı benimsenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/10190, K. 2024/232, T. 10.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-10190-e-2024-232-k-ed98c0d1b46d