Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/10363 E. 2024/884 K. – Maddi Ve Manevi

Konu: Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10363
Karar No
2024/884
Karar Tarihi
Konu
Maddi Ve Manevi Tazminat

ASIL DAVA MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/537 E., 2023/149 K. ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DAVACI : ... vekilleri Avukat ..., Avukat ... ASIL DAVADA DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ..., 2- ... vekili Avukat ..., 3- ... vekilleri Avukat ... DAVA TARİHİ : 19.06.2013 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/369-2020/18 DAVA TARİHİ : 09.10.2020 Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili ve davalı Euro Sigorta A.Ş vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 19.12.2018 tarih ve 2018/1748 E.-2018/12481 K. sayılı ilamı ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararına karşı davacı vekili karar düzeltme yoluna başvurmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 10.07.2020 tarih ve 2019/3501 E.-2020/4713 K. sayılı ilamı ile davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.12.2012 tarihinde davalı ...'nın sevk ve idaresindeki ve diğer davalı ... adına kayıtlı araç ile seyir halinde iken aynı istikamette seyreden dava dışı araç sürücüsü ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile çarpıştığını ve bu araçta yolcu konumunda bulunan müvekkilinin yaralandığını ileri sürerek şimdilik sürekli iş göremezliğinden kaynaklı maddi zararı için 5.000,00 TL'nin davalı ... şirketleri yönünden dava tarihinden (poliçedeki limitle sorumlu olmak kaydıyla) diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan; 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile sigorta şirketi dışındaki davalılardan; müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında dava değerini ıslah ederek sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik talebi olarak 65.978,02 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; kusurun karşı tarafta olduğundan bahisle davanın reddini istemiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; poliçeden dolayı sakatlanma halinde kişi başına azami sorumluluk limiti 225.000,00 TL olup sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, davacının sigortalı araç sürücüsünün kusurunu ve zararını kanıtlaması gerektiğini, kusurun kanıtlanmaması halinde şirketlerinin de sorumluluğu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Dahili davalı Euro (Ege) Sigorta A.Ş. vekili beyan dilekçesinde; sigortalı araç sürücüsüne isnat edilen kusur oranını kabul etmediklerini, kusursuzluk nedeniyle sorumlulukları bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEMECE VERİLEN İLK KARAR Mahkemenin 18.11.2014 tarih ve 2013/529 E.-2014/832 K. sayılı ilamı ile; manevi tazminat talebinden vazgeçilmiş olmakla manevi tazminat talebinin reddine, maddi tazminat talebinin kabulü ile 65.978,02 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tarafların kusur oranları dikkate alınmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, sigorta şirketlerinin poliçe limit miktarı kadar sorumlu tutulmalarına karar verilmiştir. IV. BOZMA Mahkeme kararına karşı davalı ... vekili ve dahili davalı ...Ş vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 19.12.2018 tarih ve 2018/1748 E.-2018/12481 K . sayılı kararı ile; " 1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde davasını sadece yolcu olarak bulunduğu aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ile karşı aracın işleteni, sürücüsü, İMMS'ne karşı yöneltmiş, aleyhine hüküm kurulan ve ayrı tüzel kişiliği bulunan Ege Sigorta A.Ş dava açılırken davalı olarak gösterilmemiş, dahili dava dilekçesinin tebliği suretiyle davaya davalı sıfatıyla dahil edilmiş ve mahkemece hükmedilen tazminattan sorumluluklarına karar verilmiştir. Oysa, Türk hukuk sisteminde hüküm sadece davada taraf olanlara yönelik olarak verilebilir. Bu kural uyarınca, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen taraf, dava açıldıktan sonra ek bir dilekçe ile davaya dahil edilemeyeceği gibi “mecburi dava arkadaşlığı” dışında ıslah yolu ile dahi taraf değiştirilemez. İhbar olunan kimse Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 49 ıncı maddesi vd. (6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK 64. ve 69. maddeleri) uyarınca davada davalı sıfatını kazanamayacağı gibi, bu kişi aleyhine hüküm de kurulamaz. Buna göre, aleyhlerinde davacı tarafından usulen açılmış ve harcı yatırılmış bir dava olmadığı ve davalılar ile aralarında mecburi dava arkadaşlığı olmadığı halde Ege Sigorta A.Ş aleyhine hüküm kurulması doğru görülmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir.2-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden,zorunlu mali sorumluluk sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davalı ... şirketi kazaya karışan sigortalı aracın trafik sigortacısı (ZMSS) sıfatıyla bu aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda oluşan zarardan, kendisine sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacaktır.Somut olayda mahkemece, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna göre davacının yolcu olarak bulunduğu davalı ....'ye zorunlu trafik sigortası ile sigortalı olan aracın kusursuz, karşı aracın % 100 kusurlu olduğunun belirtilmesine göre, sigortaladığı aracın kusursuz olması nedeniyle davalı zorunlu trafik sigortacısı ....'nin sorumluluğu doğmayacağından davanın davalı ... yönünden reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... vekilinin ve dahili davalı ...Ş vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine, bu aşamada gerek görülmemiştir."gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. V.KARAR DÜZELTME VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECi A. KARAR DÜZELTME KABUL KARARI Bozma kararına karşı davacı vekili karar düzeltme yoluna başvurmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 10.07.2020 tarih ve 2019/3501E-2020/4713K sayılı kararı ile; "1-Dosyadaki yazılara, Yargıtay ilâmında belirtilen gerektirici sebeplere göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) geçici 3/2 nci maddesi delaletiyle, 1086 sayılı HUMK.’nun 440 ıncı maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan ve davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazası sonucu yaralanma ve maluliyet nedeniyle sürekli iş göremezlik zararı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Bilindiği üzere Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2 nci maddesinde; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi getirilmiştir.Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu'nun 19.04.2006 gün ve E:2006/4-142, K:229; 05.12.2007 gün ve E:2007/3-981, K:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14-29, K:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15-278, K:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3-462, K:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9-397, K:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1-86, K:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11-344, K:436; 08.02.2012 gün 2011/10-726 E, 2012/57 K; 28.09.2012 gün 2012/3-444 E, 2012/638 K; 16.03.2012 gün 2012/2-97 E., 2012/203 K. sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.Bununla birlikte; Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının da açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Davacı vekili ıslah dilekçesinde "fazlaya ilişkin talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla; müvekkilin maluliyetinden kaynaklı maddi tazminat miktarını davalı ... ve dahili davalı Euro Sigorta A.Ş yönünden 65.978,02 TL'ye yükselterek, bu tazminatın adı geçen şirketlerin kusur oranlarına göre müşterek ve müteselsilen tahsili amacıyla davamızı ıslah ediyoruz." şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece kararın gerekçe kısmında davalı ...'nın kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiş ancak hüküm kısmında tarafların kusur oranları dikkate alınmak suretiyle maddi tazminat talebinin kabulü ile 65.978,02 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte alınmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, sigorta şirketlerinin poliçe limit miktarı kadar sorumlu tutulmalarına karar verilmiştir.Bu durumda, mahkemece yukarıda açıklanan Yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, çelişkili gerekçe ve gerekçe hüküm çelişkisi içeren karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3-Kabule göre de, tarafların kazanın oluşumuna ilişkin 18.12.2012 tarihli kaza tespit tutanağında; ... sevk ve idaresindeki aracın sol yan kısmı ile aynı istikamette seyreden sürücü ... idaresindeki motosikletin ön kısmı ile kavşak içinde çarpışmaları suretiyle meydana gelene kazada davalı sürücü ... ve davacının yolcu olduğu motosiklet sürücüsü ...'ın her ikisinin de kusurlu olduğu rapor edilmiştir.Kahramanmaraş 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/23E - 2013/189K sayılı davasında Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığından rapor alınmıştır. 13.01.2014 tarihli ATK raporunu olayın irdelendiği içerik kısmında" Sanık sürücü ...'nın olay mahalli kavşağa geldiğinde sola dönüş kuralına riayet etmeyerek doğrultu değiştirme manevrasını yanlış yapma kuralını ihlal ettiği ve kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, motosiklet sürücüsü ...'ın kavşaklara yaklaşırken hız azaltmamak kuralını ihlal ederek kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu" belirtilmiş, ancak raporun sonuç kısmına olayda ...'nın asli kusurlu olduğu yazılmış, maddi hata sonucu diğer sürücü ...'ın tali kusurunun sonuç kısmına yazılmadığı anlaşılmıştır. Eldeki davada tarafların kusur oranlarının tespiti için dosya trafikçi bilirkişiye tevdi edilmiş 30.06.2014 tarihli 3. Sınıf Emniyet Müdürü Nadir Telli'nin raporuna göre davalı ...'nın kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu, dava dışı motosiklet sürücüsü ...'ın kusursuz olduğu rapor edilmiştir.Bu ... göre kazanın meydana gelmesinde kaza tespit tutanağı ve ATK raporunun birbiri ile uyumlu olduğu davalı ...'nın asli kusurlu-davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklet sürücüsünün ise tali kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Kahramanmaraş 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/23E.-2013/189K. sayılı kararında 13.01.2014 ATK raporu esas alınarak davalı ... hakkında kazanın oluşumunda asli kusurlu oluğu kabul edilerek taksirle adam yaralamadan mahkumiyet karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir.Yukarıda anlatılanlar ışığında sürücülerin oransal kusurlarının tespiti için asli-tali ayrımına göre Adli Tıp kurumundan rapor alınması gerekirken, dosya içindeki kaza tespit tutanağı ve ATK raporu ile çelişkili olan 13.01.2014 tarihli kusur bilirkişisi raporuna göre davalı sürücünün %100 kusurlu olduğunun kabul edilmesi doğru olmamıştır.Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının reddine 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin maddi tazminat hükmüne ilişkin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 19.12.2018 gün ve 2018/1748 Esas, 2018/12481 Karar sayılı bozma ilamının 2 nolu bendindeki bozma gerekçeleri kaldırılarak yukarıda 2 ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulmasına, tashihi karar peşin harcın karar düzeltme isteyen davacıya geri verilmesine 10.07.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi." gerekçeleriyle bozma kararına karşı davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kısmen kabulü ile bozma kararının 2 nolu bozma gerekçeleri kaldırılarak yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkememece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda "Davacının maluliyetine dair 24.03.2014 tarihli raporunu tek hekimle ve hükme esas alınamayacak nitelikte bulunduğu, ATK 3. İhtisas Dairesi raporu doğrultusunda davacı asilin muayene edilmek üzere maluliyete ilişkin son durumunun tespitine karar verildiği, ancak bu hususta ara kararın yerine getirilmediği ve davacının muayene edilerek son durumunun tespit edilemediği, davacının geçirmiş olduğu kaza nedeni ile her ne kadar 24.03.2014 tarihli ATK maluliyet raporu alınmış ise de, süreç içerisinde yaşamış olduğu rahatsızlığın artıp atmadığı, mevcut durumunu muhafaza edip etmediği veyahut iyileşme nedeniyle maluliyet oranının azalıp azalmadığının tespit edilemediği, davacının gerekli tetkik ve işlemleri yamadığından iş göremezlik durumunun tam olarak belirlenemediği, davacının asgari ücret üzerinden geçici iş göremezlik tazminatı hesaplandığı ve raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu" gerekçesiyle, davacının maddi tazminat talebinin asıl dava yönünden kısmen kabulü ile; davalılar ... ve ...'dan toplam 3.802,49 TL tazminatın (iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri) tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalı ....'den sigortalısının kusuru oranında hesap edilen 570,36 TL tazminatın (iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri) tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen Kahramanmaraş 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/369 Esas - 2020/18 Karar sayılı dosya davalısı Ege Sigorta A.Ş.'den sigortalısının kusuru oranında hesap edilen 3.232,11 TL tazminatın (iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri) tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla birleşen dosya dava tarihinden (09.10.2020) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine davacının manevi tazminat talebinin vazgeçme nedeniyle açılmamamş sayılmasına, karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkeme'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B.Temyiz Sebebleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 25.11.2022 tarihli aktüerya raporunda (sonuç kısmının 4 nolu başlık altında) bozma öncesi (bizzat müvekkili muayene edilerek) alınan maluliyet raporu esas alınarak yapılan hesaplamanın hükme esas alınması gerektiğini, bozma sonrası alınan maluliyet raporuna göre hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 25.11.2022 tarihli aktüerya raporu sonuç kısmının 4 nolu başlık altındaki tespitler incelendiğinde, davalı ...'nin sorumluluğunun 30.089,08 TL, davalı ...Ş'nin sorumluluğunun 170.504,79 TL olduğunun hesaplandığını, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aleyhe olan 25.11.2022 tarihli aktüerya raporu sonuç kısmının 3 nolu başlık altındaki hesaplamaya göre kısmen kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, usuli kazanılmış hakların ihlal edildiğini, İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uymasına rağmen, bozma ilamına konu edilmeyen maluliyeti yönünden yeniden rapor alınmasına karar verilmesi ve alınan yeni maluliyet raporunu hükme esas almasının kabul edilemeceğini, tazminatın düşük hesaplandığını, hesap tekniğine, Yaşam Tablosuna, asgari ücret miktarına itiraz ettiklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıların işleteni, sürücüsü ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu araçların karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen diğer nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılamada, kesinleşen kısımlar hakkında hüküm kurulamaz. Bu nedenle, ilk kararda kabul edilen ve bozma kapsamı dışında bırakılarak kesinleşen hususlar yönünden yeniden hüküm kurularak karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Yalnızca bozulan kısımlar hakkında inceleme yapılarak karar verilmesi gerekir. Zira bozmanın kapsamı dışında kalarak onanan kısımlar usulen kesinleşmiş ve bu yönler taraflar bakımından usuli kazanılmış hak oluşturmuştur. Somut olayda, bozma öncesi mahkemece, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 65.978,02 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tarafların kusur oranları dikkate alınmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, sigorta şirketlerinin poliçe limiti kadar sorumlu tutulmalarına karar verilmiş, karar davalı ... AŞ ve dahili davalı ...Ş tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nce karar davalı ...Ş'nin dahili davalı olarak kabul edilemeyeceği ve davalı ... AŞ yönünden de karşı aracın tam kusurlu olması nedeniyle, bu davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş, karara karşı davacı vekili karar düzeltme yoluna başvurmuştur. Bu kez aynı dairenin karar düzeltme kararı sonucu davalı ...'ye yönelik bozma gerekçesi değiştirilerek, hüküm gerekçe arasındaki çelişkinin giderilmesi ve asli-tali kusur ayrımına göre oransal kusur raporu alınmasıyla sınırlı olarak adı geçen davalı lehine bozulmuştur. Mahkemenin temyize konu yeni kararında ise ilk kararı temyiz etmeyen davalılar ... ve ... yönünden karar kesinleştiği halde bu davalılar yönünden yeniden hüküm kurularak davacı için daha düşük miktarda tazminata hükmedilmesi ve davacının usuli kazanılmış haklarının ihlali suretiyle karar verilmesi doğru olmamıştır. 3. Bozma kararı öncesi yapılan yargılamada, davacının kazadan kaynaklı olarak %22 sürekli ve 45 gün geçici iş göremezliğinin bulunduğu alınan maluliyet raporu ile tespit edilmiş, mahkemece davacının ıslah dilekçesindeki talebi ile bağlı kalınarak bu orana göre belirlenen 65.978,02 TL (sürekli ve geçici iş göremezlik) maddi tazminata hükmedilmiştir. Bozma kararı sonrası mahkemece, yeniden maluliyet raporu alınmış, bu rapora göre sürekli iş göremezlik tespitinin mueyene sonucu belirlenebileceği, ancak mevcut bilgilere göre davacının geçici iş göremezliğinin 4 ay olduğu ve 21 gün geçici bakıcıya muhtaç olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili %22 oranındaki maluliyetinin kesinleştiği ve yeniden rapor alınamayacağı itirazında bulunmuştur. Yukarıdaki bentte izah edildiği üzere karar düzeltme yoluyla verilen bozma kararına göre mahkemenin ilk kararı davalı ...'ye yönelik olarak, hüküm gerekçe çelişkisi ve oransal kusur raporu alınması sebepleriyle sınırlı olarak bozulmuştur. Bununla birlikte aynı davalının daha önceki karara ilişkin olarak davacının maluliyetine yönelik de temyizinin olmadığı gözetildiğinde, davacının %22 sürekli iş göremezliği ve 45 gün geçici iş göremezliğine ilişkin raporun bu davalı yönünden gözetilmemesi, bozma kararı sonrası yeniden maluliyet raporu alınarak buna göre daha düşük oranda tazminata hükmedilmesi, davacının usuli kazanılmış haklarının ihlal edilmesi doğru olmamış kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1-Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın, kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/10363, K. 2024/884, T. 23.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-10363-e-2024-884-k-dcbfe03ea012