Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/10278 E. 2024/162 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/10278
- Karar No
- 2024/162
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/111 Değişik İş, 2022/125 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2021/İHK 4147 DAVA TARİHİ : 04.06.2021 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü/İtirazın Reddi SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : 2021/162115 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya zorunlu trafik sigortalı olan ve müvekkilinin yolcu olduğu aracın tek taraflı kaza yapması sonucunda davacının yaralandığını, davadan önce sigorta şirketine yapılan başvurudan sonuç alamadıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak açtığı davada, şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik ve 1.000,00 TL rapor ücretinin faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Yargılama sırasında dava değerini 78.818,90 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak olarak açılamayacağını, olayda hatır taşıması olduğunu, davacının müterafik kusurlu olduğunu, ceza soruşturması sırasında uzlaştırma yapılıp yapılmadığının araştırılmasını, maluliyet raporunun kabul edilemez olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, avans faizi talep edilemeyeceğini, davacı lehine vekalet ücretinin nispi ücretin 1/5'i oranında verilebileceğini beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...davacının maluliyetini %5 olarak belirleyen raporun ve yargılama sırasında konusunda uzman bilirkişi tarafından yapılan hesabın doğru olduğu" gerekçesiyle, başvurunun kabulü ile 78.818,90 TL'nin 04.06.2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; hesplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faiz yönetminin kullanılması gerektiğini, davacının müterafik kusurlu olduğunu, kazada hatır taşıması olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, maluliyet raporunun kabul edilemez olduğunu, temerrüt tarihinin hatalı olduğunu, davacı lehine vekalet ücretinin nispi ücretin 1/5'i oranında verilebileceğini beyanla kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "....kaza tarihi itibariyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyetini %5 olarak tespit eden raporun ve TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant usulüne göre yapılan hesabın yerinde olduğu, kazada hatır taşıması olduğunu isptalayan delilin bulunmadığı, davacı lehine nispi/tam vekalet ücreti takdirinin yerinde olduğu " gerekçesiyle, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itirazında ileri sürülen sebepler ve resen görülecek nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile adli rapor gideri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 inci, 52 inci ve 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78, 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliği'nin 16 ncı maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda yapılmış gerekçelere; özellikle, maluliyet tespitinin kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre yapılmış olmasına, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zararlara ilişkin tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Yaşam Tablosu'nun kullanılması, ancak Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı iptal kararı da gözetilerek, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'ndaki düzenlemelerin değil Borçlar Kanunu ve Karayolları Trafik Kanunu düzenlemelerinin esas alınmasıyla, hesaplamalarda %1,8 teknik faiz esasının değil progresif rant yönteminin dikkate alınmasının yerinde olmasına, davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir. Bununla birlikte; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma dosyasındaki ifadelerde, davacı, aracın sürücüsü olan arkadaşı Yılmaz'ın alkollü olduğunu ve birlikte Ataşehir'e kurbanlık almaya gittiklerini beyan etmiştir. Yine aracın sürücüsü Yılmaz Erol ise alkollü olduğunu, arkadaşı Can ile kurbanlık almaya gittiklerini ifadesinde belirtmiştir. Dosya kapsamında Adli Tıp raporuna göre sürücü Yılmaz'ın 1.39 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince dosyada hatır taşımasının varlığına dair delil olmadığı ve yine davacının emniyet kemerinin takılı olmadığına dair tespit de bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin hatır taşıması ve müterafik kusur itirazları reddedilmiştir. Ancak varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Şu durumda; davacının, davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı sigorta şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi; akabinde de davacının, araç sürücüsünün alkollü olduğunu bildiği hâlde bu araca kendi isteğiyle bindiği, kazanın oluşumunda alkollü sürücünün kusurlu bulunduğu, yaralanması ile neticelenen kazanın meydana gelmesine, dolayısıyla muhtemel zararı doğuran fiile razı olduğu anlaşıldığından, TBK’nın 52 inci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 3. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; Uyuşmazlık Hakem Heyetince davalı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi ve İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin bu yöne ilişkin itirazının reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2 ve 3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.