Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/9852 E. 2024/6538 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/9852
- Karar No
- 2024/6538
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/951 Esas , 2022/1078 Karar HÜKÜM/KARAR : Ret - Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/128 Esas 2020/894 Karar Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; motosiklet sürücüsü davacı ile davalıya sigortalı araç sürücünün 16.06.2017 tarihinde yaptığı kazada müvekkilinin yaralandığını, her iki sürücünün kazada eşdeğer kusurlu olduğunu, alınacak rapor ile maluliyet oranının belirlenmesini talep ettiklerini belirterek belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davada şimdilik 100,00 TL sürekli iş gücü kaybının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının başvurunun usule uygun olmadığını, maluliyet raporunun bulunmadığını, davacının geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri talebinde bulunmadığını, taleplerin genişletilemeyeceğini, sürücülerin eş değer kusurları olmadığını, Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, ceza dosyasından alınan kusur raporuna göre, taraflara her ne kadar eş değer kusur verilmiş ise de ceza yargılamasının henüz kesinleşmediğini, zararın artmasında davacının koruyucu tertibat kullanmasının neden olduğunu, müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, zararın uzman ve teknik bilirkişiler eliyle hesaplanmasını, temerrüte düşmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 16.06.2017 tarihinde davalıya sigortalı araç sürücüsü ile yaptığı kaza neticesinde yaralandığından bahisle tazminat isteminde bulunduğu, kusur oranlarının belirlenmesi maksadı ile alınan kusur raporunda davacının kazada %100 oranında kusuru bulunduğunun belirlendiği, mahkemece alınan kusur raporu ile ceza mahkemesince alınan kusur raporu arasında çelişki bulunduğundan Karayolları Fen Heyetinden üçlü bilirkişi raporu alındığı ve davacının kazada tam kusurlu olduğuna dair rapor verildiği, davalı şirkete ait araç sürücüsünün kazada kusurunun olmadığının belirlendiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Erbaa 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/385 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan 18.10.2018 tarihli kusur raporu doğrultusunda olayda ... plakalı araç sürücüsü ...'in %50 kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin ise olayda %50 kusurlu bulunduğuna kanaat getirilerek ...'e müvekkile yönelik işlediği taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan ceza verilmesine karar verilmiş olup bu kararın kesinleştiğini, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararı ve o kararın dayanağı maddi vakıaların hukuk hâkimini bağlayacağını belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin olayla ilgili Erbaa 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/385 Esas sayılı dosyada karşı araç sürücüsünün mahkum olduğu ve kararın kesinleştiği, bu hususun hukuk hâkimini bağlayacağından kusur raporunun hatalı olduğu ileri sürülerek kararı istinaf ettiği, kaza tespit tutanağında motosiklet sürücüsü ...'ın şeride tecavüz etme kural ihlalinden asli kusurlu, sürücü ...'in ise kusurunun olmadığının belirtildiği, dava dosyasında trafik bilirkişisinden alınan 30.07.2019 tarihli raporda ...'in %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ceza dosyasından alınan 18.10.2018 tarihli Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporu ile dosyadaki raporlar arasındaki çelişki nedeniyle Karayolları Fen Heyetinden alınan 26.03.2020 havale tarihli kurul bilirkişi raporunda, davalı şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı... plakalı otomobilin sürücüsü ...'in yönetimindeki aracı ile yolun sağını takiben seyretmekte iken karşı yönden gelen motosikletin şerit tecavüzünde bulunarak seyir şeridine girmesi üzerine, bu araç ile kendi şeridi içinde çarpışmış olup olayın oluşumuna etki eden kusurlu davranışı bulunmadığı kanaatine varılmış olmakla olayda kusursuz bulunduğunun bildirildiği, mahkemece aldırılan raporların dosya kapsamına uygun olduğu, davacının kazada tam kusurlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf talebinde ileri sürdüğü nedenler ile kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 16.06.2017 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91,99'uncu maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dosyaya aldırılan kusur raporlarında davacının 16.06.2017 tarihli kazada tam kusurlu olduğunun belirtilmiş olmasına, her ne kadar ceza mahkemesi dosyasında davacı ve davalıya sigortalı araç sürücünün eş değer kusurlu olduğuna dair rapor verilmiş ise de ceza yargılaması neticesinde davalıya sigortalı sürücü hakkında yapılan şikayetten vazgeçilmesi nedeni ile düşme kararı verildiği, davacı hakkında ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.