Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/9627 E. 2024/5565 K. – Kurum Zararından
Konu: Kurum Zararından Kaynaklanan Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/9627
- Karar No
- 2024/5565
- Karar Tarihi
- Konu
- Kurum Zararından Kaynaklanan Tazminat
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2102 E., 2022/853 K. HÜKÜM/KARAR : Ret/Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/420 E., 2021/520 K. Taraflar arasındaki kurum zararından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 12.07.2016 tarih ve 16/555 sayılı tazmin raporu ile davalıların ilgili mevzuat ve Bakanlar Kurulu Kararına aykırı olacak şekilde yüksek lisans/doktora eğitim programlarına katılım sağlayacak ve görev süresi uzatımı yapılacak personelin onaylarını almak üzere İçişleri Bakanlık makam olurunu hukuka aykırı olarak paraf ettiklerinin tespit edildiğini, davalıların ... Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığında görevli oldukları dönemde görevlerinin gereklerini yapmakta ihmal göstererek ilgili mevzuat hükümlerine ve Bakanlar Kurulu Kararına aykırı olarak 24.06.2009 tarihli İçişleri Bakanlığı makamı olurunu imzalarıyla paraf ettiklerini, bu olurla 2009-2010 yılları arasında mevzuata aykırı olarak olurda adı geçenlere ödeme yapılmasına sebebiyet verilerek 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun (5018 sayılı Kanun) 71 inci maddesinde tanımlanan kamu zararına sebebiyet verdiklerini, davalılar tarafından paraf edilen makam oluru ile yüksek lisans eğitim süre onayı en fazla 2 yıla kadar, doktora eğitimi en fazla 3 yıla kadar verilebilmesine karşın mevzuata aykırı olarak doğrudan 4 yıllık yurt dışı eğitim olurunun alındığını belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi gereğince 1.000,00 TL kurum zararının yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sadece büro amiri olarak görev yapmış olduğunu, söz konusu olurlarda hiçbir yetkisinin bulunmadığını, olurlarda müvekkilinin parafının bulunduğunu, imza sahibi olan yetkililerin Emniyet Genel Müdürü, Müsteşar ve İçişleri Bakanı olduğunu, müvekkilinin bu olurlarda sadece basit bir memur olarak kendisine emredilen görevi yaptığını, davacı tarafından müvekkili aleyhine Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/534 Esas sayılı dosyasında başka bir olur için dava açıldığını, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda söz konusu fiillerin kamu zararı oluşturmadığının tespit edildiğini, ayrıca dava konusu 24.06.2009 tarihli Bakanlık olurunun yasaya aykırı bir durumun söz konusu olmadığını, ayrıca ilgili Yönerge uyarınca yüksek lisans eğitiminden doktora eğitimine geçişin mümkün olduğunun ve eğitim süresinin uzatılabileceğinin açıkça düzenlenmiş olduğunu, ortada bir kamu zararı ve hukuka aykırı bir işlemin de bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, yurt dışı görevlendirme olurunun Bakan imzasından sonra yürürlüğe giren idari bir işlem olduğunu, müvekkilinin 24.06.2009 tarihli olur işleminde bürolar amiri olarak parafının bulunduğunu, dava tarihinden 10 yıl önce parafladığı Bakanlık olurunun idari ve hukuki açıdan hukuka uygun ve eksiksiz bir işlem olduğunu, denetim ve teftiş süreleri içerisinde anılan işlemin üst amirler, polis Başmüfettişleri ve Mülkiye Başmüfettişleri tarafından düzenli ve periyodik olarak denetlendiğini ve teftiş edilediliğini, davacının konuya ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, dava konusu işlem ile ilgililere doğrudan 4 yıl yurt dışı eğitim oluru verilmediğini, anılan Bakanlık olurunun Yönetmelik hükümleri doğrultusunda süre uzatımı yapıldığını, Bakanlık olurunun mevzuata uygun ve tamamen görevin gereği olarak alındığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı asıl ... cevap dilekçesinde; ilgili Yönetmelik ve İçişleri Bakanının imzası ile 07.02.2005 tarihinde yürürlüğe konulan Yönerge'de yer verilen bağlayıcı kurallar esas alındığında bir personelin toplamda yüksek lisans ve doktora programları için azami 6,5 yıla kadar eğitim görevine gönderilebilmesinin yetkili makamların takdirinde olduğunu, dava konusu işlemin usul ve hukuka uygun olduğunu, ancak söz konusu olurların iddia edildiği gibi şekil yönünden hukuka uygun değil ise bunun sorumlularının imzalarıyla bu olurlara geçerlilik kazandıran makam sahipleri olabileceğini, 2001 yılından itibaren 12 yıllık dönemde ... Dış İlişkiler Daire Başkanlığinın defalarca mülkiye ve polis başmüfettişleri tarafından idari ve mali yönden denetlendiğini, yapılan teftişlerde yurt dışı onayları ile ilgili en ufak bir uygunsuzluk bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, dava konusu Bakanlık olurunun aslının getirtilerek imza incelemesi yapılması gerektiğini, müvekkilinin binlerce evrağı parafladığını, aradan geçen 9 yıl dikkate alındığında 24.06.2009 tarihli evrağı parafladığını ve evrakta geçen şahısların ismi ile ve evrağın konusunu hatırlamadığını, diğer davalıların FETÖ/PDY'ye aidiyeti ve iltisakı olduğu iddiaları ile kamu görevlerinden ihraç edildiğini ve adli işlem görmüş kişiler olduğunu, müvekkilinin ise bu örgütün çatı davası olarak adlandırılan dosyada müşteki olduğunu, müvekkilinin konumu düşünüldüğünde parafın müvekkiline ait olmamasının kuvvetle muhtemel olduğunu, davacı tarafından iddia edildiği gibi ilgililere doğrudan 4 yıl süre verilmesinin söz konusu olmadığını, dava dilekçesinde kamu zararını oluşturan kalemler, kamu zararının doğuşu vb konularda bir açıklama yapılmadığını, dava konusu olurda müvekkilinin görev bile yapmadığı dönemlere ilişkin yazıların ilgi tutulmuş olduğunun görüleceğini, ilgili tutulan olurlarda ilgili Yönetmeliğin 11 inci maddesine uygun olarak 4 yıllık süreyi aşmadan süre uzatımı verilmiş olduğunun görüleceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. 5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, meydana geldiği iddia edilen zarar ile müvekkilin fiili arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını, müvekkilinin görevini mevzuata uygun olarak yerine getirdiğini, konuya ilişkin yasal düzenlemeler uyarınca yurt dışı yüksek lisans yahut doktora öğrencilerinin eğitim sürelerinin uzatılmasının mümkün olduğunu, bu yetkinin personelin bağlı olduğu Kuruma ait olduğunu, kararın tek bir kişinin inisiyatifinde olmadığını, müvekkilinin işleminin onaya hazırlık işlemi olup, sorumluluğunun doğmamış bulunduğunu, yurt dışı eğitim süresi uzatılan personelin, müvekkilinin daire başkanı olduğu dönemden 6 yıl önce yurt dışına giden personel olduğunu, bu sürelerin uzatılabilmesinin sadece paraf yetkisi olan müvekkilinin kararı ile değil, ilgili genel müdürün teklifi ve müsteşarlık makamının onayı ve Bakan'ın oluru ile gerçekleşmekte olduğunu, müvekkilinin sadece idari bir emri yerine getirdiğini, iddia edilen kamu zararının doğmasında hiçbir hukuki sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı kurumun iş bu dava ile talep ettiği kurum zararını oluşturan idari işlemin, davalıların paraflarından sonraki idari merciler tarafından gerçekleştirilen onaylar neticesinde vücut bulduğu, idare hukukunun genel ilkeleri gereği, yetkili merci tarafından imzalanmayan ve onaylanmayan idari işlemlerin hukuki sonuç doğurmasının da mümkün olmadığı, bu haliyle davalıların dava dışı personele verilen süre uzatım makam oluruna ilişkin olarak, sadece olur işlemlerini yürütmekle görevli bulundukları, süre uzatımlarının Devlet Personel Başkanlığına bildirilmek kaydıyla Bakan oluru ile vücut bulduğu, bu anlamda atılan parafların, yazılı emir uyarınca olur işlemlerini yürütülmesi bakımından makam oluruna arz edilmek üzere atılmış olduğu, atılan parafların idari işleme vücut veren icrai nitelik taşımadığı, davacı kurum bünyesinde oluşan zarardan kaynaklı olarak davalıların sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ... Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 12.07.2016 tarih ve 16/555 sayılı tazmin raporu ile davalıların ilgili mevzuat ve Bakanlar Kurulu Kararına aykırı olacak şekilde yüksek lisans/doktora eğitim programlarına katılım sağlayacak ve görev süresi uzatımı yapılacak personelin onaylarını almak üzere İçişleri Bakanlık makam olurunu hukuka aykırı olarak paraf ettiklerinin tespit edildiğini, davalıların ... Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığında görevli oldukları dönemde görevlerinin gereklerini yapmakta ihmal göstererek, ilgili mevzuat hükümlerine ve Bakanlar Kurulu Kararına aykırı olarak 24.06.2009 tarihli İçişleri Bakanlığı makamı olurunu imzalarıyla paraf ettiklerini, bu onayla 2009-2010 yılları arasında mevzuata aykırı olarak olurda adı geçenlere ödeme yapılmasına sebebiyet verilerek 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi Kontrol Kanununun (5018 sayılı Kanun) 71 inci maddesinde tanımlanan kamu zararına sebebiyet verdiklerini, davalılar tarafından paraf edilen makam oluru ile yüksek lisans eğitim süre onayı en fazla 2 yıla kadar, doktora eğitimi en fazla 3 yıla kadar verilebilmesine karşın mevzuata aykırı olarak doğrudan 4 yıllık yurt dışı eğitim olurunun alındığını, ilgililere hukuka aykırı olarak doğrudan 4 yıllık yurt dışı eğitim oluru alınmış olmasına karşın davalıların görev süresi uzatılacak personelin olurlarının gereği gibi incelenmediğini, üst makamların bilgilendirilmediğini, mevzuata aykırı süre uzatımı ve görevlendirme olurlarının alınmasını sağladıklarını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ilgili yönetmelik ve yönergenin süre uzatımına ilişkin düzenlemeleri dikkate alındığında, doktora düzeyindekilere bir yılı, yüksek lisans düzeyindekilere altı aya kadar süre uzatımı verilebileceğinin kabul edilmiş olduğu, buna göre yüksek lisans öğrenimi bakımından 2,5 yıl, doktora öğrenimi görenler bakımından 4 yıl olmak üzere toplam 6,5 yıllık bir sürenin öngörülmüş olduğu, bu süreler dikkate alındığında dava konusu olay yönünden dava dışı personellere yönelik süre sınırının aşılmamış olduğunun anlaşıldığı, yurt dışında eğitim alan personele yapılan ödemelerde davalıların bir usulsüzlük yaptıklarına ilişkin tespit bulunmadığı, anılan dönemde idare tarafından bu uzatmanın olağan şekilde uygulandığı, kaldı ki kurum personelinin doktora sürelerinin 4 yıl olarak uygulanmasına ilişkin idari işlemde davalıların karar verici konumda bulunmadıkları, yurt dışına gönderilen personellere ilişkin davacı kurumun işleyişi ve önceki uygulamaları doğrultusunda yapılan işlemi paraf etmek suretiyle amirlerine sundukları, işlemin geçerliliğinin üstleri tarafından uygun görülmesi ve imzalanmasına bağlı olduğu, davalıların yapılan idari işlemde üstlerini yanıltıcı bir belge ya da sahte bir evrak kullandıklarının iddia edilmediği, bu itibarla davalıların kasıt, kusur veya ihmali işlem ve eylemleri ile davacı kurumu zarara uğrattıklarının ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalıların ilgili mevzuat ve Bakanlar Kurulu Kararına aykırı olacak şekilde yüksek lisans/doktora eğitim programlarına katılım sağlayacak ve görev süresi uzatımı yapılacak personelin onaylarını almak üzere İçişleri Bakanlık makam olurunu hukuka aykırı olarak paraf ettiklerinden bahisle oluşan kamu zararının tahsiline ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 ve 74 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Dosya kapsamından; davalı ...'in olay tarihinde ... (EGM) Dış İlişkiler Daire Başkanlığında görevli daire başkanı, ...'ın başkan yardımcısı, ...'in şube müdürü, ...'un Bürolar Amiri ve ...'ın ise Büro Amiri olduğu, davanın dayanağı olan tanzim raporu ile 24.06.2009 tarihli İçişleri Bakanlığı makam oluru işleminin davalılar tarafından hukuka aykırı olarak paraf edildiğinin ve bu nedenle davacı kurumun zarara uğradığının tespit edildiği, eldeki davada meydana geldiği iddia edilen kurum zararının tazmininin talep edildiği, ayrıca anılan tazmin raporuna istinaden davalılar hakkında Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/637 Esas sayılı dosyası ile görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalılar ... ve ... yönünden zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine, davalılar ..., ... ve ...'un ise beraatine karar verildiği, verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulduğu ve kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Yine davalılar hakkında 24.06.2009 tarihli İçişleri Bakanlığı makam oluruna dayalı olarak Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/534 Esas sayılı dosyası ile görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı ve yargılamanın hâlen devam ettiği görülmektedir. 6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 Esas, 2014/1091Karar). Davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak davalıların görevi kötüye kullanma suçundan yargılandıkları Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/637 Esas sayılı dosyasının henüz istinaf incelemesinin sonuçlanmadığı ve düşme ile beraat kararlarının kesinleşmediği; Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/534 Esas sayılı dosyasında ise yargılamanın halen devam ettiği anlaşılmaktadır. Dava konusu olayın özelliği nedeniyle ceza davalarının sonucunun eldeki davayı etkilemesi söz konusudur. Açıklanan nedenle, ceza mahkemesindeki davaların kesinleşmesi beklenilmeli, kesinleşmiş ceza kararları da değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 2. Bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.