Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/9594 E. 2023/10010 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/9594
- Karar No
- 2023/10010
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/181 - 2021/1246 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın usulden reddine dair verilen kararın Dairece bozulmasına karar verilmiş; bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı dahil hiç kimseye borçlu olmadığını, buna rağmen davalı tarafın birden fazla kez haksız haciz yaparak müvekkilini zarara uğrattığını, yine bu hacizlerden birinde müvekkili şirkete ait iş yerine 07.06.2012 tarihinde Bursa 8. İcra Müdürlüğünün 2012/6562 sayılı takip dosyasından alınan talimatla Ümraniye 3. İcra Müdürlüğünün 2012/1666 talimat sayılı dosyasıyla haksız yere hacze gelindiğini, davacının haciz baskısı altında borçlu olmadığı 6.707,19 TL miktarında parayı tahsil ettiğini, müvekkili şirketin tam satış sırasında bilgisayarları kaldırılmasın diye ihtirazi kayıtla bu parayı ödemek zorunda kaldığını, söz konusu borcun müvekkili ile ilgisi olmadığını belirterek, maddi ve manevi zararlarının davalıdan tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif dava ehliyeti olmadığını, istirdat davasını sadece icra dosyasındaki borçlunun açabileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 22.04.2014 tarih ve 2013/817 Esas, 2014/104 Karar sayılı kararıyla; "...1-Görevle ilgili göreve ilişkin kurallar HMK 1 maddesi uyarınca kamu düzeninden olup; yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gereken hususlardan olmakla; dava dilekçesinin mahkememizin görevsizliği nedeniyle REDDİNE, 2-Yasal süre içinde başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafın derdestlik husumet ve zamanaşımı itirazlarının görevli mahkemece değerlendirilmesine, ..." karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 28.01.2016 tarih ve 2015/14896 Esas, 2016/1211 Karar sayılı ilamıyla, "... 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan Kanun maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gereklidir. Dosya içeriğinden; davanın, taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde yapılan haciz işlemlerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmesinden kaynaklanmasından dolayı yukarıdaki kanun hükmü gereği bu davaların görülme yeri Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Şu halde, mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile görevsizlik yönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 05.06.2018 tarih ve 2017/149 Esas, 2018/541 Karar sayılı kararıyla, "...1-Borçtan kurtulanın Aydoğdular Yapı Market San. ve Tic. Ltd. Şti. olup, borcu ödemiş olan 3. şahsın takip alacaklısına karşı istirdat davası açamayacağından maddi tazminat davasının husumet ve esas yönünden REDDİNE, 2-Davacının manevi tazminat isteminin de yasal koşulları bulunmadığından ve manevi zarar kanıtlanamadığından davacının manevi tazminat talebinin REDDİNE, ..." karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 0106.2020 tarih ve 2019/3068 Esas, 2020/1388 Karar sayılı ilamıyla; "... Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacı Aydoğdular Makine Tesisat İnşaat ve Boru Ekleme Parçaları Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile dava dışı Aydoğdular Yapı Market Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin farklı tüzel kişiliklere sahip oldukları, buna rağmen Bursa 8. İcra Müdürlüğünün 2012/6562 sayılı icra takip dosyası üzerinden gönderilen talimatla Ümraniye 3. İcra Müdürlüğünün 2012/1666 talimat sayılı dosyasıyla davalı Öztürk Yapı Endüstri Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına 07.06.2012 tarihinde davacıya ait iş yerine hacze gelindiği, şirket yetkililerinin haciz baskısı altında icra memurlarına borç miktarı olan 6.707,19 TL'yi ödemek zorunda kaldığı, ancak ödemeyi yaparken haciz zaptına, haciz masrafları ile alacak miktarını iş yerinde haciz işlemi yapılmaması için dosyasına ödediklerini, borcu kabul etmediklerini, ilerde dava açıp geri almak kaydıyla haciz ve muhafazayı önlemek için yatırdırdıklarına dair ihtirazi kayıt düştükleri, buna mukabil, davalı şirketin haciz işleminin dava dışı 3. kişi konumundaki Aydoğdular Yapı Market Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin borcundan dolayı davacı şirketin işyerinde yapılmasına dair haklı ve geçerli bir nedenin varlığını ispat edemediği anlaşılmaktadır. Şu halde; davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı ve aktif dava ehliyeti bulunduğundan, davanın husumetten reddi doğru olmamıştır, her ne kadar mahkemece davanın husumetten ve esastan reddine karar verildiği yazılmışsa da esastan ret gerekçesi de açıkça belirtilip tartışılmaksızın hüküm oluşturulması HMK’nun 297. maddesine de aykırılık teşkil ettiğinden davacıya husumet düşeceği de gözetilerek maddi tazminat talebinin esası incelenip, tüm dosya kapsamı ve delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir...." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla, "...Tüzel kişinin ekonomik faaliyetini yürütürken kazandığı saygınlık, onun kişisel değerleri içinde yer alır. Ticari şeref ve haysiyetin çiğnenmesi, onun ekonomik yaşam içindeki yerini ve durumunu sarsabilir. Ekonomik itibar da tüzel kişinin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsüdür. Tüzel kişinin ekonomik faaliyetleri de toplum tarafından değerlendirilmektedir ve kişilik haklarından olan onur ve saygınlığı onun korunan değerlerinin başında gelir. Bir tüzel kişinin kişisel haklarından olan ( adı, şerefi, onuru ve itibarı gibi) varlıklarına yapılan saldırının; bu manevi değerlerinde bir eksilmeye ( manevi zarara) sebep olacağı kabul edilmektedir. Davaya konu olayda, davacı haksız yere maddi bedel ödemiş ise de; şirket tüzel kişiliğine yönelik ticari itibarını zedeler nitelikte bir saldırı ya da manevi tazminatı gerektirir bir husus bulunmamaktadır. Bu nedenle, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, "... 1-Davacının davalıya ödediği 6.707,19 TL'nin talep gibi dava tarihi olan 07.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Koşulları oluşmadığından manevi tazminat isteminin reddine,..." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; haksız fiilin meydana gelmesi bakımından kusurun derecesinin önemli olmadığını, kusurun ağırlığı ya da hafifliğinin tazminatın belirlenmesinde önemli rol oynadığını, bu nedenle davanın maddi ve manevi tazminat talebi yönünden talep gibi kabul edilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının alacaklı olan davalıdan değil, dava dışı borçludan talepte bulunabileceğini, davalının sadece alacağını tahsil ettiğini, herhangi bir kasıt ya da kötü niyeti bulunmadığından davanın tümden reddi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava dışı borçlunun borcundan dolayı davacının iş yerinde haciz ve muhafazaya gelinmesi nedeniyle icra baskısı altında ödenen dosya borcunun ve iş yerine gelinmesi nedeniyle oluşan manevi zararların davalıdan tazmini talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 427, 428 ve 429 uncu maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu (mülga) 61-66 ıncı maddeleri (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 77-82). 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle mahkemece uyulan bozma kararı gereğince karar verilmiş olmasına, özellikle davacının talebe konu ödemeyi icra baskısı altında yapmasına, yapmış olduğu bu ödemeyi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebilecek olmasına, her ne kadar davacının iş yerine hacze gidilmesi hukuka uygun değilse de dosya kapsamına göre davalının kötü niyetinden bahsedilemeyeceğine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 02.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.