Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/9250 E. 2023/14111 K. – Zorunlu Deprem
Konu: Zorunlu Deprem Sigortasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/9250
- Karar No
- 2023/14111
- Karar Tarihi
- Konu
- Zorunlu Deprem Sigortasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/736 E., 2022/423 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/Yeniden Hüküm Tesisi/ Davanın Kısmen Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2014/325 E., 2018/354 K.
Taraflar arasındaki zorunlu deprem sigortasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili dava dilekçesinde; 24.05.2014 tarihinde Ege Denizi açıklarında meydana gelen 6.5 büyüklüğündeki deprem sonrası davacıların konutlarında depremden kaynaklanan maddi hasar oluştuğunu, davacıların konutlarının davalı tarafından olay tarihini kapsar şekilde zorunlu deprem sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı kurum personeli tarafından yapılan incelemelerinde binanın orta hasar olduğuna dair rapor verildiğini ancak 20.10.2014 tarihinde binanın ağır hasarlı olması sebebi ile tahliye edilerek yıkıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL ve davacı ... için 20.000,00 TL tazminatın avans faizi işe birlikte davalıdan tahsilini talep etmişler,ıslah dilekçesi ile taleplerini... için 75.000,00 TL, ... için 82.000,00 TL, ... için 150.000,00 TL'ye yükseltmişlerdir.
II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, davalı tarafından binada deprem kaynaklı ve deprem kaynaklı olmayan hasarlar tespit edildiğini, deprem kaynaklı olmayan hasarlar için bina yönetimince gönderilen resmi raporlar incelendiğinde, yapıda korozyon oluştuğunu, bununla birlikte deprem etkisi olmadan dahi mevcut bina betonarme sisteminin yetersiz olduğu görülerek, yapıda oluşan ağır hasarın DASK poliçesi teminat kapsamında oluşmadığı kanaatine varıldığını, davalının davacı sigortalıların hasar taleplerini eksper raporlarının tespitlerine göre ödediğini, davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 05.12.2016 tarihli bilirkişi heyet raporunun hükme esas alınması gerektiği, sigortalı konutların bulunduğu binanın projeli ve ruhsata bağlı, yapım yılındaki deprem yönetmeliğine göre proje ve statik hesaplarının tasdik edildiği, poliçelerin tanziminin de hasarsız oluşları görülerek düzenlendiği, deprem sonrası yapının riskli görülerek yıkıldığı, dosyaya alınan tespit raporunda binanın metruk, harap, meskun amaçlı kullanılmayan sigorta kapsamı dışındaki bina vasfında olmadığı, hasarın, belirli bir deprem hadisesine bağlı olmaksızın binanın kendi kusur ve özellikleri nedeni ile zamanla oluşan zararlar kapsamında bulunmadığı, anılan deprem sonrası birçok hasarlı yapının oluştuğu, dinlenen tanıkların anlatımlarından deprem öncesi binada her hangi bir hasarın söz konusu olmadığı, deprem sonrası ve depremden ötürü yatay yükleri karşılayamamadan kaynaklı oluşan hasarlar sonucu riskli yapı durumunun oluştuğu ve bunun sonucunda yapının yıkıldığı, davacıların sahibi oldukları konutlardaki hasarın sigorta teminatı kapsamında olduğu, sigorta tazminatının hesabında, tam veya kısmı hasar olmasına bakılmaksızın, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte, benzer yapı özellikleri gözönünde bulundurularak, binanın piyasa rayiçlerine göre hesaplanan yeniden yapım maliyetinin esas alınması gerektiği, buna yönelik alınan 18.06.2018 tarihli bilirkişi raporunun esas alındığı, ancak ek bilirkişi raporundaki değerlendirmede, belirlenen bedellerden poliçe kapsamındaki muafiyet indirimi yapılmadığından, kök raporlarında belirlenen muafiyet bedelinin ek rapordaki bedellerden indirilerek ulaşılan değerlere hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ... bakımından açılan dava yönünden 47.080,00 TL, davacı ... bakımından açılan dava yönünden 52.660,00 TL ve davacı ... bakımından açılan dava yönünden 104.040,00 TL tazminatın 02.09.2014 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak anılan davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; hesaplanan tazminattan %20 oranında yıpranma payının düşülmesinin hatalı olduğunu, dairelerin 110 m2 olduğunu, temerrüt tarihinde hata bulunduğunu, tespit masrafına hükmedilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi heyeti yapı analizi ve sonuçlarına göre, meydana gelen depremde taşıyıcı kolonları hasarlanmamış ve rizikodan önceki haline onarımla getirilmesi mümkün olduğu teknik açıdan belirlenmiş hasarların bulunduğu bir binada, binanın yapısal durumu da dikkate alınarak yeni mevzuat gereği afet dönüşüm kapsamına alınarak verilmiş yıkım kararı sonucu oluşan zarar ile deprem sonucu doğrudan meydana gelen hasarlar arasında nedensellik ilişkisi olmadığını. binanın yapısal sorunları ve mevcut yönetmeliklere uymaması nedeni ile yıkılıp yapılması yasal olarak iyileştirme olup Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında olmadığını, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, yeniden rapor alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; depremden sonra binanın riskli yapı olduğuna karar verildiği ve binanın yıkılmak zorunda kaldığı gözetildiğinde meydana gelen hasarın DASK sigorta poliçesi kapsamında kaldığı, yıpranma payının mahsubunun hatalı olduğu, konutların poliçede yer alan metrekarelerinin 110 olması nedeniyle 110 m2 olarak hesap yapılması gerekirken daha düşük metrekarelerde hesap yapılmasının hatalı olduğu, temerrüt tarihi ile yargılama giderleri yönünden hata yapıldığı, taşınmazın brüt alanı 110 m2 kabul edilerek taşınmazın yapım maliyeti 110,00 m2 x 650,00 TL/m2 = 71.500 TL'den DASK Genel Şartlarının A.6 maddesine uyarınca poliçe teminat bedeli üzerinden %2 oranında tenzili muafiyet uygulanarak davacıların zararlarının tespit edildiği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine, asıl ve birleşen dosyalarda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 bendi uyarınca esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ... bakımından açılan dava yönünden 69.960,00 TL tazminatın 04.07.2014 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine, davacı ... bakımından açılan dava yönünden 69.820,00 TL tazminatın 18.07.2014 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine, davacı ... bakımından açılan dava yönünden 139.920,00 TL tazminatın 13.07.2014 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, bilirkişi heyeti yapı analizi ve sonuçlarına göre, meydana gelen depremde taşıyıcı kolonları hasarlanmamış ve rizikodan önceki haline onarımla getirilmesi mümkün olduğu teknik açıdan belirlenmiş hasarların bulunduğu bir binada, binanın yapısal durumu da dikkate alınarak yeni mevzuat gereği afet dönüşüm kapsamına alınarak verilmiş yıkım kararı sonucu oluşan zarar ile deprem sonucu doğrudan meydana gelen hasarlar arasında nedensellik ilişkisi olmadığını. binanın yapısal sorunları ve mevcut yönetmeliklere uymaması nedeni ile yıkılıp yapılması yasal olarak iyileştirme olup Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında olmadığını, davacıların talebinin sigorta teminatı kapsamında kalıp kalmadığı konusunda yeniden rapor alınması gerektiğini belirterek kararın bozulması isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacılara ait davalıya zorunlu deprem sigortası ile sigortalı konutlarda deprem nedeniyle oluşan hasar bedeli talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1453 vd. maddeleri, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davacıların konutlarında meydana gelen hasarın depremden kaynaklanmış olduğunun tespitinin yerinde olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, DASK sigorta poliçesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları'nın "Tazminatın Hesabı" başlıklı B.3.1 inci maddesi "Sigorta tazminatının hesabında, tam veya kısmi hasar olmasına bakılmaksızın, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte, benzer yapı özellikleri göz önünde bulundurularak, binanın piyasa rayiçlerine göre hesaplanan yeniden yapım maliyeti esas alınır. Ancak sigorta tazminatı, hiçbir durumda sigorta bedelinden fazla olamaz" şeklinde düzenlenmiştir. Davaya konu edilen deprem 24.05.2014 tarihinde meydana gelmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince konutun poliçede yer alan metrekaresi ile metrekare birim fiyatının çarpılması sonucu ortaya çıkan taşınmaz değerinden %2 oranındaki poliçe muafiyetinin mahsup edilmesinden sonra bakiye kalan değerlere hükmedilmiştir. Ancak konutların yeniden yapım bedeli hesaplanırken yıpranma payının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle Bölge Adliye Mahkemesinin tazminatın hesaplanması hususundaki değerlendirmesi hatalı olup, dosya kapsamı itibariyle varılan sonuç yerinde değildir. Şu halde; davacıların yeni bir bina yaptıracağı varsayılarak maliyet hesabı yapıldığına göre; mevcut binanın yaşı ve teknik özellikleri gözetilerek hesaplanan tazminattan yıpranma payı düşülmelidir. Bölge Adliye Mahkemesince, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın olay tarihindeki verilerine göre yeniden yapım bedelinin hesaplanması, mevcut binanın yaşı ve teknik özellikleri gözetilip hesaplanan tazminattan yıpranma payı düşülerek gerçek zarar kapsamı belirlenmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.