Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/9057 E. 2023/1533 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/9057
Karar No
2023/1533
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/449 E., 2022/449 K. SAYISI : 2022/İHK-21085 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Kabulü - İtirazın Kabulü SAYISI : 2022/34345 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya zorunlu trafik sigortalı aracın yaya konumundaki davacıya çarpmasıyla oluşan 05.02.2013 tarihli trafik kazası sonucunda davacının malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik zararının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini 146.908,90 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usulsüz olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazada tam kusurlu olduğunun alınan uzman bilirkişi raporuyla tespit edildiği; davacının sunduğu raporda, davacının maluliyet oranının %5.3 olarak tespit edildiği ve bu raporun karara esas alındığı; TRH Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğiyle tazminatın hesaplandığı aktüer raporunun benimsendiği, " gerekçesiyle başvurunun kabulü ile 146.908,90 TL maddi tazminatın 06.09.2021 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, başvurunun zamanaşımına uğradığını, tazminat hesabında PMF Yaşam Tablosu'nun nazara alınması gerektiğini, kusur oranının hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; olay tarihinin 05.02.2013, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru tarihinin ise 09.09.2021 olduğu, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında Sigorta Tahkim Komisyonuna müracaat edilen tarihte zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile başvurunun zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımı nedeniyle başvurunun reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Karayolları Trafik Kanunun 72/1 maddesi gereğince 10 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde başvuruda bulunulduğunu, her ne kadar kaza 05.02.2013 tarihinde gerçekleşmiş ise de maluliyetin tespit edildiği ve maluliyete ilişkin raporun verildiği tarih olan 12.02.2021 tarihinde zararın öğrenildiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 72 nci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 109 uncu maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 2918 sayılı KTK’nın 109 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında “Motorlu araç kazalarından ... maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar” hükmüne, yine aynı maddenin 2 nci fıkrasında ise; “dava, cezayı gerektiren bir fiilden ... bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir” hükmüne yer verilmiştir. Uygulamada ve doktrinde benimsendiği üzere söz konusu düzenlemenin amacı, tazminat sorumluluğunu gerektiren ve aynı zamanda ceza kanunlarına göre suç teşkil eden bir eylemin farklı zamanaşımı sürelerine tabi olması engellenerek adalete ve hukuksal güvenliğe aykırı sonuçların önüne geçilmesi düşüncesidir. Ceza (uzamış) zamanaşımının amacı, haksız fiil/suç mağdurlarını korumaktır. Ceza zamanaşımının tazminat davalarında uygulama yeri bulabilmesinin en önemli şartı, suç teşkil eden eylemle ilgili ceza zamanaşımı süresinin, tazminat alacağına ilişkin zamanaşımı süresinden daha uzun olmasıdır. Dolayısıyla, haksız fiil/suç mağduru bakımından 6098 sayılı ve 2918 sayılı Kanunlardaki 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerini kısaltacak şekilde bir yorum, kanunun getiriliş amacıyla bağdaşmaz. Öğrenmeden kasıt, zararın ve tazminat sorumlusunun öğrenilmesidir. Öğrenebilecek durumda olmak zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için yeterli değildir. Zarar ve sorumludan hangisi daha sonra öğrenilirse zamanaşımı son öğrenme gününden itibaren işlemeye başlar. Ceza zamanaşımı süresi, 2 yıllık zamanaşımı süresinden uzun, 10 yıllık zamanaşımı süresinden kısa ise ceza zamanaşımı süresinin 10 yıllık süreye bir etkisi olmayacaktır. Burada zarar gören, zarar ve sorumlu kişiyi ne zaman öğrenmiş olursa olsun ceza zamanaşımı süresi içinde tazminat davası açabilecek, ancak on yıllık süre dolmamışsa, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl içinde dava açma ... korunacaktır. Örneğin, ceza zamanaşımı süresinin sekiz yıl olduğu bir olayda, zarar gören, zarar ve sorumlu kişiyi yedi yıl sonra öğrenmişse iki yıl içinde, dokuz yıl sonra öğrenmişse bir yıl içinde tazminat davası açmak zorundadır. Sonuç olarak, BK’nın 60 ıncı ve TBK’nın 72 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 2918 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasının temel amacı gözden kaçırılmamalıdır. Bu amaç ise suç veya haksız eylemden zarar görenin menfaatini korumaktır. Bu itibarla, olay tarihinden itibaren işleyemeye başlayan ceza zamanaşımı süresi dolmuş olsa dahi, anılan kurallar uyarınca, zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusunu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayan 1 ve 2 yıllık ve herhalde haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işlemeye başlayacak on yıllık zamanaşımı süresi içine tazminat davası açılabilir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu trafik kazasının 05.02.2013 tarihinde meydana geldiği, eylemin kaza tarihi uyarınca 5237 sayılı TCK’nın 89. maddesi uyarınca taksirle yaralama suçunu oluşturduğu, 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davacının maluliyet oranını 12.02.2021 tarihli rapor ile öğrendiği, bu tarihten önce zararın öğrenildiğine dair dosya kapsamında bir delil de bulunmadığı, bu tarihten itibaren 2 yıllık kısa zamanaşımı süresi dolmadan 09.09.2021 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yaptığı gözetildiğinde; zararın öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde kazanın meydana geldiği tarihten itibaren de 10 yıllık zamanaşımı süreleri dolmadığı gözetilerek diğer itirazlar incelenerek karar verilmesi gerekirken başvurunun zamanaşımı nedeniyle reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın, mahkemeye gönderilmesine, 09.02.2023 tarihinde Başkan ... ve Üye ...'ün karşı oyu ve oy birliğiyle karar verildi. KARŞI OY 1. Uyuşmazlık; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınmayan aracın karıştığı 05/02/2013 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın uğradığı zarar nedeniyle Güvence Hesabından sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. Davalı taraf başvuruya cevap, itiraz ve temyiz dilekçelerinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. 3. Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiş, bu karara davalı vekili itiraz ederek zamanaşımı definde bulunmuştur. İtiraz Hakem Heyeti de davalı vekilinin itirazlarını kabul ederek zamanaşımı nedeniyle başvuruyu reddetmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. 4. Davanın dayanağı trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle iş göremezlik zararına ilişkin olduğundan somut olayda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 109 uncu maddesi uygulanacaktır. Anılan düzenleme uyarınca, motorlu araç kazalarından ... maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhâlde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. 5. Öncelikle belirtilmelidir ki ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için eylemin suç teşkil etmesi yeterli olup mahkûmiyet veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi aranmayacağı gibi suçun çeşitli nedenlerle soruşturulamaması da ceza zamanaşımının uygulanmasını engellemez. Ceza mahkemesince suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak hükme bağlandığı hâllerde hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin bu tespiti ile bağlı olmakla birlikte dava konusu eylemin suç teşkil edip etmediğini kural olarak hukuk hâkimi/hakem belirleyecektir. 6. Dava konusu eylemin taksirli yaralama suçunu oluşturduğu 2918 sayılı KTK’nın 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre ise uzamış zamanaşımının uygulanacağı konusunda tartışma yoktur (Hukuk Genel Kurulu (HGK)’nun 10.10.2001 tarihli ve 2001/19-652 Esas, 2001/705 Karar sayılı ve 16.04.2008 tarihli ve 2008/4-326 Esas, 2008/325 Karar sayılı ilâmları). 7. Bazı hâllerde zararın öğrenilmesi, onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamındadır. Zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hâl ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterlidir. 8. Davacının maluliyetine ilişkin Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 12/02/2021 tarihli rapora göre trafik kazası sonucu diz kemiği kırığı nedeniyle %5,3 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğu, iyileşme süresinin ise 120 gün olduğu anlaşılmaktadır. 9. Somut olayda gelişen durum iddiası bulunmadığı gibi artan maluliyet durumu da söz konusu değildir. Zira adli raporda davacının rapor tarihine kadar süregelen tedavi gördüğüne ve bedensel zararın rapor tarihine kadar gelişim gösterdiğine dair bir bilgiye rastlanmadığı gibi böyle bir iddiada da bulunulmamıştır. 10. Somut davada, trafik kazası 05.02.2013 tarihinde meydana gelmiş, davacı 12/02/2021 tarihli maluliyet raporuna dayanarak Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetine 09/09/2021 tarihinde başvurmuştur. 11. Davalı vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Davaya konu trafik kazası sonucunda davacı yaralanmış olup bu eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bu hâle göre tahkime başvuru tarihi itibariyle 2918 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen ceza zamanaşımı süresi dolmuştur. 12. Bu durumda, İtiraz Hakem Heyetince davacının maluliyetinin tespit edildiği rapor tarihine kadar gelişen bir durum bulunmadığı gibi, davacının tamamen iyileştiği (en geç 120 günlük iyileşme süresi sonunda) tarihte fiil ve faili öğrenmiş olduğunun kabulü gerekir. Aynı şekilde, 8 yıllık ceza zamanaşımı dolduktan sonra 9 yıl önceki bulgu ve tespitlere dayalı olarak alınan adli rapor ile fiil ve failin öğrenildiği tarihin yeniden başlatılması hukuken mümkün değildir. 13. Sonuç itibariyle davalı vekilinin süresindeki zamanaşımı def’i dikkate alınarak 2918 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen ceza zamanaşımı süresi dolduktan sonra başvuru yapıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla İtiraz Hakem Heyeti kararının onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/9057, K. 2023/1533, T. 09.02.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-9057-e-2023-1533-k-ca62805c5d3f