Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/8886 E. 2024/3829 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8886
Karar No
2024/3829
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/383 - 2022/385 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-18353 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun usulden reddi-Davacının itirazının kabulü ile Başvurunun kabulü SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/22239 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun usulden reddine karar verilmiştir. Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulü ile başvurunun kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalanan davacıya ait aracın 04.06.2021 tarihinde karıştığı kaza sonucunda hasara uğradığını, davalı ... tarafından zararın karşılamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 9.000,00 TL hasar tazminatı ile 590,00 TL ekspertiz ücretinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 18.04.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini, hasar tazminatı yönünden 113.643,05 TL ve eksperiz ücreti bedeli yönünden 472,00 TL olmak üzere toplam 114.115,05 TL'ye yükseltilmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının doğru bildirim yükümlüğüne uymadığını, başvurunun usulden reddi gerektiğini, davalının ekspertiz ücreti yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, hasar tespiti gerektiğini, Katma Değer Vergisi (KDV) dahil edilmeden hesaplama yapılması gerektiğini, avans faizi talebinin haksız olduğunu, 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından sunulan fotoğraflara göre hasar tespitinin mümkün olmadığı, davacının talebine ilişkin poliçede ve mevzuatta belirlenen belgelerle başvuru yapılması gerektiği, taraflar arasında akdedilen kasko poliçesi de dikkate alınarak davalı şirket tarafından kaza sonrası araçta oluşan hasarın tespitinin yapılmasına imkan verilmeksizin Komisyona başvuru yapılmasının usulen eksik bir başvuru olduğu gerekçesiyle başvurunun usulden reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacı vekili itiraz dilekçesinde; davacının doğru ihbar yükümlülüğüne uygun davrandığını, davalı ... şirketine ve tahkim komisyonuna gerekli belgelerin sunulduğunu, başvurunun usulden reddi kararının hatalı olduğunu belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin itirazlarının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılması suretiyle başvurunun kabulü ile 113.643,05 TL’nin 21.08.2021 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; vekalet ücretine ilişkin hükmün hatalı kurulduğunu, tam nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvurunun usulden reddi gerektiğini, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesiz olduğunu, gerçek zararın tespiti gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucu oluşturulduğunu, iskonto uygulanması ve hesaplamaya KDV'nin dahil edilmemesi gerektiğini, faiz ve vekalet ücretine ilişkin hükümlerin hatalı kurulduğunu belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan aracın 04.06.2021 tarihinde karıştığı kazada hasar görmesi nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Anayasa’nın 141 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. HMK'nın 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır. Somut olayda; Uyuşmazlık Hakem Heyetince, başvurunun usulden reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı vekili tarafından itirazda bulunulduğu, İtiraz Hakem Heyetince anılan kararın kaldırılması suretiyle başvurunun kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar İtiraz Hakem Heyetince, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararın kaldırılmasına ve davacının talebinin kabulüne karar verilmişse de başvuru koşullarının oluşup oluşmadığı ve 14.04.2022 tarihli uzman bilirkişi raporu irdelenmeden eksik gerekçeyle davanın hangi gerekçe ile kabul edildiği tartışılmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi anılan karar denetime elverişli de değildir. Bu husus yukarıda açıklanan ilkelere aykırılık oluşturduğundan hükmün bozulması gerekmiştir. 2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyetinin kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekili ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacı ve davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 25.04.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dosya kapsamından, davacı tarafça davalıya başvuru yapıldığı, dava konusu araca ait fotoğrafların sunulduğu anlaşılmaktadır. Sigortacılık Kanunu'nun 30/13 hükmünün "Komisyona gidilebilmesi için, sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin, uyuşmazlığa konu teşkil eden olay ile ilgili olarak sigortacılık yapan kuruluşa gerekli başvuruları yapmış ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olması gerekir. Sigortacılık yapan kuruluşun, başvuru tarihinden itibaren onbeş iş günü içinde yazılı olarak cevap vermemesi de Komisyona başvuru için yeterlidir." şeklinde düzenlendiği de gözetildiğinde işin esasının incelenmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/8886, K. 2024/3829, T. 25.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-8886-e-2024-3829-k-3e6368f91184