Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/8568 E. 2024/2848 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8568
Karar No
2024/2848
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/434 E., 2022/433 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü/İtirazın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi bulunmayan araç ile davacının sürücüsü olduğu aracın karıştığı 20.10.2019 tarihli trafik kazası sonucunda davacının yaralanıp malul kaldığını belirterek 9.800 TL sürekli iş gücü kaybı, 100 TL geçici iş gücü kaybı tazminatının ve 100 TL bakıcı giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talebini 178.654,91 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; usulüne uygun maluliyet raporu alınmasını, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatından sorumlu olmadıklarını, Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan ödeme yapılıp yapılmadığının tespitini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak hesap yapılmasını, kusur durumunun tespitini, faiz talebinin reddini, beşte bir oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaza tarihinde trafik sigortası bulunmayan araç sürücüsünün kazadaki tam kusuru ve davacının sunduğu rapordaki % 8 maluliyet oranı üzerinden, aktüer raporu ile tazminatın usulünce hesaplandığı, kask kullanmama nedeniyle %10 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı, başvuru formunda fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğuna ilişkin kayda yer verilmediği ancak HMK 109/3 fıkrasındaki ''dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez'' düzenlemesi gereği fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmamış olsa da bilahare yapılan talep artırımın kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 160.789,42 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın reddi gerektiğini, karara esas alınan maluliyet raporunun ilgili yönetmeliğe uygun olmadığını, kazaya karışan aracın tescil kaydının olup olmadığının araştırılmasını, kusur raporu alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, progresif rant formülü üzerinden yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatından sorumlu olmadıklarını, Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan ödeme yapılıp yapılmadığının tespitini, davacının askerlik yapıp yapmadığının araştırılarak yapmamış olması halinde askerlik süresinin tenzili gerektiğini, %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasını, temerrüt tarihinin hatalı tespit edildiğini, vekalet ücretine tarifeye göre belirlenen ücretin 1/5'i oranında hükmedilmesi gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvuru öncesinde davalıya müracaat edilerek belgelerin sunulduğu, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına esas alınan maluliyet raporunun, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun biçimde düzenlendiği ve karara esas alınmasında usulsüzlük görülmediği; kazaya karışan aracın otomobil vasfında olduğundan tescil kaydının gerekip gerekmediği hususuna yönelik itirazın yerinde olmadığı, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden davalının sorumlu olduğu, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant esas alınarak yapılmasının yerinde olduğu, SGK ödemesi olup olmadığına dair davalı tarafça delil sunulmadığı, müterafik kusur indiriminin %20 oranında yapılması gerektiği, kazanın meydana gelmesinde sigortası olmayan araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla beşte bir oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının kısmen kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılarak esas hakkında yeni hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile 142.601,43 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusuna konu ettiği nedenlerle, İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kaza tarihinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi bulunmayan araç ile davacının sürücüsü olduğu aracın karıştığı kaza sonucu davacının yaralanması nedeniyle sürekli, geçici iş gücü kaybı tazminatı ve bakıcı gideri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, ... Yönetmeliği'nin 9 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Kısmi dava, alacağın yalnızca bir bölümü için açılan dava olarak tanımlanmaktadır. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya, kısmi dava denir. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu ve istem bölümünde “fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” demesi, kural olarak yeterlidir (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 Esas, 2003/ 271 Karar sayılı ilâmı). Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (1086 sayılı Kanun) açıkça kısmi dava düzenlenmediği hâlde, söz konusu Kanun’un yürürlükte olduğu dönemde de kısmi dava açılması mümkün bulunmaktaydı. Çünkü, alacak hakkının bir bölümünün dava edilip geriye kalan kısmının ikinci bir dava ile istenmesini engelleyen bir hüküm bulunmamaktaydı. Kısmi dava, 6100 sayılı Kanunun 109 uncu maddesinde ise, ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında; talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği; ikinci fıkrasında ise, talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı belirtilmiştir. Bununla birlikte ikinci fıkra 01.04.2015 tarih ve 6644 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılarak alacağın taraflar arasında tartışmasız ve belirli olup olmadığına bakılmaksızın kısmi dava açılması olanağı sağlanmıştır. Somut olayda; davacının başvuru dilekçesinin incelenmesinde 9.800 TL sürekli iş gücü kaybı, 100 TL geçici iş gücü kaybı tazminatının ve 100 TL bakıcı giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş olup, talebin kısmi dava olduğuna dair fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu ya da benzeri ibare bulunmamakta olup eldeki davada davacının talebi 9.800 TL sürekli iş gücü kaybı, 100 TL geçici iş gücü kaybı tazminatı ve 100 TL bakıcı gideri taleplerine ilişkindir. Tasarruf ilkesinin bir görünümü olan taleple bağlılık ilkesi ise hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği anlamına gelmektedir. Bu ilke 6100 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinde; "(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." şeklinde düzenlenmiştir. Taleple bağlılık ilkesi, tarafın talep etmediği husus hakkında mahkemenin karar veremeyeceği anlamını taşır. Buna göre hâkim, tarafların dilekçelerinde talep edilen hususları karşılar. Hâkimin, tarafların talep etmediği bir hususta karar vermesi mümkün değildir. Tarafın neyi talep edip etmediği ve hâkimin ne hakkında karar verip veremeyeceği dava dilekçesine bakılarak tespit edilir. Bu tespitin konusunu, istenilen hukuki sonuç oluşturur. Bu itibarla hâkimin karar verme sınırı dava dilekçesi ile belirlenmiş olur. Hakem Heyetince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 109 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasının hatalı yorumlanması sonucu başvuru formundaki talebi aşan şekilde davacı tarafından dosyaya sunulan talep artırımının kabulü ile artırılan miktar üzerinden hüküm kurulması doğru olmamıştır. 3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Somut olayda, kaza tespit tutanağında; sigortalı araç sürücüsünün sola dönmek için uygun şeride geçmediği için kusurlu, motosiklet sürücüsü davacının aracının hızını azaltmama nedeniyle kusurlu olduğu belirtilmiş, Hakem Heyetince de kaza tespit tutanağı esas alınarak sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında, davacının %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin varsa ceza soruşturma dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için üniversite öğretim üyelerinden veya Karayolları Genel Müdürlüğünde görevli fen heyetinden seçilecek uzman bilirkişilerden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/8568, K. 2024/2848, T. 18.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-8568-e-2024-2848-k-60f994f9eb54