Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/6954 E. 2024/1433 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6954
Karar No
2024/1433
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/272 D. İş, 2022/332 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-12166 DAVA TARİHİ : 11.06.2021 HÜKÜM/KARAR : Ret/Davacı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulü SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/128788 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın reddine karar verilmiştir. Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı kaldırılarak başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ile sigortalı olan aracın, dava dışı başka bir araç ile 22.12.2020 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucunda sigortalı araçta yolcu olan Serkan...'in vefat ettiğini, müvekkilinin ölenin annesi olduğunu, meydana gelen trafik kazası nedeniyle müvekkilinin oğlunun desteğinden yoksun kaldığını, davalı tarafından yapılan ödemenin zararı karşılamadığını belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi gereğince 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili bedel arttırım dilekçesi ile dava değerini 330.046,65 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının başvurusu üzerine sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve müterafik kusur dikkate alınarak ödeme yapıldığını ve yapılan ödemenin zararı karşıladığını, davacının desteğinin kaza sırasında emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu, müvekkili tarafından yapılan ödemenin zararı karşılayıp karşılamadığının araştırılması gerektiğini, karşılamadığının tespiti halinde ödemenin güncellenerek indirilmesi gerektiğini, müteveffanın kardeşine ve yeğenlerine destek olduğu hususu somutlaştırılmadığından destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkı bulunmadığını, desteğe ilişkin bordro veya vergi kaydı dosyaya sunulmadığından davacı tarafından sunulan emsal ücretlerin esas alınmayacağını, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin yasal faizden sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; konusunda uzman bilirkişiden alınan rapora göre sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %75 oranında kusurlu olduğu, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi ile belirlendiği, desteğin işletmeye verdiği emeğin karşılığının ölçülmesi gerekirken bu yönde herhangi bir belge sunulmadığı, işletmenin gelirinin kişinin geliri olarak düşünülmesinin mümkün olmadığı, herhangi bir bordro da sunulmadığı, bu nedenle desteğin asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği kabulü ile yapılan hesaplamaya itibar edildiği, kaza tespit tutanağında desteğin emniyet kemerini takmadığı tespit edildiğinden asgari ücrete göre hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapıldığı, müterafik kusur indirimi sonrasında kalan miktardan yapılan ödemenin güncel değeri indirildiğinde davacının bakiye zararı kalmadığının tespit edildiği gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacı vekili itiraz dilekçesinde; desteğin gelirine ilişkin meslek odasından alınan belgeye ve hesap dökümlerine aykırı şekilde davanın reddine karar verildiğini, desteğin 2. sınıf tacir olarak işlettiği bir iş yeri bulunmakta olup bordrolu çalışan olmadığını, Uyuşmazlık Hakem Heyetince meslek odası tarafından bildirilen gelire itibar edilmemiş ise de müteveffanın bu meslek odasına bağlı olarak işletmesini işlettiğini, söz konusu meslek odasının mevzuata uygun olarak kurulmuş bir kamu kuruluşu olup kamu kuruluşu tarafından düzenlenen belgenin yok sayılmasının hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, bu nedenlerle asgari ücret üzerinden yapılan hesaba itibar edilmesinin hatalı olduğunu, kaza tespit tutanağının kazadan 3 saat sonra düzenlendiğini, sağlık görevlileri tarafından emniyet kemerinin kesildiğini, bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, kaldı ki çarpışmanın büyüklüğü nedeniyle emniyet kemerinin etkisiz olduğunu, ayrıca müteveffanın abisi ile birlikte ortak olarak tel çit işi de yaptıklarını, bu işletmenin tüm gelir gideri defterleri, müşteri ilişkileri ve yönetim faaliyetlerinin müvekkili tarafından yürütüldüğünü, kazanın da sigortalı araç sürücüsüne ait araziye yapılacak olan tel çitin fizibiletesini yapmak üzere araziye gittikleri sırada meydana geldiğini, desteğin yaşı ve bekar olarak vefat etmesi dikkate alındığında farazi eş ve çocukların daha ileri bir tarihe konulması gerektiğini ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının desteğinin işletme sahibi olduğunun belli olduğu, desteğin bağlı olduğu meslek odası tarafından gelire yönelik miktar bildirildiği, bildirilen miktarın işletmenin aylık ortalama geliri olduğu, ancak tazminat hesabında işletmenin gelirinin değil, desteğin kendi gelirinin esas alınması gerektiği, bu nedenle dosyaya sunulan gelire yönelik tüm belgeler nazara alınarak davacının zararının tespiti yönünde bilirkişi raporu alındığı ve raporun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alındığı, her ne kadar destek kaza sırasında emniyet kemeri takmamış ise de ölümü ile emniyet kemeri arasında illiyet bağı olmadığı, bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, başvurunun kısmen kabulüne, davacı ... yönünden taleple bağlı kalınarak 100,00 TL, davacı ... yönünden 248.801,83 TL destekten yoksun kalma tazminatının 23.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; başvuru dilekçesinde desteğin annesi ..., abisi ..... ve yeğenleri ... ile...... için destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiğini, Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun yalnızca ... için yapıldığının kabul edildiğini, diğer müvekkilleri yönünden yatırılan başvuru harçlarının da iade edildiğini, bu nedenle müvekkilleri ....., ..., ve...... yönünden başvurunun takipsiz bırakıldığını, itiraza konu edilmediğini ve Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararında da anılan müvekkillerine yer verilmediğini, anılan müvekkilleri yönünden arabuluculuk sürecinde sonuç alınamaması nedeniyle yeniden dava sürecine girmeye hazırlandıklarını, Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan bilirkişi raporunda yalnızca müvekkili ... yönünden hesaplama yapıldığını, itiraz aşamasında alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin yeğeni ... yönünden de tazminat hesabı yapıldığını ve tazminatın limiti aşması nedeniyle oranlamaya gidildiğini, bu şekilde müvekkili ... yönünden eksik tazminata hükmedildiğini ve haksız olarak aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedildiğini, müteveffanın gelirinin asgari ücret olarak kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, meslek odası tarafından bildirilen emsal gelir üzerinden hesaplama yapılmasının isabetli olduğunu, müteveffanın geliri belirlenirken abisi ile ortak işlettikleri tel çit işletmesinden elde ettiği gelirin de dikkate alınması gerektiğini, desteğin yeğeni ... yönünden yapılan tazminat hesabının düşük olduğunu, yine desteğin yeğeni...... için hiç hesaplama yapılmamasının hatalı olduğunu, desteğin yaşı ve bekar olarak vefat etmesi dikkate alındığında farazi eş ve çocukların daha ileri bir tarihe konulması gerektiğini ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müteveffanın yeğeni ...'e destek olduğu hususunun somut olarak ispatlanamaması nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiğini, meslek odası tarafından bildirilen emsal gelirin hesaplamaya esas alınmasının mümkün olmadığını, müteveffaya ait vergi levhası veya bordro sunulmadığından asgari ücretin esas alınması gerektiğini, müteveffanın mal varlığı mirasçılarına intikal edeceğinden ve ticari faaliyete devam edilmesi halinde gelir elde edileceğinden destekten yoksun kalma tazminatının hesabında bu hususun da dikkate alınması gerektiğini, destek paylarının hatalı belirlendiğini, müteveffanın emniyet kemeri takmadığının kaza tespit tutanağı ile sabit olduğunu ve bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, davacı lehine fazla vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan araç ile başka bir aracın karıştığı trafik kazası sonucunda sigortalı araçta yolcu olan davacının oğlunun ölmesi nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 49, 51, 52 ve 53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun'un) 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, destek olunan ancak davacı olmayan kişilere ilişkin payların da gözetilerek hesaplama yapılmasının yerinde olmasına, desteğin gelirinde dava dışı abisi ile birlikte çalıştıkları tel çit işine ilişkin gelirin esas alınmamasında isabetsizlik olmamasına, destek paylarının doğru şekilde belirlenmiş olmasına, tazminatın tamamına temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yerinde olması ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilinin diğer itirazlarına gelince; Dosyanın incelenmesinde; dosya içerisinde iki ayrı başvuru dilekçesi ve başvuru formu mevcut olduğu, bunlardan birinin davacı ...'in başvurusuna, diğerinin ise desteğin abisi ..... ile yeğenleri ... ve......'in başvurusuna ilişkin olduğu, ancak desteğin abisi ve yeğenleri yönünden verilen başvuru formunda başvuru numarası bulunmadığı, dosya içerisinde mevcut olan ve Uyuşmazlık Hakemi tarafından gönderilen mail ile başvurunun sadece ...'e ilişkin olduğu hususunun davacıya bildirildiği, davacı vekili tarafından da desteğin abisi ve yeğenleri yönünden ayrı bir dava sürecine girildiğinin beyan edildiği dikkate alındığında ... yönünden usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şu durumda, desteğin yeğeni olan ... yönünden usulüne uygun şekilde açılmış bir dava bulunmadığından lehine hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3. Davalı vekilinin diğer itirazlarına gelince; a. Dosyanın incelenmesinde; davacının oğlunun "My Blue Pub" isimli bir işletmeyi işlettiği, davacı vekili tarafından başvuru dilekçesi ekinde desteğin bağlı bulunduğu esnaf odasından alınan ve benzer iş yerlerinin yaklaşık aylık kazancını bildiren yazının sunulduğu, İtiraz Hakem Heyetince hükme esas alınan bilirkişi raporunda anılan esnaf odası yazısında bildirilen miktardan %20 vergi indirimi yapıldıktan sonra kalan miktarın desteğin geliri kabul edilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Ticari bir alanda çalışan kişinin tazminata esas alınacak geliri, işletmenin gelirine göre değil, kişinin kişisel yetenek ve emeğinin işletme gelirine katkısı belirlenerek bu katkının parasal değeri üzerinden destekten yoksun kalma zararının belirlenmesi gerekir. Zira desteğin vefatı ile sahip olduğu işyeri ve malvarlığı mirasçılarına intikal etmektedir. Bu nedenle desteğin sağlığında gelir elde ettiği işyerleri gelirleri ve ticari müessese mirasçılarına intikal etmektedir. İntikal eden ticari faaliyetinin işletme varlıklarının mirasçılar tarafından kullanılması neticesinde gelir elde edilebileceğinden artık destekten yoksun kalma zararı hesaplanırken bu durumun da nazara alınması gerekmektedir. Bu nedenle desteğin vefatından önceki geliri tespit edilirken söz konusu ticari faaliyetinin desteğin sağlığında yapmış olduğu kişisel katkısının belirlenmesi gerekmektedir. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince; yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, desteğin ölüm tarihindeki sosyal ve ekonomik durumu ilgili yerlerden araştırılarak, desteğin mesleği de tespit edilerek, desteğin kişisel özellikleri nedeniyle işine bedensel katkısının ne oranda olabileceği hususunda alanında uzman bilirkişiden rapor aldırılmak suretiyle gelirinin tespit edilerek, desteğin fiili emeği ile elde edeceği net gelirin ne kadar olacağı tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. b. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78 inci ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesi uyarınca otomobillerde emniyet kemeri takılması zorunludur. Desteğin emniyet kemeri takmaması nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalının savunması İtiraz Hakem Heyetince kabul edilmemiştir. Somut olayda; davalıya sigortalı araçta yolcu konumunda bulunan davacının oğlunun trafik kazası sonucu öldüğü ve emniyet kemeri takmadığı hususu, kaza tespit tutanağından anlaşılmaktadır. Buna göre; davacının desteğinin emniyet kemeri takmaması nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. c. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri oranında olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin; (3/a, b ve c) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının davacı ve davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/6954, K. 2024/1433, T. 12.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-6954-e-2024-1433-k-ba765b28d674