Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/5775 E. 2024/5265 K. – Hastalık Sigorta
Konu: Hastalık Sigortasından Kaynaklanan Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5775
- Karar No
- 2024/5265
- Karar Tarihi
- Konu
- Hastalık Sigortasından Kaynaklanan Tazminat
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2234 E., 2022/264 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul/Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2016/521 E., 2020/612 K. Taraflar arasındaki hastalık sigortasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin VF ... Giyim Sanayi ve Tic. A.Ş.'de işçi olarak çalışmakta iken işveren ile davalı arasında genel yaşam sigortası yapıldığını, müvekkilinin ilk olarak ...Devlet Hastanesinden 01.10.2015 tarihli ve %54 engelli olduğunu tespit eden 6 ay süreli rapor aldığını, davalı ... şirketine yapılan 20.01.2016 tarihli başvurunun engelli sağlık raporunun sürekli olmaması nedeniyle reddedildiğini, ardından müvekkilinin ...Devlet Hastanesinden 31.03.2016 tarihli ve %42 engelli olduğunu tespit eden raporu aldığını, bunun üzerine davalı ... şirketine tekrar başvurduğunu, bu başvurunun ise poliçenin aktif olmaması ve aktif olsaydı bile sözleşme gereği %60'ın altındaki raporların tazminata konu olmadığı gerekçesi ile reddedildiğini, ret yazısında iptal edildiği belirtilen poliçe numarasının müvekkilinin poliçe numarası olmadığını, ret gerekçesinin herkese uygulanmadığını, başvuru sayısının artmış olması nedeniyle davalının tutum değiştirerek eşitlik ilkesine aykırı davrandığını, müvekkilinin 15.01.2016 tarihinde sigortalılığının sonlandırıldığından haberdar olmadığını, sigortacının sorumluluğunun primin ya da ilk taksitin ödenmesi ile başladığını, poliçede maluliyet oranına ilişkin bir bilgi olmadığını, poliçede özel ve genel şartlardan haberdar oldukları ve bunları kayıtsız şartsız kabul ettikleri hususunun 04.12.2015 tarihinde kayıt altına alındığını, müvekkilinin davalı ile iş vereni arasındaki ek protokolden haberdar olmadığını, davalının aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi gereğince 5.000,00 TL'nin davalıdan talep tarihine göre işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının grup hayat sigortası kapsamında 261.225,13 TL iş göremezlik zararının olduğu, belirlenen zarardan davalı ... Genel Yaşam Sigorta A.Ş'nin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu, taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak davanın ıslah edilen miktarca kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ödeme miktarının davalı ... şirketinin sorumluluğunun ödeme günündeki poliçe limiti olan 25.000,00 Amerikan doları ile sınırlı tutularak 148.750,00 TL'nin davalıdan tahsiline, 148.750,00 TL'nin 29.800,05 TL'sine temerrüt tarihi olan 09.02.2016 tarihinden, 118.949,95 TL'sine ıslah tarihi olan 30.01.2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu grup hayat sigortası poliçesi ek protokolü gereğince %60 ve üzeri maluliyet oranın sabit olması halinde sigortalının malul sayılacağını, 09.12.2015 tarihli sözleşmenin akdedilmesinden sonra tarafların tazminat ödenebilecek olan maluliyet miktarını ek protokol ile belirlemelerinde, yükseltmelerinde veya azaltmalarında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, bu hususun sigorta sözleşmesinin niteliğine aykırı bir hüküm olmadığı gibi genel işlem şartı şeklinde nitelik içererek butlan veya iptal edilebilirliğe tabi tutulamayacağını, davacının maluliyeti %42 olarak tespit edildiğinden teminat dışı kaldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) ve Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik hükümleri gereğince aydınlatma yükümlülüğüne aykırılık halinde söz konusu düzenlemenin geçersiz olacağına ilişkin düzenleme bulunmadığını, %60 oranında maluliyet sınırını belirleyen ek protokol maddesini geçersiz saymadığını, davaya konu sigorta sözleşmesinin tarafı VF ... Giyim Sanayi A.Ş. olup yalnızca lehtar konumunda olan davacıya karşı müvekkilinin aydınlatma yükümlülüğü bulunmadığını, davacının usul kurallarına aykırı şekilde davayı iki kez ıslah ettiğini, davanın kabulüne karar verilecek olsa bile poliçe teminatının 25.000,00 USD ile sınırlı olduğunu, davacının maluliyet oranı %42 olduğundan maluliyet oranı miktarında yani 10.500,00 USD üzerinden kabul kararı verilmesi gerektiğini, gerekçeli karar başlığında müvekkilinin unvanının yanlış yazıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hayat sigortası ile teminat altına alınan ve hastalıktan kaynaklanan maluliyet hallerinin sigorta poliçesi teminatı kapsamında olabilmesi için hastalığa bağlı maluliyetin sigorta poliçesinin düzenlenmesinden sonra ortaya çıkması gerektiği, davaya konu uyuşmazlıkta ise davacının 09.12.2015 tarihli sigorta poliçesinden önce ...Devlet Hastanesinden almış olduğu 01.10.2015 tarihli sağlık kurulu raporunda %54 oranında engelli olduğunun tespit edildiği, davacının hükme dayanak alınan 31.03.2016 tarihli sağlık kurulu raporunda %42 oranında engelli olduğunun belirlendiği, bu hali ile davacının hastalığa bağlı maluliyet durumunun sigorta poliçesinin düzenlenmesinden önce mevcut olduğundan davacının maluliyetinin sigorta teminatı kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Söke 2. Asliye Hukuk (Asliye Ticaret) Mahkemesinin 27.10.2020 tarih ve 2016/521 Esas - 2020/612 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci cümlesi gereğince kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, müvekkilinin davalı nezdinde 09.12.2006 tarihinden 09.12.2016 tarihine kadar 10 yıl sigortalı olduğunu, 01.10.2015 tarihli raporun süreli olması nedeniyle müvekkilinin başvurusunun davalı tarafından reddedildiğini, davaya konu poliçenin geçerli olduğu dönemde alınan 31.03.2016 tarihli raporun süreklilik arz ettiğini ve poliçe vadesi içerisinde alındığını, bu ölçütün ve maluliyetin tespit edildiği tarih olduğunu, yargılama aşamasında rapor tarihinin poliçe kapsamında olup olmadığına dair davalının bir itirazı bulunmadığını, %60 maluliyeti tespit eden ek protokolün davalı ile müvekkilinin iş vereni arasında yapıldığını ve bu protokolden müvekkilinin haberdar olmadığını, davalının aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, yine davalının müvekkilini bilgilendirmeksizin ve muvafakâtini almaksızın sigorta poliçesini iptal ettiğini, poliçenin vadesinden önce iptal edilmesi veya şartlarının sigortalı aleyhine değiştirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafından müvekkilinin bilgilendirilmediğini, %60'ın altındaki maluliyet durumunun teminat dışı olduğuna dair ek protokolün geçersiz olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ile davacının iş vereni arasında imzalanan Grup Hayat Sigorta Sözleşmesi gereğince davacının hastalık nedeniyle maluliyet tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(6102 sayılı Kanun) 1515 inci maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesi karar başlığında davalı şirketin ticaret unvanının yanlış yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiş ve bu nedenle bozma nedeni yapılmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Dosya kapsamından, davaya konu maluliyete dair raporun 01.10.2015 tarihinde düzenlendiği, poliçenin 09.12.2015 tarihinde düzenlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; poliçenin ilk kez 2006 yılında yapıldığı ve her yıl yenilendiği işveren yazısından anlaşılmakla 09.12.2014 - 09.12.2015 tarihleri arasını kapsayan poliçe içeriği incelenip değerlendirilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.