Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/5521 E. 2024/10243 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5521
- Karar No
- 2024/10243
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/27 E., 2021/607 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi
Taraflar arasında görülen muvazaalı işlemin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yaşının ilerlemiş olduğunu, geçimini sağlayacak hiçbir geliri olmadığını, sadece davalılardan ...'dan Didim İcra Dairesinin 2009/348 esas sayılı takip dosyası üzerinden aldığı 300,00 TL yoksulluk nafakası ile geçindiğini, çalışabilecek durumda olmadığını, davacı ile davalılardan ...'un Didim Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/19-203 esas karar sayılı dosyası ile boşandıklarını, ilamda davacı lehine 30.000,00 TL manevi ve 20.000,00 TL maddi tazminata hükmedildiğini, kararın kesinleştiğini, davalı ...'nin davacının alacağına engel olmak amacıyla Didim Karakuyu mevkiinde kain 7633 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 2 ve 4 nolu bağımsız bölümlerdeki 1/2 hissesini diğer davalı ...'ya muvazaalı olarak sattığını, davalı ...'nın da taşınmazı birlikte hareket ettiği diğer davalı ...'e devrettiğini, davalı ... tarafından tapudan satış gibi gösterilmek sureti ile gerçekleştirilen bu devir işleminin, mal kaçırmak ve aleyhinde davacı tarafından açılan boşanma ve tazminat davasında mahkemece hüküm altına alınacak tazminat tutarını ödeme yükümlülüğünden kurtulmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığından bahisle gerçekleştirilen satış işlemlerinin BK 18 hükmü uyarınca muvazaa sebebiyle geçersiz olduğunun tespiti ile söz konusu taşınmazların davacının alacaklı olduğu Didim icra müdürlüğünün 2010/1507 esas sayılı dosyası üzerinden haciz ve satışına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, tapu kayıtlarının incelendikten sonra dava konusu taşınmazın halen kendi adına kayıtlı olduğunun görüleceğini, davacı ile davalı ... arasında Didim Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/98-267 esas karar sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesine yönelik dava bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde; hakkında açılan davanın zamanaşımına uğradığını, taşınmazın satış tarihinin 2006 olduğunu, davanın açıldığı tarihin 2012 olduğunu, iki süre arasında davacının talep ve dava hakkının zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.10.2015 tarihli ve 2012/417 Esas, 2015/520 Karar sayılı kararı ile; icra dosyası incelendiğinde İ.İ.K. 277. Maddesi anlamında dosya içerisinde aciz vesikasının olmadığı, iptale konu Aydın İli Didim Karakuyu mevkiinde kain 7633 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 2 ve 4 nolu bağımsız bölümlerdeki 1/2 hissenin davalılar arasındaki resmi satışının 22/06/2006 tarihinde gerçekleştirildiği, iş bu dava ise 25/06/2012 yılında açıldığı, hal böyle olunca tasarruf ile dava tarihi arasında 6 yıl süre geçtiğinden İ.İ.K. 284 Maddesi gereğince davanın 5 yıllık hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.07.2018 tarihli ve 2016/772 Esas, 2018/7256 Karar sayılı ilamı ile; "... Somut olayda, davacının boşanmadan kaynaklanan alacağı olduğu ve bu alacağın tahsili için takibe geçildiği ve takibin semeresiz kaldığı, boşanma davasının açıldığı 09.02.2006 tarihinden sonra 22.06.2006 tarihinde davalı borçlunun dava konusu taşınmazları elinden çıkardığı sabittir. Bu halde mahkemece işin esasına girilerek , dava konusu 2 nolu bağımsız bölümün 22.06.2006 tarihinde borçlu tarafından dava dışı ...a satıldığı ondan da davalı ...'a onun da davalı ...'a sattığı anlaşıldığından, bu satış silsilesinin takip edilmesi için borçlu tarafından ilk satış işleminin tarafı ...'ın da davaya dahili sağlanarak, gerekirse taşınmazların son maliklerinin de tesbiti yapılarak taraf teşekkülü yapıldıktan sonra tüm satışlar yönünden BK'nun 19.maddesindeki muvazaa olgusunun araştırılarak, bu olgunun isbatı halinde davanın kabulü ile borçlu veya davacı adına tesciline gerek olmadan davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilmesine, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraf teşkilinin sağlanması için Didim Tapuya müzekkere yazıldığı, müzekkere cevabındaki son malik olan ...... ve .......'ın davaya dahil edilmesine karar verildiği, ... 'ın adres bilgisine ulaşılamadığından davaya dahil edilemediği, mahkemece taraf teşkili sağlanamadığından davacı vekiline Yargıtay bozması doğrultusunda taraf teşkilini sağlaması için gelecek celseye kadar süre verildiği ve taraf teşkili sağlanmadığı taktirde dosyadaki mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarı yapıldığı, davacı vekilinin verilen sürede yapılan ihtara rağmen taraf teşkilini sağlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...’nin ½ şer pay sahibi olduğu 2 adet taşınmaz olduğunu, 7633 parselde 2 ve 4 nolu bağımsız bölümlerin kökte, ½ sinin davacıya, ½ sinin ise davalı ...’ye ait olduğunu, davalı ...’nin yarım paylarının akıbetine bakıldığında önce ...'ya, ondan ...’e devrolduğu, en son olarak 4 numaralı bağımsız bölümdeki yarım payın ... adına geçtiğini, 2 numaralı bağımsız bölümde ki yarım payın da ...'na devredildiğini, Yargıtay kararında, bu 2 adet taşınmazda kökte davacıya ait yarımşar hissenin son maliki olan .......ın da davaya dahil edilmesini ve yanında birde ... adlı birinin de davaya dahil edilmesi gerektiğini yazmış ise de maddi hata yapıldığını belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19. maddesi.
3. Değerlendirme TBK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptaline ilişkin davalarda; davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu gözetilerek İİK 283/1,2 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. Bu madde sadece davacıya haciz ve satış isteme yetkisinin kıyasen uygulanması olup üçüncü kişinin tazminatla sorumlu olacağı anlamına da gelmemelidir. Dava konusu taşınmazlar olan 2 ve 4 nolu bağımsız bölümlerin 1/2 hissesinin davalı borçlu ...'a ait olduğu, 22.06.2006 tarihinde davalı 3.kişi ...'ya devrettiği, onun da 2 nolu bağımsız bölümdeki 1/2 hissesini davalı 4.kişi ...'e devrettiği, yine ... tarafından 21.02.2007 tarihinde 2 nolu bağımsız bölümdeki 1/2 hissenin davalı 5.kişi ...'na devredildiği, 05.09.2012 tarihinde 4 nolu bağımsız bölümdeki 1/2 hissenin davalı 3.kişi ... tarafından davalı 4.kişi ...'e devredildiği anlaşılmaktadır. Bu taşınmazlar ile ilgili satışın iptaline karar verilmesi için taşınmazların devir silsilesi içindeki tüm satışların muvazaalı olduğunun ispatlanması gerekir. Bu halde ise devir silsilesi içindeki tüm kişilerin davaya dahil edilerek, taraf delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekli olup, her ne kadar Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.07.2018 tarihli ve 2016/772 Esas, 2018/7256 Karar sayılı ilamında borçlu tarafından ilk satış işleminin tarafı ...'ın da davaya dahili sağlanarak, gerekirse taşınmazların son maliklerinin de tesbiti yapılarak taraf teşekkülünün sağlanması gerektiği belirtilmiş ise de; bozma ilamında belirtilen ... isimli kişinin davalı borçludan taşınmaz hissesi satın alan kişi değil, davacı taraftan satın alan kişi olduğu, dolayısıyla davaya dahilinin gerekli olmadığı, bozma ilamında maddi hata yapıldığı, yukarıda belirtilen devir silsilesine göre taraf teşkilinin sağlanmış olduğu tespit edilmiş olup, bu durumda tüm satışlar yönünden TBK'nun 19.maddesindeki muvazaa olgusunun araştırılarak, bu olgunun ispatı halinde davanın kabulü ile borçlu veya davacı adına tesciline gerek olmadan davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilmesine, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.