Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/4135 E. 2023/11576 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4135
Karar No
2023/11576
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/946 E.- 2021/923 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2021/İHK-39540 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Kabulü- İtirazın Kısmen Kabulü SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : 2021/113018 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazlarının kısmen kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yolcu olduğu zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan aracın 03.11.2018 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu davacı yolcunun yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 4.900,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslahla talebini 72.673,25 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 3.220,14 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 75.893,39 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; eksik evrakla başvuru yapılması nedeniyle başvuru şartının yerine getirilmediğini, bu nedenle başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının ceza davasında sürücüden şikayetçi olmaması nedeniyle eldeki davada tazminat talep edemeyeceğini, davalının sigortasız araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti kadarıyla sorumlu olduğunu, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun usul ve yasaya uygun düzenlenmediğini, usule uygun olmayan maluliyet raporuyla başvuru yapılmasından dolayı usulden red kararı verilmesi gerektiğini, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere faizin ancak dava tarihinden itibaren ve yasal faizle sınırlı olmak üzere hükmedilebileceğini ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirtmiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından sunulan 16.09.2020 tarihli maluliyet raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, davacıda %4 oranında sürekli maluliyet bulunduğu, sigortasız araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin uygulanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 72.673,25 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 3.220,14 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 75.893,39 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; eksik evrakla başvuru yapılması nedeniyle başvuru şartının yerine getirilmediğini, bu nedenle başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, kusur raporu alınmadan sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini,davacının ceza davasında sürücüden şikayetçi olmaması nedeniyle eldeki davada tazminat talep edemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere faizin ancak dava tarihinden itibaren ve yasal faizle sınırlı olmak üzere hükmedilebileceğini ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek karara itiraz etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun, kusur oranlarının, hesaplama yönteminin yerinde olduğu, hatır taşımasının ispat edilemediği, davacı yolcunun karşılıksız olarak taşındığına dair dosyada bilgi ve belge olmadığı, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğu, maktu ücretin altında kalmamak üzere nisbi ücretin beşte biri oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının itirazlarının kısmen kabulüne ve kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; eksik evrakla başvuru yapılması nedeniyle başvuru şartının yerine getirilmediğini, bu nedenle başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun usul ve yasaya uygun olmadığını, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, kusur raporu alınmadan sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, davacının ceza davasında sürücüden şikayetçi olmaması nedeniyle eldeki davada tazminat talep edemeyeceğini, davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından rücuya esas bir ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilerek yapılmış olması halinde mahsup edilmesi gerektiğini, emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere faizin ancak dava tarihinden itibaren ve yasal faizle sınırlı olmak üzere hükmedilebileceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacının yolcu olduğu zorunlu trafik sigortası bulunmayan aracın 03.11.2018 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 51, 52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3.Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davacının zararının TRH-2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlenmiş olmasının yerinde olmasına, davacının hakeme başvurmadan önce davalı sigorta şirketine başvurmuş olmasına, davacının olay tarihindeki yaşı dikkate alındığında geçici iş göremezlik tazminatına karar verilmesinin yerinde olmasına, davacının emniyet kemeri takmadığının ispat edilememiş olmasına, olayın oluş biçimi gözetildiğinde kusur oranlarının tespitinin yerinde olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda, davacının maluliyet oranının belirlenmesi açısından düzenlenen ve Hakem Heyetince hükme esas alınan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 16.09.2020 tarihli raporda davacının sürekli maluliyet oranının tespiti yönünden Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirleme yapıldığı, davacıda toplam %4 oranında sürekli maluliyetin bulunduğu anlaşılmaktadır. 03.11.2018 kaza tarihi itibari ile Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlüktedir. İtiraz Hakem Heyetince; davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümlerinden olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. 3. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada yalnızca ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir. Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında sigortasız araç sürücüsü, davacı ile arkadaş olduklarını, kazanın davacının yolcu olduğu sırada ve aracın sigortasız araç sürücüsünün sevk ve idaresinde iken meydana geldiğini beyan etmiştir. Davacının, zorunlu trafik sigortası bulunmayan araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalının süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, İtiraz Hakem Heyeti kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 31.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4135, K. 2023/11576, T. 31.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-4135-e-2023-11576-k-c6787ade845d