Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/3512 E. 2024/7837 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3512
- Karar No
- 2024/7837
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/687 Değişik İş, 2021/1971 Karar DAVA TARİHİ : 12.04.2019 HÜKÜM/KARAR : Davacı Vekilinin Başvurusunun Kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2019/188 E, 2019/516 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.11.2017 tarihinde ...'un sevk ve idaresindeki .... plakalı araç ile ....'in sevk ve idaresindek... plakalı otomobilin çarpıştığını, bu kazada .... plakalı araçta bulunan ...'un vefat ettiğini ve ....., ...., ... .... ve ...'un ise yaralandığını, ...plakalı araçta bulunan şoför .... ile araçta yolcu olarak bulunan ..., .... ve ...'ın da yaralandığını, bu trafik kazası sonucunda davalı tarafından .... plakalı araçta bulunan kişilere ve yakınlarına toplam 278.319,41 TL tazminat ödendiğini, davalı tarafından ödenen tazminatın .... plakalı araç sahibi Hüseyin Kalkan ve araç sürücüsü olduğu iddiasıyla müvekkili ...'den rücuen talep edildiğini ve davalı tarafından müvekkili aleyhine Bakırköy 17. İcra Müdürlüğünün 2018/23415 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı ... şirketinin müvekkilinden alacaklı olmadığını, icra takibinin kötüniyetle başlatıldığını beyan ederek; müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, Bakırköy 17. İcra Müdürlüğünün 2018/23415 E. sayılı takibin müvekkili yönünden iptaline, davalı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin sigortalısı 21 FE 458 plakalı aracın karıştığı trafik kazası sebebiyle resmi memurlar tarafından tanzim edilen trafik kaza tespit tutanağına göre işlem yaptığını ve neticeten 06 KIV 99 plakalı araçta meydana gelen hasar sebebiyle ödeme yapmak zorunda kaldığını, davacının sigortalı araçta sürücü olmadığını, sürücünün Kazım Güler olduğunu iddia ettiğini, ancak mevcut ve geçerli olan trafik kaza tespit tutanağında sürücü olarak davacının göründüğünü, davacının iddialarının doğru olduğu kabul edilse dahi; trafik kaza tespit tutanağına dayanarak işlem yapan ve ödeme yapan müvekkili şirketin kötü niyetli olduğu iddiasının yerinde olmadığını, müvekkili şirketin Karayolları Trafik Kanunu ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) poliçesi gereğince yükümlü olduğu ödemeyi yapmak zorunda kaldığını ve ödemeyi de yine ZMSS poliçesi kapsamında sorumlu sürücüye rücu ettiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... şirketinin ödediği sigorta tazminatı nedeniyle 21 FE 458 plaka sayılı aracın sürücüsü olduğu iddiasıyla davacı aleyhine icra takibi başlattığı, davacının bu takip nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürdüğü, davalının rücu istemine dayanak olan kaza ile ilgili olarak Diyarbakır 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/322 E. ve 2019/193 K. sayılı dosyasında söz konusu trafik kazasında davacının 21 FE 458 plakalı aracın sürücüsü olmadığı hususunun tarafları bağlayıcı olacak şekilde tespit edildiği ve buna ilişkin kararın 18.07.2019 tarihinde kesinleştiği, bu nedenle davacının dava konusu icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığı, menfi tespit istemi ileri sürülen takibin 16.12.2018 tarihinde açıldığı, bu tarih itibariyle davacının sürücü olmadığına dair kesin bir delil bulunmadığı, düzenlenen ilk kaza raporunda davacının sürücü olduğunun belirtildiği, her ne kadar Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/57922 sayılı iddianamesinde davacının sürücü olmadığı belirtilmiş ise de iddianamenin kesin hüküm olarak değerlendirilemeyeceği, davalı ... şirketinin takip tarihi itibariyle kötü niyetinin sabit olmadığı gerekçesiyle davacının menfi tespit talebinin kabulüne kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafın icra takibi yapmakta açıkça kötüniyetli olduğunu, davalının kötüniyetinin yargılama aşamasındaki delillerle ispatlanmasına rağmen, mahkemece kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, beyan ederek davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının kaldırılmasına ve davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.11.2018 tarihli ve 2018/181 E., 2018/621 K. sayılı kararında 29.11.2017 tarihinde 06 KIV 99 plakalı araç 21 FE 458 plakalı aracın karıştığı trafik kazasında 21 FE 458 plakalı araç sürücüsünün Kazım Güler olduğunun tespit edilerek bu kişi hakkında verilen mahkumiyet kararının istinaf aşamasından geçerek 06.02.2019 tarihinde kesinleştiği, yine ... tarafından Quick Sigorta AŞ'ye açılan menfi tespit davasında Diyarbakır 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.06.2019 tarihli ve 2018/232 E., 2019/193 K. sayılı kararıyla 29.11.2017 tarihli kazada 21 FE 458 plakalı araç sürücüsünün Kazım Güler olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği ve bu kararın istinaf edilmeden 18.07.2019 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, davacı gerçekte sürücü olsaydı dahi, Karayolları Trafik Kanunu ve ZMSS Genel Şartları düzenlemelerine göre sigorta şirketinin sadece kendi sigortalısına rücu edebileceği, Mahkemece davacı lehine ve davalı aleyhine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) 72/5 hükmü uyarınca kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile talebin reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353(1)-b-2 hükmü gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK 353(1)-b-2 hükmü gereğince yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile, Bakırköy 17. İcra Müdürlüğünün 2018/23415 E. sayılı icra dosyasındaki 283.398,74 TL alacakla ilgili olarak davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2004 sayılı İİK'nın 72/5 hükmü uyarınca asıl alacak tutarının (278.319,41 TL) %20'si oranında 55.663,88 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazayı yapan sürücüye malik olmasa dahi başvurulabilmesinin gerektiğini, sigorta şirketinin rücu şartları oluştuğunda malik ile birlikte sürücüye de başvurabileceğini, icra takibi yapılmasının başlı başına kötü niyet kabul edilemeyeceğini, resmi görevliler tarafından tutulan tutanağa göre davacının sürücü olarak belirlendiğini, tutanak esas alınarak davacı hakkında takip başlatıldığını, yargılama süreci sonuçlanmadan gerçek sürücünün kim olduğunun belirlenemeyeceğini bu nedenle kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz davalıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.