Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4825 E. 2024/8107 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4825
- Karar No
- 2024/8107
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/216 Esas, 2023/1196 Karar HÜKÜM : Davanın reddi, pasif husumet yokluğundan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/400 E., 2022/875 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.11.2024 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı ...Ş. vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'nin, ... Gıda ...A.Ş.'nin hissedarı ve ... Şirketler grubunun çalışanı olduğu bir dönemde bono borçlusu ... ile lehtar ... Gıda...A.Ş.'nin davalı ... nezdinde kullanmış olduğu kredilerin teminatı olarak düzenlenen bonoya kefil sıfatıyla imza attığını, bono metninde bedelinin nakden veya malen ahzolunduğunda ilişkin bir ibare yer almadığı gibi bono üzerindeki rakam, tarih ve yazı ile yazılan miktarın daha sonra doldurulduğunu, müvekkillerinin murisinin imza attığı tarihte bononun boş olarak düzenlenip bankaya kredi teminatı olarak verildiğini, bononun tahsil cirosuyla mı yoksa teminat cirosuyla alındığının belirlenmesi gerektiğini, murisin 27.10.2013 tarihinde vefat ettiğini ve 2016'da icra takibi yapıldığını, bankanın kullandırdığı kredi hesaplarının incelenmesiyle ölüm tarihinde temerrüt durumunun oluşup oluşmadığının açıklığa kavuşacağını, senedin kambiyo vasfına haiz olmayıp kredi teminatı olması nedeniyle hesap kat ihtarının tebliği ile kefilin sorumluluğunun başlayacağını, senedin protesto dahi edilmediğini, asıl borçlu şirketin iflasın ertelenmesi talebinde bulunduğunu ve mahkemece 04.03.2016 tarihinde tedbir kararı verilerek takiplerin durdurulduğunu, asıl borçlu şirketin iflas erteleme sürecinden yararlanması nedeniyle kefil olan murisin de aynı haktan yararlanması gerektiğini ileri sürerek davalıların İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2016/3890 E. sayılı dosyasının dayanağı olan bonodan dolayı müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine ve %20 oranındaki kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın Merter Şubesi ile davalı ... Gıda ... A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi gereğince adı geçen firmaya nakdi ve gayrinakdi kredilerin kullandırıldığını, kredinin geri ödemesinin yapılmadığını, takip konusu bononun temlik cirosuyla müvekkili bankaya devredildiğini, bononun ödenmemesi üzerine takibe konulduğunu, bononun ciro silsilesinde herhangi bir kopukluk olmadığı gibi bononun meşru hamili olan müvekkili bankanın haklarının etkileyecek hukuka aykırı bir durumun da mevcut olmadığını, davacıların teminat bonosu olduğu yönündeki iddialarının kabul edilemeyeceğini, bu konuda herhangi bir yazılı belgenin ibraz edilmediğini, davacıların murisinin bonoyu keşide eden komununda olup iyiniyetli müvekkili bankaya karşı şahsi defilerini ileri süremeyeceğini savunarak, davanın reddi ile %20 oranındaki tazminatın davacılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu bononun lehtarı şirket tarafından bankaya ciro edildiği ve üzerinde teminat olarak verildiğini ispata yarar herhangi bir ibarenin bulunmadığı, lehtarın kaşe ve imzasıyla birlikte bankaya ciro edildiği, bu durumda cironun temlik cirosu olduğunun kabulü gerektiği, davacılar tarafından bononun teminat bonosu olduğu yönünde yazılı bir belge de ibraz edilmediği, banka kayıtlarında yapılan incelemede finansman girişi kaydıyla bononun alındığı ve bu hususun da bankacılık mevzuatına göre bononun borca mahsuben alındığının delili olduğu, bononun tanzim tarihi ve banka kayıtlarına girişi dikkate alındığında 09.08.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi çerçevesinde kullandırılan kredi borcuna mahsuben verildiğinin kabulü gerektiği, dosyada mevcut bulunan raporda senedin banka kayıtlarına girdiği 10.08.2011 tarihi itibariyle sözleşmenin tarafı şirkete 1.750.000,00 TL kredi kullandırıldığı, kalan ana paranın 685.000,00 TL olup işleyen akdi faizin eklenmesi ve 20.348,76 TL'lik ödemenin tenzili ile bankanın 694.520,04 TL alacaklı olduğu, davacıların murisinin vefat ettiği 27.10.2013 tarihi itibariyle banka alacağının 800.000,00 TL miktarında bulunduğu, ek raporda ifade edildiği üzere davanın açıldığı 15.09.2017 tarihi itibariyle bankanın kredi ilişkisi çerçevesinde alacak miktarının toplam 814.098,88 TL olduğu, icra takibinde davacılardan istenen miktarın 700.000,00 TL olduğu dikkate alındığında davalılardan bankaya yöneltilen huzurdaki bu davanın haklı ve yerinde olmadığı, kredi sözleşmesindeki kefalet imzasının murisin eli ürünü olmamasının neticeye bir etkisinin bulunmadığı, zira genel kredi sözleşmesinde kefil olmayan bir kişi tarafından dahi borca mahsuben senet verilebileceği gibi teminat senedinin de verilmesinin mümkün bulunduğu, somut olayda davacıların murisinin bonoda avalist konumunda olup, yapılan inceleme sonucu murisin vefatından önce 10.08.2011 tarihi itibariyle banka tarafından kullandırılan kredi borcuna mahsuben verilen bir senet olduğunun belirlendiği, bononun açığa imza atılmak suretiyle düzenlendiği, tanzim tarihi, bedeli ve üzerindeki diğer yazıların sonradan doldurulduğunu iddialarının yazılı delille ispat edilemediği, banka kayıtlarında da bononun borca mahsuben verildiği hususunun yazılı olduğu, dava tarihi itibariyle bankanın alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın ... T.A.Ş. yönünden reddine, davalılar ..., ... ve ... Gıda...A.Ş. yönünden usulden reddine, takip konusu alacağın %20'si oranında hesaplanan 140.000,00 TL icra inkâr tazminatının davacılardan alınıp davalı ...Ş.'ye verilmesine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince,09.08.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi ile aynı tarihte düzenlenen ve 29.01.2016 ödeme tarihli, 4.000.000,00 TL bedelli bononun, davalı borçlu şirket tarafından bankaya verildiği, bonoda davacıların murisinin aval veren sıfatıyla imzasının bulunduğu, bono metninde ve sözleşmede bononun teminat bonosu olduğuna ilişkin bir açıklama bulunmadığı, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının da yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, ancak davacılar tarafından bu yönde bir yazılı belge sunulamadığı, davalı kredi borçlusu şirketin takip miktarınca davalı bankaya borçlu olduğunun anlaşıldığı, davacılar vekilinin davalı banka dışındaki davalılar yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü, takip konusu bonoda keşidecinin davalı ..., lehtarın davalı ... Gıda ... A.Ş. olduğu, davalı ... ve davacıların murisi ...'nin ise bonoda aval veren olduğu, keşideci davalı ... ve aval veren davalı ...'nin pasif husumet ehliyeti bulunmadığından bu davalılar yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, ancak husumet (taraf sıfatı) dava şartı olmadığından mahkemece, bu davalılar yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi yerine usulden reddinin doğru olmadığı anlaşıldığından hükmün bu yönden düzeltilmek üzere kaldırılması gerektiği, yine senet lehdarı davalı ... Gıda ... A.Ş.ne husumet yöneltmesinde bir usulsüzlük bulunmadığından mahkemece bu davalı yönünden de davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının re'sen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden hüküm kurularak; davanın, davalılar ... T.A.Ş. ve davalı ... Gıda ... A.Ş. yönünden reddine, davanın, davalılar ... ile ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan takibe konu bonodan borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, hükmün (3) numaralı fıkrasında yazılı harç iade tutarına ilişkin itirazlar yerinde görülmüş ise de söz konusu hatanın ilgili mahkemeye müracaatla mahallinde düzeltilebilecek olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ...Ş'ye verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 20.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.