Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5236 E. 2024/8380 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5236
Karar No
2024/8380
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/608 Esas, 2023/1126 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/453 E., 2022/714 K. BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/390 E., 2020/376 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili, duruşma istemi olmaksızın davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.11.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat Suat Liman dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkiline ait ... Bankası Çağlayan Şubesine ait 805...19 numaralı çekin üzerini 3.000.000,00 TL olarak doldurarak takasa ibraz ettiğini, çek karşılıksız çıkınca arkasının yazdırıldığını, çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olup olmadığının anlaşılamadığını, ancak çek üzerindeki yazılar ve rakamların kesinlikle müvekkiline ait olmadığını ve rızası dışında doldurularak hukuka aykırı olarak ele geçirildiğini, müvekkilinin davalıya iddia edildiği gibi bir borcu bulunmadığını, müvekkili ile davalının geçmişte ... Giyim Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin ortakları olduğunu, müvekkilinin bu şirketteki hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığını, bu nedenle taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin olmadığını, müvekkilinin aynı çek koçanından 16 adet çek yaprağına ulaşamadığını farkederek bu hususta çeki elinde bulunduranlar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ileri sürerek dava konusu çek nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile çekin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın müvekkili hakkında takip başlattığını, takibin dayanağı 6 adet çek olup çeklerin keşidecisinin müvekkil olduğunu, müvekkili ile davalının 2013 senesine kadar ... Giyim San. A.Ş.’nin ortakları olarak ticari faaliyet yürüttüğünü, müvekkil davalı ile ticari faaliyetler yaptığı dönemde şirkette bulunmadığı zamanlarda şirkete kayıt dışı alınan ürünlerin bedelinin ödenmesi için keşidecisi olduğu boş ve imzalı çekleri şirket kasasında bıraktığını, şirket kayıt dışı herhangi bir alım yaptığı zaman müvekkile ait imzalı boş çeklerin üstünü doldurmak sureti ile çekleri kullandığını, müvekkilinin daha sonra hissesini babası ...’e devrettiğini, ... ise davalı ile 2013 senesinde ortaklığını fiilen bitirdiğini, müvekkilin babası işbu şirketteki hissesini 02.09.2014 tarihinde ...’a devrettiğini, davaya konu çeklerin müvekkil rızası hilafına elinden çıkan yani 2013 yılında müvekkilin davalı ile ortak olduğu şirkette imzalı ve fakat boş olarak unuttuğu çekler olup hukuka aykırı bir şekilde doldurularak işleme konulduğunu, gerçekte davalıya hiçbir borcu bulunmadığını ileri sürerek takip dayanağı altı adet çekten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile dava değerinin %20 sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep istemiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; yetkili mahkemenin Bakırköy Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının yersiz ve mesnetsiz suç duyurusundan sonuç alamayınca bu davayı açtığını, çeklerin imzalı şekilde boş bekletilmesinin ticari hayatın olağan akışına uymadığını, çekin eksik tedavüle çıktığını ve sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının doğru olmadığını savunarak davanın reddi ile davacının %20 den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, açığa senet düzenlenmesinin yasal mevzuata göre mümkün olduğu, ancak senedin imzalı ve boş olarak verildiği iddiasını ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, senedin boş olarak verildiği ve ticari ilişki olmadan doldurulduğunu iddia eden davacının bu iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davacının bu iddiasını ispata yarar yazılı bir delil veya delil başlangıcı sunmadığından ve yemin deliline de dayanılmadığı, davacı tarafın kötü niyetli olarak iş bu davayı ikame ettiğinin de somut deliller ile ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine, asıl ve birleşen davada kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ile davalının 2014 yılı öncesinde ... Giyim Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin ortakları olduğu, ortaklık süresince taraflar arasında ticari bağ bulunduğu, ancak daha sonra ortaklıklarının sona erdiği, davacının çeklerin boş ve imzalı olarak şirket kasasında unutulduğu ve daha sonra haksız olarak doldurularak kullanıldığı iddiasının ispat yükünün davacıya ait olduğu, çek bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiğinin kabulünün gerektiği, açığa senet düzenlenmesi mümkün olup bu senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, somut olayda davacının çeklerin boş olarak verildiği ve ticari ilişki olmadan doldurulduğu iddiasını ispata yarar bir delil sunmadığı, davalının ceza davasında da beraat ettiği, ispatlanmayan davanın ve davalının tazminat isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlık açığa imzanın kötüye kullanılıp kullanılmadığı, taraflar arasında borç ilişkisi bulunup bulunmadığı ve kötüniyet tazminatının koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde birleşen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından birleşen davaya ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Asıl davaya ilişkin tarafların temyiz itirazlarına gelince; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde asıl davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Asıl davada, davalının tarafça başlatılan icra takibine karşı davacı vekilinin talebi üzerine mahkemece ihtiyati tedbir kararının reddine karar verilmiş ise de; kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 20217/5664 E. sayılı dosyasında, istinaf isteminin kabulü ile asıl davada ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği ve söz konusu tedbir kararının14.11.2028 tarihinde uygulandığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin dördüncü fıkrasında; menfi tespit davası reddedildiği takdirde şayet takip tedbir kararı ile durdurulmuş ise, davalı alacaklının alacağına geç kavuşması sebebiyle alacaklı lehine kötüniyet tazminatına hükmedileceği düzenlenmiştir. Bu maddede davalı/alacaklının kötüniyetli olup olmaması aranmamaktadır. Bu durumda asıl davada, ihtiyati tedbir kararının takip dosyasında infaz edildiği gözetilerek davalı/alacaklı yararına tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile bu yöndeki talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin birleşen davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davada Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davaya ilişkin davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının [2] numaralı bendinde yer alan “Asıl davada kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE” ibaresinin çıkartılarak yerine “Mahkemece verilen tedbir kararı infaz edilmiş olduğundan takibe konu asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 600.000,00 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıya yükletilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde asıl dava yönünden asıl davada davalıya iadesine, 27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5236, K. 2024/8380, T. 27.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-5236-e-2024-8380-k-2ea8539a3a4a