Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6466 E. 2024/8423 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6466
- Karar No
- 2024/8423
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1994 Esas, 2023/1352 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/195 E., 2021/158 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı .... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sanatsal malzeme alanında faaliyette bulunduğunu, özellikle sanatçılar için sanat malzemeleri ürettiğini, bu alanda 2015/39940 nolu “...” markasını tescil ettirdiğini, 2013 yılından beri kendi buluşu olan polimer kili isimli ürünü "..." markası altında sattığını, "..." markalı ürünün Türkiye’de lokomotif ürün haline geldiğini, davalı tarafın ... markasının ayırt edilemeyecek derecede benzerini kötü niyetli olarak kullandığını, davalı tarafın müvekkili ile ticari faaliyette bulunduğunu, müvekkilinin markasından haberdar olarak kötü niyetli olarak taklit ettiğini, hobisitesi.com isimli sitede davalının "... ..." ibareli kullanımlarının olduğunu belirterek davalının davacıya ait "..." markasına tecavüz ve haksız rekabet ettiğinin tespitine ve önlenmesine, şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline, hobisitesi.com isimli sitede yer alan ürün ilanının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen 2017/632 E. sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sanatsal malzeme alanında faaliyette bulunduğunu, özellikle sanatçılar için sanat malzemeleri ürettiğini, bu alanda 2015/39940 nolu “...” markasını tescil ettirdiğini, 2013 yılından beri kendi buluşu olan polimer kili isimli ürünü "..." markası altında sattığını, "..." markalı ürünün Türkiye’de lokomotif ürün haline geldiğini, davalı tarafın "..." markasının ayırt edilemeyecek derecede benzerini kötü niyetli olarak kullandığını, davalı tarafın müvekkili ile ticari faaliyette bulunduğunu, müvekkilinin markasından haberdar olarak kötüniyetli olarak tescil ettirdiği "... ..." ibareli markayı kullandığını, davalı tarafın "LILLY ..." markası ile müvekkilinin "..." markasının ayırt edilmeyecek derecede benzer olduğunu, markanın hükümsüz kılınması gerektiğini, karşı tarafın müvekkilinin markasının tanınmışlığından kötü niyetli olarak faydalanmak amacıyla iş bu markanın tescili için müracaatta bulunduğunu belirterek davalı adına tescilli 2016/104530 numaralı "LILLY ..." markasının hükümsüz kılınmasını talep etmiştir. 3.Birleşen 2017/458 E. sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 27 yıldan bu yana el işi sanatları alanında faaliyet gösterdiğini, 2014 yılında ... isimli malzemeyi Çin’den ithal edip, 2015 yılının ortalarında hazırlıklarını tamamlayarak bir marka oluşturmaya çalıştığını, marka oluştururken "LILLY" ibaresini esas unsur, "..." ibaresini ise yardımcı unsur olarak kullandıklarını, davalının marka olarak tescili mümkün olmayan bir ibareyi kendi adına tescil ettirdiği için kötü niyetli olan davacı tarafın "..." markasının cins belriten tanımlayıcı nitelikte olması nedeniyle hükümsüz kılınması gerektiğini beliretrek davalı adına tescilli 2015/39940 nolu "..." markasının tescilli olduğu sınıflar yönünden hükümsüz kılınmasını talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 27 yıldan bu yana el işi sanatları alanında faaliyet gösterdiğini, 2014 yılında ... isimli malzemeyi Çin’den ithal edip, 2015 yılının ortalarında hazırlıklarını tamamlayarak bir marka oluşturmaya çalıştığını, marka oluştururken "LILLY" ibaresini esas unsur, "..." ibaresini ise yardımcı unsur olarak kullandıklarını, davacının marka olarak tescili mümkün olmayan bir ibareyi kendi adına tescil ettirdiği için kötüniyetli olduğunu, "..." markasının hükümsüz kılınması amacıyla dava açtıklarını, işbu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen 2017/632 E. sayılı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 27 yıldan bu yana el işi sanatları alanında faaliyet gösterdiğini, 2014 yılında ... isimli malzemeyi Çin’den ithal edip, 2015 yılının ortalarında hazırlıklarını tamamlayarak bir marka oluşturmaya çalıştığını, marka oluştururken "LILLY" ibaresini esas unsur, "..." ibaresini ise yardımcı unsur olarak kullandıklarını, davacı tarafın markasından önce müvekkilince "LILLY ..." markasının oluşturulduğunu ve daha önce piyasaya sunduklarını, "..." ibaresinin tek başına tescil edilemeyeceğini, bu nedenle müvekkilinin "LILLY" ayırt edici unsurunu kullandığını, "..." markasının hükümsüz kılınması amacıyla kendileri tarafından dava açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. 3.Birleşen 2017/458 E. sayılı dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sanatsal malzeme alanında faaliyette bulunduğunu, özellikle sanatçılar için sanat malzemeleri ürettiğini, bu alanda 2015 39940 nolu “...” markasını tescil ettirdiğini, 2013 yılından beri kendi buluşu olan polimer kili isimli ürünü "..." markası altında sattığını, "..." markalı ürünün Türkiye’de lokomotif ürün haline geldiğini, Türkiye’de ürünün eşinin bulunmadığını, "..." markasına yapılan yatırım ve harcanan sermaye ile markanın ayırt edicilik kazandığını, ürünün cins isminin polimer kili olduğunu, ... ibaresinin bir kil çeşidi olmadığını, bu hususun ürünü tercih eden kitle tarafından da bilindiğini, bu kitlenin "..." ibaresinin ürünün markası olduğunu bildiğini, aksi durumda markanın tescil edilmek yerine reddedileceğini, davacı taraf ile müvekkili arasında ticari ilişki olduğunu, ürünü öğrenen davacı tarafın haksız olarak müvekkilinin markasını "LILLY ..." markası adı altında taklit ettiğini, bu nedenle davacı tarafa karşı marka tecavüzünün önlenmesi talepli dava açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı-birleşen davalı ....'nin markasının "..." ibaresinden, davalı-birleşen davacı ... Tekstil ... Ltd. Şti.'nin markası ise "... ..." ibarelerinden oluştuğu, her iki markanın da 28. sınıfta sayılan mal ve hizmetleri için tescilli bulunduğu, davalı-birleşen davacı ... Tekstil ... Ltd. Şti.'nin markasında davacı-birleşen davalı ....'nin "..." markasının aynen yer aldığı, ayrıca başına "..." ibaresinin eklendiği, ancak bu ibarenin her iki markayı farklılaştırmak için yeterli olmayacağı, her iki markanın hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin çoğu zaman markaları yanyana aynı anda görme şansı olmadığı, bu nedenle aklında kalan şekliyle markayı hatırlayacağı, "... ..." markasını gördüğünde "..." markası ile karıştırabileceği veya aralarında bağlantı kurma ihtimalinin bulunduğu, bu nedenle daha sonraki tarihte tescil edilen "... ..." markası için 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki hükümsüzlük koşulunun mevcut olduğu sonucuna varıldığı, aynı zamanda kötü niyetli tescil nedeniyle de hükümsüzlük talep edilmiş olduğundan bu yönde de inceleme yapıldığı, davalı-birleşen davacı ... Tekstil ... Ltd. Şti.'nin "... ..." markasını davacı-birleşen davalı ....'nin kendisine karşı asıl davayı açtığı 10.11.2016 tarihinden sonra 22.12.2016 tarihinde yaptığı başvuru sonucunda tescil ettirdiği, daha önce açılan dava nedeniyle davacı-karşı davalının "..." markasından haberdar olduğu ve bu konuda aralarında ihtilaf bulunduğunu bilerek marka tescil başvurusunda bulunduğu, bu nedenle marka tescilinin kötü niyetli olduğu, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki hükümsüzlük koşulunun da mevcut olduğu kanaatine gerekçesiyle davalı-birleşen davacıya ait 2016/104530 numaralı "... ..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, asıl dava yönünden yapılan yargılamada; dava açıldıktan sonra davalı-birleşen davacının "... ..." markasını tescil ettirilmişse de, dava açılmadan önce tescilsiz olarak kullanıldığı, ayrıca marka tescilinin de kötü niyetli olarak yapıldığı, bu nedenlerle davalı-birleşen davacının bu kullanımının davacı-birleşen davalının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalı-birleşen davacı tarafça ticari defter ve kayıtlar Mahkemeye sunulmadığından, davacı-birleşen davalının mahrum kaldığı gelirin kesin olarak hesaplanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi uyarınca takdir edilmesi gerektiği, davacı-birleşen davalıya ait "..." markasının tescilli olduğu süre, tecavüze konu olan ürünün cinsi, tarafların ciroları, davalı-birleşen davacının kusur durumu dikkate alınarak 10.000,00 TL maddi tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen 2017/632 E. sayılı dosyada davalı-birleşen 2017/458 E. sayılı dosyada davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle asıl dava ve birleşen 2017/632 E. sayılı dosyada davalı-birleşen 2017/458 E. sayılı dosyada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen 2017/632 E. sayılı dosyada davalı-birleşen 2017/458 E. sayılı dosyada davacı vekilince temyiz edilmiştir. V.TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat talebine, birleşen davalar marka hükümsüzlüğü taleplerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası, dokuzuncu fıkrası, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7n ci maddesinin son fıkrası, 42 nci maddesinin son fıkrası, 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 61 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davacı markasının tescilli olduğu ürünler ile ürünlerin kullanıldığı malzemeler yönünden ayırt edicilik kazanmış olduğunun anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen 2017/632 E. sayılı dosyada davalı-birleşen 2017/458 E. sayılı dosyada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.