Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2884 E. 2025/1130 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2884
Karar No
2025/1130
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/218 E- 2021/1927 K İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/371 E- 2019/272 K Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'den olan alacağının tahsili amacıyla borçlu hakkında Alanya 3. İcra Müdürlüğü'ün 2016/4514 sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini, takibin kesinleştiğini, davalının adına kayıtlı gayrımenkulleri mal kaçırma gayesi ile davalı ...'e satıp devrettiğini belirterek yargılama konusu taşınmazlar üzerinde taraflarına cebri icra yetkisi tanınmasına, taşınmazlarla ilgili tasarruf işleminin iptaline, yargılama konusu taşınmazların dava dışı üçüncü bir şahsa devredilmesi ihtimalinde tazminatın İİK madde 283/2 uyarınca davalı ...'den tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde dava konusu satış işlemlerinin yapıldığı tarihte sadece davalıdan değil onun kardeşi olan ...'den de aynı arazilerin hisselerini satın aldığını, her iki kardeşe toplamda 135.000,00 TL den 270.000,00 TL ödediğini, bankadan ödemeyi açıklamalı bir şekilde gerçekleştirdiğini, dekontların İş Bankasından celbi ile bu hususun açıklığa kavuşacağını, müvekkilinin arazi satışı nedeniyle borçlu ile tanıştığını, öncesinde bir ilişkilerinin bulunmadığını, müvekkilinin Mezitli ilçesinde yaşadığını, davalının Alanya ilçesinde yaşadığını tüm bu nedenlerle haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; bono üzerindeki tarihlerin sonradan düzenlendiğini, geniş bir tanzim ve vade dönemine ait bir senet ile davalının ticaret hayatının tamamen kısıtlandığını yaptığı her ticari işlem için 4 yıllık bir sürede tasarrufun iptali yoluna gidilebilecek bir durumunun oluştuğunu alacağın kaynağını teşkil eden kredi borcu asıl borçlu şirket tarafından 2012 yılından 2016 yılına kadar her yıl kapatıldığını ve tekrar açıldığını tüm bu nedenlerle yasal şartları taşımayan iş bu davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.09.2019 gün, 2016/371 E- 2019/272 K sayılı ilamı ile; dava konusu taşınmazların tapudaki satış bedelleri ile rayiç değeri arasında misli fark bulunduğu, tapudaki satış senetleri incelendiğinde taşınmazların toplamda 67.571,38 TL bedelle satışının yapıldığı, davalı tarafça sunulan dekont ile daha fazla bedel ödendiği anlaşılmışsa da haczin 25.01.2018 tarihinde yapıldığı, tasarrufların ise 2 yıldan daha önce 13.07.2012 tarihinde yapıldığı, bu sebeple davalılar arasındaki tasarrufun İİK 278'e göre iptale tabi bulunmadığı, İİK'nın 280. maddesi uyarınca yapılan değerlendirmede, davalılar arasında dava konusu alım satım dışında bir ilişkinin bulunduğunun da ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.11.2021 gün, 2020/218 E- 2021/1927 K sayılı kararı ile, davacı alacaklı vekilinin davanın esasına yönelik istinaf itirazlarının esastan reddine; davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf isteminin kabulü ile hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu taşınmaz hisselerinin rayiç piyasa değeri ile ödenen bedel arasında misli fark bulunduğunu, satış bedelinin satım tarihinden üç gün sonra ödendiğini, aralarında hiçbir tanışıklık bulunmayan davalıların bu şekilde bir satış işlemi gerçekleştirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2004 sayılı yasanın 277 ve devamı maddelerine göre açılmış, tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu gayrımenkullerin düşük bedelle satıldığı anlaşılmışsa da kanunun aradığı geriye doğru 2 yıl geçmiş olma koşullarının gerçekleşmediğinin anlaşılmış olmasına, davalı ...'in davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun da davacı tarafından da ispat edilememiş olmasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı onama harcının davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/2884, K. 2025/1130, T. 29.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-2884-e-2025-1130-k-2b242d68a99f