İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/347 E. 2025/306 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/347
- Karar No
- 2025/306
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/347 Esas KARAR NO:2025/306 DAVA:Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı) DAVA TARİHİ:16/09/2014 KARAR TARİHİ:29/04/2025 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından mahkememize sunulmuş olan dava dilekçesinde özetle; davalı ... ... San.A.Ş. hakkında ... tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 31/07/2008 tanzim tarihli 01/10/2008 vadeli 21.035 euro bedelli poliçenin takibe konulduğunu, söz konusu icra dosyasından kaynaklanan alacağın müvekkili ...'ya temlik edildiğini, yine aynı davalı şirket hakkında... San. ve Tic. A.Ş. tarafından .... icra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 17/10/2008 keşide tarihli 40.000 TL bedelli çekin takibe konulduğunu, söz konusu alacağın müvekkili tarafından temlik alındığını, müvekkili tarafından temlik alınan her iki takip bakımından ana para alacağı miktarının 84.213,00 TL olduğunu, müvekkilinin alacağının tahsili için temlik aldığı icra dosyasından gerekli işlemleri yaptığını, her iki takipte de borçlu şirket hakkında takibin kesinleştiğini, davalı şirket hakkında hazce çıkıldığını, borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarının araştırıldığını, ancak haczi kabil menkul ve gayrimenkul mallar bulunamadığını, bu durumun haciz tutanakları ile de sabit olduğunu, davalı şirket hakkında yapılan araştırmalar neticesinde, davalı şirketin Hadımköy yolu, ... Belediyesi sapağı, Beylikdüzü İstanbul adresinde bulunan fabrikasını ve içindeki tüm makine ve ekipmanı 08.01.2009 tarihinde diğer davalı ...'ye muvazalı olarak ve alacaklılardan mal kaçırma amacı ile devrettiğinin anlaşıldığını, 2004 tarihinde 20.000.000.000 TL olan fabrikanın 08/01/2009 tarihinde tapuda 14.150.000,00 TL değerinden satılmış gibi gösterilerek fabrikanın tüm ekipmanları ile birlikte ...'nin üzerine geçirildiğini, Fabrikanın gerçek değerinin bu miktarın çok daha üzerinde olduğunu, fabrikayı devralan ...'nin, diğer davalı ... ... San. A.Ş nin ortağı ve yetkilisi ...'nın dayısı ...'nin eşi olduğunu, yani ...'nin diğer davalı şirketin yetkilisi ...'nın yengesi olduğunu, davalı ...'nin ev hanımı olup, bu kadar kıymetli taşınmazı satın alacak parasının olmadığını, paranın kaynağının ... olduğunu, ... ile ...'nin dayı ve yeğen olmaları ayrıca birlikte ortak-yönetici oldukları şirketlerin olması nedeni ile davalı şirketin taşınmazının değerinin çok altında satılarak devredilmesi durumunun alacaklıları zarara uğratma amacı ile yapıldığını ortaya koyduğunu, bu nedenle iptal edilmesi gereken nitelikte tasarruf olduğunu, belirterek davalılar arasında gerçekleştirilen İstanbul, ... ... köyü, ... mevkii 1 pafta, 69 parselde tapuda kayıtlı taşınmazın devrine dair tasarrufun iptaline, müvekkiline, icra dosyalarından kaynaklanan alacağını, dava konusu taşınmaz üzerinden haciz ve cebri icra yolu ile alma yetkisinin tanınmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ... Sanayi A.Ş. vekili tarafından mahkememize sunulmuş olan cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait olan dava konusu fabrikanın değerinin 2004 yılında ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/126 D.iş sayılı dosyasından tespit ettirildiğini, bu günkü para ile 20.353.600,00 TL değerinde olduğunun belirlendiğini, şirketin 2008 yılında ekonomik krize girdiğini, şirket yetkisi ...'nın şirketi zor durumdan kurtarmak amacı ile ipotek alacaklısı ... bankın taşınmazı satışına engel olmak için dayısı ...'den borç aldığını, ...'nın ... ile protokol imzaladığını, buna göre ... tarafından şirketin ... banka olan borçlarının ödenmesi karşılığında ipoteklerin ...'ye temlik edileceğini, kararlaştırıldığını, taşınmazın satılması halinde ...'nin alacağının bankaya bloke edilmesi halinde ipoteklerin kaldırılacağının tüm bu işlemler nedeni ile düzenlenecek teminat senetlerinin ...'ye verileceğinin kararlaştırıldığını, ...'nin davalı şirketin bankaya olan borcunu ödeyerek bankadan ipotekli alacağı temlik aldığını, daha sonra davalı şirketin ekonomik durumunun bozulması nedeni ile fabrika binasının da bulunduğu taşınmazlara haciz konulmaya başladığını, ...'nin alacağını garanti altına almak için ...'yı sıkıştırması nedeni ile ... ve ... arasında yapılan inançlı işlem uyarınca taşınmazın ...'nin eşi olan ...'ye devredileceği, ... ... A.ş.'nin borçlarının ...-... tarafından ödeneceğini, taşınmaza müşteri çıkması halinde taşınmazın satılarak, satış bedelinden ...'nin alacaklarının düşülmesinden sonra kalan kısmın ... Empirmeye ödeneceğini, ... ...'nin ...'den aldığı borç geri ödendiğinde taşınmazın ... ...'ye iade edileceğinin kararlaştırıldığını, bu amaçla gayrimenkul satış sözleşmesi isimli sözleşme imzalandığını, daha sonra şirketin krizden çıkamaması nedeni ile 05/01/2009 tarihinde faaliyetlerini tamamen durdurmak zorunda kaldığını, müvekkili şirkete ait tapunun ...'ye devrinden sonra müvekkili şirketin bir kısım borçlarının taraflar arasındaki inançlı işlem uyarınca ... tarafından 3. kişilere ödendiğini, ...'nin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak müvekkili şirket ve şirket yetkilisi hakkında tazminat davası açtığını, fabrika binası içerisinde bulunan makinelerin ... tarafından fabrika binası dışına çıkartılarak 3. kişilere satıldığını öğrenilmesi üzerine durumun ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... değişik iş sayılı dosyası ile tespit ettirdiğine ve hakkında ... 1. asliye Hukuk Mahkemesine ... esas sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını, müvekkili şirketin yaptığı inanç anlaşması çerçevesinde alacaklılara borcunu ödeyebilmek için taşınmazını devir ettiğini, ...'nin 3. kişilere olan borçları ödeme vaadini gereği gibi yerine getirmediğini, davacıya alacağı temlik eden ... Tekstil ... Ltd. Şti. ve ... Kimya ... A.ş. ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin bu şirketlere borcunun bulunduğunu, ödeyemeyince müvekkili şirket hakkında takip başlattıklarını, davacı ...'nın da alacağı temlik alarak müvekkili şirkete karşı dava açtığını, sonuç itibari ile dava konusu taşınmazın inançlı işlem yolu ile devredildiğini, diğer davalıya karşı tapu iptali tescil davası açacaklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili tarafından mahkememize sunulmuş olan cevap dilekçesinde özetle; tasarrufun iptali davasının koşullarının oluşmadığını, iptal konusu tasarrufun, borcun doğumundan sonra yapıldığını, borçlu hakkında icra takibinin kasıtlı olarak itiraz edilmeyerek kesinleştirildiğini, aciz vesikası alınmadığını, yapılan alım satım işleminin gerçek bir alım satım olduğunu ve değerinin ödenerek alındığını, tapu senedinde gösterilen 14.150.000 TL'nin taşınmazın gerçek değerinin altında olduğu iddiasının doğru olmadığını, davacı ...'nın diğer davalı ... ...'nin ortaklarının amcası olduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İşbu dava davacı vekili tarafından 16.06.2011 tarihinde açılmakla .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esasına kaydının yapıldığı, yeni ticaret mahkemeleri kurulmakla dosyanın İstanbul ... Ticaret Mahkemesine devredildiği ve ... Esasına kaydının yapıldığı, yargılama esnasında ... Ticaret Mahkemesinin kapatılması sebebiyle dosyanın İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esasına kaydının yapılmış olduğu görülmüş olup yapılan yargılama neticesinde davanın reddine dair verilen 16.10.2014 tarihli karara karşı temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/5182 Esas, 2020/7598 Karar Sayılı, 25.11.2020 Tarihli "... Somut olayda, dava konusu gayrımenkul fabrika niteliğinde olup, içerisinde yer alan makineler ile birlikte davalı ...’ye devredilmiştir. Fabrika binasının devredilmesine göre söz konusu tasarrufun; İİK’nın 280/son maddesi gereğince, ticari işletme devri mahiyetinde olup olmadığı tartışılmaksızın ve davalı 3. kişi ...’nin eşi ...’nin davalı borçlu şirket yetkilisi dava dışı ...’nın dayısı olması, davalı borçlunun mali durumunda sıkıntı olması sebebi ile dava dışı ...’den borç alındığı ve bir kısım borçların kapatıldığının taraflarca beyan edilmesine göre de davalı ...’nın davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğu değerlendirilmeksizin mahkemece yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi de isabetli görülmemiştir." şeklindeki gerekçeli ilamı ile bozulmakla mahkememizin işbu esasına kaydı yapılmıştır. Mahkememizce dosya üzerinden yapılan kontrolde davacı asilin yargılama esnasında 25.08.2022 tarihinde vefat etmiş olduğu anlaşılmakla davacı vekiline mirasçıların vekaletnamelerini alıp almayacağı hususunda beyanda bulunmak ve veraset ilamını sunmak üzere verilen süre içerisinde ibraz edilmiş olan Kadıköy 16. Noterliğinin 16.09.2022 tarihli 18419 Yevmiye numaralı mirasçılık belgesi uyarınca davacı müteveffanın mirasçıları olarak geriye ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nın kalmış olduğu, işbu mirasçıların davacı sıfatıyla dosyaya dahil edildiği, davacılar vekili tarafından sunulmuş olan vekaletname uyarınca davacıların davaya devam edeceklerini beyan etmeleri sebebiyle taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce yapılan kontrolde "Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak ile iptali istenilen tasarruf konusu malın değerinden (devri tarihi itibariyle) hangisi az ise o değer oluşturur. Dava değeri ise yargılama sonunda hükmedilecek harç, vekalet ücreti gibi yargılama giderlerinin hesabında matrah olarak esas alınır." şeklindeki yerleşmiş içtihatlar uyarınca mahkememizce yapılan kontrolde işbu davaya konu edilmiş olan .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında takipte kesinleşen miktarın 43.245,20 TL olduğu, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takipte kesinleşen miktarın 44.213,99 TL (2.035 Euro'nun takip tarihindeki karşılığı) olduğu, alınan bilirkişi raporları akabinde dava değerinin takipte kesinleşen işbu miktarların toplamı olan 87.459,19 TL olduğu, bu tutar üzerinden harç yatırılması gerektiği anlaşılmakla yargılama esnasında eksik harç ikmal edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Somut olayda işbu davaya konu edilmiş olan İstanbul ili, ... İlçesi, ... köyü, ... mevkii 1 pafta, 69 parsel sayılı taşınmazın satışına yönelik tasarrufun iptali isteminin dayanağının 2 ayrı icra takibinden (.... İcra Müdürlüğüne ait ... ve .... İcra Müdürlüğüne ait ... esas) kaynaklanmakta olduğu; davacının .... İcra Müdürlüğüne ait ... ve .... İcra Müdürlüğününe ait ... esas sayılı dosyalarından kaynaklı alacakları temlik almış olması sebebiyle ilgili icra dosyalarında alacaklı konumda olduğu, ilgili icra dosyaları ayrı ayrı incelendiğinde; -.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında; alacaklı ... Tekstil ... Ltd . Şti. tarafından ... ... Sanayi A.Ş. hakkında 31/07/2008 tanzim 01/10/2008 vade tarihli 20.035 euro miktarlı bonoya dayanılarak 08.09.2009 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, takip esnasında 05.04.2011 tarihinde alacaklı tarafından alacağın ...'ya temlik edilmesi sebebiyle işbu dosyanın davacısının alacaklı konumuna geçtiği, takip dosyasından çıkılan haciz sonrası tutulan tutanak incelendiğinde borçlu şirketin haczi kabil malı bulunmadığının anlaşıldığı, icra müdürlüğünce alacaklı ...'nın talebi üzerine borç ödemeden aciz vesikası verildiği, -.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında; alacaklı ... Kimya San. ve Tic. A.Ş. tarafından ... ... San. A.Ş. (çekin lehtarı ve 1. cirantası) ve ... Dış Tic. ... A.Ş. (çekin keşidecisi) hakkında 17/10/2008 tarihli 40.000 TL miktarlı çeke dayanılarak toplam 43.245,20 TL tutarındaki alacağın tahsili için 17/11/2008 tarihinde Kambiyo senetlerine dayalı takip başlatıldığı, takip dosyasından çıkılan haciz sonrası tutulan 20/11/2008 tarihli haciz tutanağı incelendiğinde toplam 41.000 TL miktarlı menkul mallar üzerinde haciz işleminin yapıldığı daha sonra alacaklı tarafın 05/04/2011 tarihinde alacağın işbu dosyanın davacısı ...'ya temlik edilmesi sebebiyle işbu dosyanın davacısının alacaklı konumuna geçtiği, temlik alan tarafından tekrar haciz talep edildiği, 26/05/2011 tarihinde çıkılan ikinci hacizde hacze kabil mal bulunamadığı gerekçesi ile tutanak tutulduğu; İşbu icra takiplerinden kaynaklı olarak alacakların borçludan tahsil edilememesi üzerine davalı borçlu adına kayıtlı olan İstanbul ili, ... İlçesi, ... köyü, ... mevkii 1 pafta, 69 parsel sayılı taşınmazın 08/01/2009 tarihinde, üzerindeki ipoteklerle birlikte toplam 14.150.000 TL'ye ...'ye satılmış olması sebebiyle davacı tarafından söz konusu satımın muvazaalı olduğu iddiasıyla 16.06.2011 tarihinde eldeki tasarrufun iptali davasının açılmış olduğu görülmüştür. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerektiği, bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, özellikle İİK'nın 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığının incelenmesi, satılan taşınmaz üzerinde, ipotek ve haciz kayıtları varsa, alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağından, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığının kabulü gerektiği, bu nedenle oransızlığın belirlenmesinde tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarının da gözönünde tutulması gerektiği, aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılması gerektiği, keza İİK.nın 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmeli, öte yandan İİK.nun 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/3232 Esas, 2020/2976 Karar Sayılı 01/06/2020 Tarihli İlamı ). Tasarrufun iptali davaları yukarıda da anılmış olduğu üzere elinde geçici (İİK.m.105) veya kat'i (İİK.m.143) aciz belgesi bulunan alacaklılar tarafından açılabilir. Bu husus davanın görülebilme koşulu olmakla birlikte aciz belgesinin dava açılmadan, dava açıldıktan sonra veya temyiz aşamasında ve hatta hükmün Yargıtay'ca onanmasından (veya bozulmasından) sonra bile sunulma olanağı vardır. Somut olay bakımından yapılan incelemede icra takip dosyalarına konu borçların taşınmazın devrinden önce doğmuş olduğu, davacı tarafça icra dosyasından alınan geçici aciz vesikası akabinde işbu davanın açılmış olduğu görülmekle söz konusu devrin alacaklıları zarara uğratma kastı ile muvazaalı olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin incelenmesine geçilmiş olup Yargıtay bozma ilamı uyarınca davaya konu taşınmazın devrinin ticari işletme devri olup olmadığı hususu irdelenecektir. İİK'nın "Zarar verme kastından dolayı iptal" başlığını taşıyan 280. Maddesinin "(1) Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Şu kadar ki, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflâs yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır. (2) Üçüncü şahıs, borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun birinci fıkrada beyan olunan durumunu bildiği farz olunur. Bunun hilafını üçüncü şahıs, ancak 279 uncu maddenin son fıkrasına göre isbat edebilir. (3) Ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kasdını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kasdiyle hareket ettiği kabul olunur. Bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir." şeklinde düzenlemesine yer verilmiştir. Davaya konu taşınmazın devrinin ticari işletme devri olup olmadığı hususu bakımından yapılan incelemede mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2021/1641 Esas, 2023/1050 Karar Sayılı, 23/06/2023 Tarihli "Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. ... Her ne kadar davalılar arasında yapılan satımda taşınmazın Mahkemece belirlenen gerçek değeri ile satım bedeli arasında (davalı vekili tarafından sunulan dekontlardan anlaşıldığı üzere ipotek kapatma bedeli eklendiğinde) bedel farkı bulunmasa da, İİK’nin 280/son fıkrasına göre ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiği kabul olunur, karinenin ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir hükmü gereğince, davaya konusu taşınmazın satım tarihi itibariyle "Fabrika binası ve arsası" vasfında olduğu görülmekle, ticari işletme devri yönünden tasarrufun değerlendirilmesi gerekir. Davalı borçlunun ticari işletmenin mühim bir kısmını devrettiği, 3.kişinin de ticari işletmenin mühim bir kısmını devraldığını ispat yükü davacı taraftadır. Her ne kadar Mahkemece satımın ticari işletme devri olduğu gerekçesiyle hüküm tesis edilmiş ise de, bu hususa ilişkin mahkemece araştırma yapılmadığı görülmüştür. Mahkemece, İİK'nun 280/3.maddesi kapsamında davalı üçüncü kişiye yapılan satışın borçlu şirketin önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Bunun için konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile satış tutarı ve taşınmazın tasarruf tarihindeki değeri de (taşınmaz üzerinde ipotek bulunması nedeni ile ipotek borcunun değere etkiside gözetilerek) dikkate alınarak, davaya dayanak teşkil eden icra dosyaları ve davalı borçlunun tespit edilen taşınmaz ve mal varlığı (aktif menkul ve gayrimenkul) kayıtları da incelenerek, davalı borçlu şirketin Ticaret Sicilindeki kayıtlı evraklarına göre tasarruf tarihi itibariyle ödenmiş sermayesinin ne kadar olduğunun araştırılması, söz konusu tasarrufun borçlu şirketin 2016-2017 yıllarındaki bilanço ve mal varlıklarının önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığı, davalı borçlunun devir tarihinden sonra fiilen ve kayden ticari hayatına devam edip etmediği araştırılarak davaya konu taşınmazın o dönemde şirketin malvarlığının ne kadarını teşkil ettiği, dolayısıyla bu taşınmazın 280/son anlamında ticari işletmenin mühim bir kısmını teşkil edip etmediği belirlendikten sonra İİK 280 maddesinde belirtilen karine de göz önüne alınıp araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 4.H.D.nin 2021/1121 E. 2021/1652 K. Yargıtay 17.H.D.nin 2019/5274 E.2020/8415 K., Yargıtay 4. H.D.nin 2022/6414 E. 2022/12136 K., Yargıtay 4. H.D. 2021/26250 E. 2022/10902 K., Yargıtay 4. H.D.nin 2021/1669 E. 2021/7602 K.)" şeklindeki gerekçeli ilamı uyarınca mahkememizce davalı şirketin ticaret sicil nezdinde tutulmuş olan kayıtları celp edilerek incelendiğinde; şirket yetkilileri arasında herhangi bir devrin söz konusu olmadığı, Yargıtay bozma ilamı uyarınca davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinden inceleme yapılması kararı kurulmuş olup bu kapsamda davalıya defter ve belgelerini ibraz etmesi için verilen kesin süre içerisinde defter ve belgelerin ibraz edilmemiş olduğu, nitekim bilirkişi tarafından yerinde inceleme için davalı şirkete gönderilmiş olan maillere de bu doğrultuda beyanda bulunulmuş olduğu, mahkememizin ara kararı uyarınca inceleme talep edilen tüm belgelerin ibraz edilmemiş olduğu, ibraz edilen belgeler ve dosya kapsamı itibari ile celp edilmiş olan tüm evraklar üzerinden mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla inceleme yapılmış olup bu kapsamda hazırlanmış olan 19.01.2024 tarihli raporda özetle; .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/291 E sayılı dosyasından aldırılan bilirkişi raporunda davaya konu ... Köyü 1. Pafta 69 Parsel 22500 m2 Bahçeli Kagir iki kat üretim ve dört yönetimden oluşan Fabrika binasının 08.01.2009 satış tarihindeki bedelinin 20.787.641,52 TL olarak tespit edildiği, Davalı şirketin ödenmiş Sermayesinin 3.000.0000,00 TL olduğu, Davaya Konu ... Köyü 1. Pafta 69 Parsel 22500 m2 Bahçeli Kagir iki kat üretim ve dört yönetimden oluşan Fabrika binasının Liste Halinde Teferruatları Belirtilen hali ile (Makine ve ekipmanları, adetleri ve Değerleri) davalı ... A. Ş. hissesinin tamamının haciz ve ipoteklerin tüm hukuki vecaipleri ile birlikte 14.150.000,00 TL (ondörtmilyonyüzellibin) bedelle ...' ye satıldığı ve 08.01.2009 tarihinde ... adına tapuya tescil edildiği, Davalının Bilançolarının incelenmesi sonucunda 2009 yılında Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri ve Binaların tamamının Tesis Makine Ve Cihazların 4.860.818,89 TL tutarlık kısmının elden çıkartıldığı, Söz konusu tasarrufun borçlu şirketin 2008-2009- 2010 yıllarındaki bilanço ve mal varlıklarının önemli bir kısmının devri niteliğinde olduğu, Davalı borçlu ... ... Sanayii A. Ş./ nin devir tarihinden devir edilen taşınmazı devir ettiği ...' den 10.01.2009 tarihinden itibaren altı ay süre ile işyeri olarak kiralayarak faaliyetini sürdürdüğü, 2010 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesinden de anlaşıldığı üzere ticari hayatına devam ettiği, İTO Firma Detayları bilgilerinden halen ticari faaliyetine devam ettiği, Ortaklarla ilgili Takyidat bulunmadığı, mevcut yönetimi kurulu üyesinin ... olduğu, Davaya konu taşınmazın 14.150.000,00 TL satış bedeli üzerinden söz konusu dönemdeki (2008-2010) şirketin malvarlığının (aktifinin) 2008 yılı 22.192.226,03 TL Aktif Toplamına göre %63,76'ni oluşturduğu, 8.744.940,80 TL defter değerine göre Aktif Toplamının %39,41'ini oluşturduğu, dolayısıyla bu taşınmazın 280/son anlamında ticari işletmenin mühim bir kısmını teşkil ettiği Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Mahkememizce somut olay bakımından yapılan incelemede her ne kadar davalı şirket tarafından taşınmazın devrinden sonra ticari faaliyetine devam edilmiş olduğu bu sebeple tam anlamıyla bir ticari işletme devrinden bahsedilemeyeceği ancak İİK'nın 280. Maddesinin "Ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastı ile hareket ettiği kabul olunur" şeklindeki amir hükmü karşısında alınan bilirkişi raporu kapsamında devri yapılan taşınmazın ve içerisindeki malvarlığının davalı borçlu şirketin, devir tarihi itibari ile mevcut emtiasının önemli bir kısmını teşkil ettiği, bu sebeple davalıların, alacaklıları zarara uğratmak kastı ile hareket ettiği kabul edilmiş olup İİK m.280/4- son cümle uyarınca davalılarca bu karinenin aksini ispata yarar herhangi bir delil ibraz edilmemiş olduğu görülmüştür. Nitekim yargılama esnasında dosyaya celp edilmiş olan aynı taşınmaza ilişkin aynı davalılara yönelik olarak açılmış olan ve alacaklıları farklı olan tasarrufun iptali davası bakımından celp edilmiş olan .... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında asıl ve birleşen davalar bakımından "... gerek icra takip işlemlerinin gerekse ticari ilişkinin tasarruf tarihinden sonraya dayandığı bütün icra takiplerinin ve taraflar arasındaki ilişkinin satış tarihinden sonra olduğu bu durumda tasarrufun iptaline konu olabilmesi için satışın gerek ticari işlem gerekse icra takibinden sonra olması gerekmekte olup bu durumda tasarrufun iptalinin koşulları oluşmadığı gibi istem yerinde görülmediğinden" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olduğu, işbu karara karşı temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 17.Hukuk Dairesi' nin 2012/2582 Esas, 2012/13802 Karar Sayılı, 11/02/2012 Tarihli "Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için borcun, iptali istenen tasarruftan önce doğması dava önkoşulu olup mahkemece res'en araştırılmalıdır. Dava koşulu gerçekleşmediği takdirde işin esası hakkında hüküm kurulamaz. Somut olayda taşınmazın akit tablosunun üst kısmında doğru tarih olarak 08/01/2009 yazılı olmasına karşın alt bölümde 08/01/2008 tarihinin yazılı olmasından dolayı mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacı tarafından borcun kaynağı olarak gösterilen defter ve belgeler de borcun doğum tarihinin satıştan önce olduğunu göstermekte olup mahkemece gerekçede açıklanan tarihler ile uyumlu bulunmaktadır. Bu nedenle davacı ve borçlu arasında ticari ilişkinin dava konusu tasarruftan önce doğduğu kabul edilerek davanın diğer şartlarının değerlendirilmesi, davalı 3. kişinin alacağın muvazaalı olduğu yönündeki iddiaları araştırılmalı daha sonra toplanan ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. Kabule göre de alacağın dava konusu tasarruftan sonra doğduğunun kabulü halinde davalılar yararına maktu vekalet ücreti tayini yerine vekalet ücretlerinin nisbi olarak takdir edilmesi ve zorunlu dava arkadaşları için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değildir" şeklindeki gerekçeli ilamı ile bozulmuş olduğu, UYAP sisteminden yapılan kontrolde; işbu .... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasının .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esasına kaydının yapılmış olduğu anlaşılmakla ilgili dosya celp edilip incelendiğinde; mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl dava ve birleşen davalar bakımından ayrı ayrı "Yukarıda belirtilen icra takiplerinden dolayı borçlu olan davalının mali durumu, davalı borçlu şirket yetkilileri ile davalı ... arasındaki akrabalık ilişkisi gereği İİK'nun 280/1 maddesi gereği borçlunun içinde bulunduğu mali durumun bilinecek durumda olduğunun farz olunacak olması, borçlunun sattığı kişiden mal iktisap edenler hakkında iptal kararı verilebilmesi için kötü niyetli olduklarının kanıtlanması gerekeceği, kötü niyetin konusunun davacı alacaklıda bulunduğu, bunun kanıtlanamaması halinde davanın bedele dönüşeceği, davalı şirket yetkililerinin akrabası olan diğer davalı ...'nin davalı şirketin mali durumunu bilmemesinin mümkün olmadığı, yapılan bu tasarrufların mal kaçırma amacı ile yapıldığı nedenle davalıların sorumluluğu belirlenmiş ve neticeten asıl ve birleşen dosyalar yönünden, her bir dosyada talep edilen icra dosyalarının alacak miktarlarının tahsili için tasarrufun iptali hususunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, cebri icra yolu ile satış ve haciz yetkisi tanınmasına ilişkin istemlerinin icra dosyasında talep edilebileceğinden reddine karar verilmiştir." şeklindeki gerekçesi ile işbu davanın da konusunu oluşturan taşınmazın davalılar arasındaki satış işlemine yönelik tasarrufun iptaline karar verilmiş olduğu, verilen bu karara karşı temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/367 Esas, 2021/3183 Karar Sayılı, 24.03.2021 Tarihli "... 1-Dosya içeriğine, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı borçlu ... ... San AŞ yetkilisi ile davalı ...’nın akraba olduğunun anlaşılmasına, davalı ...’nın davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişi olmasına dava konusu gayrımenkulün İİK 280/3 kapsamında ticari işletme devri olduğunun da belirlenmesine göre; davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ... ukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin ve davalı ... San AŞ vekilinin temyiz itirazlarının reddine (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün 5. bendindeki “diğer istemlerin reddine” ifadesinin hükümden çıkartılarak yerine “davacı alacaklıya .... İcra Müdürlüğü'nün ... – ... 3. İcra Müdürlüğü’nün ...- ... 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/... – .... İcra Müdürlüğü’nün ...-... ve ... 3. İcra Müdürlüğü’nün ...- ... 1. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyalarındaki alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak haciz ve satış yetkisi verilmesine” ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA," karar verilmiş olduğu, bu karara karşı karar düzeltme isteminde bulunulmuş olduğu ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/21403 Esas, 2024/3349 Karar Sayılı 16.04.2024 Tarihli ilamı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiş olduğu ve dosyanın bu hali ile 16.04.2024 tarihinde kesinleşmiş olduğu görülmüştür. Hüküm tarihinden önce mahkememizce yapılan kontrolde; işbu davaya konu edilmiş olan İstanbul ili, ... İlçesi, ... köyü, ... mevkii 1 pafta, 69 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması görerek 227 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu anlaşılmakla gelinen güncel durum itibariyle dosyada rapor hazırlana önceki harita mühendisi bilirkişinden rapor alınmış olup bu kapsamda ibraz edilen raporda özetle; İmar uygulaması neticesinde 22.500 m2'lik dava konusu 69 parselde 1.886 m2 (10,0838618) DOP kesilmesi neticesinde kalan 20.613,11 m2'lik alanın 20.145 m2'si 227 ada 4 parselde tam hisse olarak, kalan 467,48 m2'lik kısmı da 5.121,05 m2'lik 227 ada 5 parselde .../... hisse olarak dava konusu 69 parsel maliki adına hisselendirilmiştir. Yani dava konusu 22.500 m2'lik 69 parselden düzenleme ortaklık payı olarak 1.886,89 m2'lik DOP kesintisi yapılmış, kalan 20.613,11 m2'lik alanın 20.145 m2'si 227 ada 4 parsel, 467,48 m2 lik kısmı 5.121,05m2 yüzölçümlü 227 ada 5 parsel, 69 parsel maliki adına .../... hisse olarak tescil edilmiştir. Uygulama öncesi 69 parsel üzerindeki fabrika binası uygulama sonrası oluşan 227 ada 4 parsel üzerinde kaldığı, eldeki davanın konusunun güncel olan bu parselle ilgili olduğu, 227 ada 5 parselin eski 230 ada 4 ve eski 69 parsellerden meydana geldiği anlaşılmaktadır Şeklinde mahkememize bilgilendirme yapılmış olduğu, davalı ... vekili tarafından sunulan 28.08.2024 tarihli beyan dilekçesinde "... Belediyesinde 2016 yılında sonuçlandırılan imar düzenlemesinde diğer tüm parseller gibi 227 ada 5 parsel ile 69 parsel arasında sınır düzenlemesi yapılmıştır. Ayrıca 69 parselin kamuya, yola terk işlemleri yapılmış bu çalışma ile 69 parsele ait 467m2 alan 5 parsel içinde kalacak şekilde parsel sınırları düzenlenmiştir. ... A.Ş. 'ye ait taşınmaz 227 ada 5 parseldir. Terklerden sonra müvekkilin taşınmazı 227 ada 4 parsel olmuştur. Fabrika binası 4 parsel üzerindedir" şeklinde beyanda bulunulmuş olduğu, görülmekle davacı vekilinden gelinen aşama itibari ile yeni oluşan taşınmazlar bakımından mahkememizin 11.03.2025 tarili celsesinde kurulana ara karar kapsamında beyanları sorulmuş olup davacı vekili tarafından 25.03.2025 tarihinde sunulan beyan dilekçesinde işbu davadaki taleplerinin "Davaya ilişkin talebimiz fabrika binasının muvazaalı ve kötü niyetli devridir, bu sebeple davamızın kabulü ile imar uygulaması sonrası 227 ada 4 parsel üzerinde kalan fabrika niteliğindeki taşınmazın satışına dair tasarruf muamelesinin İİK 227 ve devamı maddeleri gereğince iptaline karar verilmesi" şeklindeki olduğunun beyan edilmiş olduğu görülmekle bu kapsamda yargılamaya devam olunmuştur. 6100 Sayılı HMK'nın 204. Maddesinin 1. Fıkrasının "(1) İlamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar." şeklindeki düzenlemesi uyarınca somut olay bakımından işbu davaya konu taşınmazın davalılar arasındaki satış işlemine yönelik tasarrufun iptaline bakımından Yargıtay denetiminden geçerek onanan farklı mahkeme ilamları eldeki davada somut olgunun yani taşınmazın devrinin muvazaalı olarak, alacaklıları zarara sokmak kastı ile yapılıp yapılmadığının tespiti bakımından kesin delil niteliğini haiz olup yukarıda anılan gerekçeler, kesin delil, bilirkişi raporları bir bütün halinde incelendiğinde her ne kadar davalı ... tarafından pek aşağı olmayan bir bedel ile davaya konu taşınmaz satın alınmış ise de İİK m.280 hükmü uyarınca satın alınan emtianın davalı borçlu şirketin malvarlığının mühim bir kısmını teşkil etmiş olması, davalılar arasındaki akrabalık ilişkisi de göz önünde bulundurulduğunda davalıların alacaklıları zarara sokmak kastı ile hareket ettiği kanaatine varılarak davacıların davasının kabulüne karar vermek gerekmiş, işbu davadaki asıl talebin fabrika binasının bulunduğu İstanbul İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... mevkii 1 pafta 69 parsel sayılı taşınmazın güncel hali olan 227 ada 4 parsel sayılı taşınmazın devrine yönelik tasarruf işleminin iptalinin talep edilmesi sebebiyle yeni meydana gelen parsel numarası da hükümde ayrıca belirtilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacıların davasının KABULÜ ile; İstanbul İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... mevkii 227 ada 4 parsel sayılı taşınmazın (imar öncesi 1 pafta 69 parsel sayılı taşınmazdaki fabrika binasına ilişkin olan kısım bakımından) davalı ... ... Sanayi A.Ş. Tarafından diğer davalı ...'ye devrine ilişkin 08.01.2009 tarihli ... yevmiye numaralı TASARRUFUN İPTALİ ile; davacılara .... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarındaki asıl alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere CEBRİ İCRA YETKİSİ VERİLMESİNE, 2-Alınması gerekli olan 5.974,34-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 1.493,58-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 4.480,76-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 1.617,28-TL (başvurma, vekalet harçları ve peşin harçlar) davetiye, posta gideri: 1.035,00-TL, bilirkişi ücreti: 7.500,00-TL, keşif harcı: 170,80-TL olmak üzere toplam: 10.323,08-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 4-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile YARGITAY ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/04/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır