Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2178 E. 2024/6248 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2178
Karar No
2024/6248
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/743 E., 2021/415 K. HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü Karar, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde ; davacı ...'a ait aracın diğer davacı ... idaresinde seyir halinde iken yolun bir kısmının çökmesi nedeniyle şarampole yuvarlandığını, çökme yerinde herhangi bir uyarı levhası veya işaret bulunmadığını, davalı belediyenin gerekli önlemleri almadığından ağır kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle davacı ...'un yaralanarak bir süre çalışamadığını, aracın hasarlandığını, hasarlanan araç kullanılamadığından kazanç kaybı olduğunu belirterek davacı ... için 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile kusur ve iş gücü kaybı netleştikten sonra açıklayacakları makul bir manevi tazminat, davacı ... için 100,00 TL kazanç kaybı, 100,00 TL araç hasarı olmak üzere toplam 300,00 TL tazminatın sigorta şirketi sadece geçici iş göremezlik tazminatından dava tarihinden itibaren avans faiziyle sorumlu olmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ilerde kusur oranları kesinleştiğinde ilerde değeri belirlemek üzere makul bir manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Bedel artırım dilekçesiyle 5.150,00 TL araç hasar bedeli, ıslah dilekçesiyle ... için 557,93 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve davacılar için 8.085,00 TL kazanç kaybı ve 20.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili, idari yargının görevli olduğunu ve kazanın meydana gelmesinde hizmet kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEMENİN İLK KARARI Mahkemenin 07.07.2015 tarih ve 2015/624 - 2015/395 sayılı kararı ile; idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 23.10.2017 tarihli ve 2017/533- 2017/570 sayılı kararıyla uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğuna karar verilmiştir. IV. MAHKEMENİN SON KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının kazanç kaybına yönelik talebine ilişkin sadece davacının beyanı olduğu, bu iddiasını destekler nitelikte delil sunmadığı, dolayısıyla bu yönden davasını ispat etmediği anlaşıldığından bu yönlü talebinin reddi ile hasar bedeline ilişkin düzenlenen bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle davanın kısmen kabulü ile davacının maddi hasar bedeli olarak talep ettiği 5.150,00 TL'nin kaza tarihi olan 15.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının 3.000,00 TL manevi tazminat bedelinin kaza tarihi olan 15.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacıların pazarcılık sektöründe çalışmaları nedeniyle araçlarının tamirat süresi boyunca yani üç ay boyunca işleri yapamadıklarını, Adli Tıp Kurumu raporunda da açıkça belirtildiği üzere davacı ... açısından yaralanması neticesinde 10 günlük bir iyileşme süreci olduğunun tespit edildiğini, geçici iş göremezlik ve çalışmadıkları süre boyunca kazanç kayıplarının hesaplandığını ancak haksız olarak bu taleplerin reddedildiğini, ayrıca ret kararı sonrası hükmedilen karşı vekalet ücretinin de kabul kararı ile birlikte kaldırılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; reddedilen kısım yönünden kararın doğru olduğunu ancak kabul edilen kısım yönünden usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, kararın yargılama sırasında belirtikleri ve resen dikkate alınacak nedenlerle bozulması gerektiğini, ayrıca kararda hükmün hangi davacı açısından kurulduğunun belirtilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyetine ve kapsamına göre uyuşmazlık; davacıların sürücüsü ve maliki olduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu hizmet kusuru nedeniyle davalı belediyeden maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davacıların bilirkişi raporu doğrultusunda davacı araç maliki Davut için 5.150,00 TL araç hasar bedeli, davacı sürücü ... için 557,93 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve davacılar için 8.085,00 TL kazanç kaybı ve 20.000,00 TL manevi tazminat talepleri bulunduğu, mahkemenin ise hangi davacı için hangi talebin kabul edildiği ve hangi talebin reddedildiği gerekçede tartışılmadan kabul yönünden "davacıya verilmesine" şeklinde infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu durumda, mahkemece; açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde; gerekçe hüküm çelişkisi içermeyen kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde gerekçeli karar ve hüküm oluşturulmak gerekirken, Anayasa'nın 141 inci maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298 inci maddelerine aykırı şekilde hüküm tesisi kararın bozulması gerektirmiştir. 2-Ayrıca 6100 sayılı HMK'nın "Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi" başlıklı 31. maddesinde "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Dosyada davacılar vekilinin 24.10.2019 tarihli dilekçe ile araç hasar bedelini bilirkişi raporu doğrultusunda 5.150,00 TL olarak belirlediklerini, 18.10.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de belirsiz alacak olarak açtıkları davada bilirkişi raporu doğrultusunda 557,93 TL geçici iş göremezlik ve 8.085,00 TL kazanç kaybı bedeli olmak üzere toplam 13.792,93 TL olarak ıslah ettiklerini, dava dilekçesinde belirttikleri manevi tazminat olarak 20.000,00 TL talepte bulunduklarını belirtilmiş, ancak talebin hangi davacı için olduğu da mahkemece açıklattırılmamış olup manevi tazminat yönünden harcın da dosyada alınmadığı görülmektedir. Bu durumda mahkemece, 6100 sayılı HMK'nın 31, 297 ve 298 inci maddelerine uygun şekilde dava dilekçesi, ıslah dilekçesi ve harçları birlikte değerlendirerek ve davacılar vekiline gerekli açıklamayı yaptırarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün bu yönden de bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3. Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1- Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılar ve davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi Başkan

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/2178, K. 2024/6248, T. 13.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-2178-e-2024-6248-k-1e29444414a8