Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/1897 E. 2023/12360 K. – Rücuen Tazminat

Konu: Rücuen Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1897
Karar No
2023/12360
Karar Tarihi
Konu
Rücuen Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mah. Sıf.) SAYISI : 2021/58 Esas - 2021/398 Karar vekili Avukat ... HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davalı ... vekili Av. geldi. Davacı tarafından gelen olmadı. Davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 21.11.2023 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait olup müvekkili nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) ile teminat altına alınan aracın 17.07.2009 tarihinde sürücü belgesiz dava dışı ın sevk ve idaresinde iken trafik kazasına karıştığını, kazanın sürücü belgesiz sürücünün kusurundan kaynaklandığını, bu kazada yaralanan dava dışı A tarafından Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/57 Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine maddi tazminat davası açıldığını ve müvekkili tarafından 05.11.2013 tarihinde 40.500,00 TL ödeme yapıldığını, aracın sürücü belgesiz kişi tarafından kullanılması sırasında kazanın meydana gelmesi nedeniyle müvekkilinin rücu hakkının doğduğunu belirterek 40.500,00 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kazadan önce aracı sattığını, kazayı yapan sürücünün aracı satın alan 'ın oğlu olduğunu, müvekkilinin kaza ile ilgisi olmadığını, husumetin yanlış kişiye yöneltildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Davanın açıldığı Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesince 2014/2943 Esas, 2015/1721 Karar sayılı ve 09.12.2015 tarihli yetkisizlik kararı üzerine dosya Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/107 esasına kaydedilmiştir. Mahkemenin 01.06.2016 tarihli, 2016/107 Esas ve 2016/294 Karar sayılı kararıyla; kazadan önce aracın davalı tarafından satıldığı ve satış tarihi itibarıyla davalının işleten sıfatı bulunmadığı, bu nedenle ödenen miktarın davacıya rücu edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.04.2019 tarihli, 2016/12054 Esas ve 2019/4925 Karar sayılı ilamıyla; "...Somut olayda, dava konusu sigortalı araç 24.06.2009 tarihinde davalı sigortalı tarafından dava dışı üçüncü kişiye satılmış, 17.07.2009 tarihinde ehliyetsiz sürücünün idaresinde kaza gerçekleşmiş, bu süreçte davacıya mülkiyet değişikliği ile ilgili bildirimde bulunulmamış, davacı tarafından trafik sigortası kapsamında kaza nedeniyle 40.500,00 TL ödenmiştir. Davalı sigortalının mülkiyet değişikliğini KTK’nun 94. maddesi uyarınca sigortacıya bildirmemesi nedeniyle anılan madde de düzenlenen fesih süreci gerçekleşmediğinden, davacı ile davalı arasındaki zorunlu mali mesuliyet sigortası sözleşme hükümleri geçerlidir. Kaza sırasında araç ehliyetsiz sürücü tarafından kullanıldığından sigortacının, sigortalı davalıya rücu hakkı bulunmaktadır. Bu durumda, davacı sigortacının davalıya rücu hakkı olduğu kabul edilerek, kaza nedeniyle üçüncü kişide oluşan yaralanma nedeniyle gerçekleşen zarar yönünden tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece tüm bu hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma ilamına karşı süresi içinde davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 4. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 10.02.2021 tarihli, 2019/5905 Esas ve 2021/1139 Karar sayılı ilamıyla; karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu sigortalı aracın 24.06.2009 tarihinde davalı tarafından dava dışı üçüncü kişiye satıldığı, 17.07.2009 tarihinde sürücü belgesiz sürücünün sebebiyet verdiği kazada yaralanan kişiye ZMSS poliçesi hükümleri doğrultusunda davacı tarafından ödeme yapıldığı, davalı tarafından mülkiyet değişikliğinin bildirilmemiş olması nedeniyle davacı tarafından ödenen miktardan davalının sorumlu olduğu, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacının ödediği miktarın tamamının rücu edilebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 40.500,00 TL maddi tazminatın ödeme tarihi olan 05.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazada yaralanan Abdullah Yörez tarafından açılan Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/57 Esas sayılı dosyasında müvekkiline ve Unico Sigorta AŞ'ye karşı açılan davanın reddine karar verildiğini, müvekkiline karşı hüküm tesis edilmiş olsa idi davacının rücu hakkının doğacağını, sigorta şirketinin reddolunan davada haricen anlaşarak yaptığı ödemeyi müvekkiline rücu etmesinin mümkün olmadığını, haricen anlaşmış olduğu Abdullah Yörez'den vermiş olduğu parayı geri istemesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda dava dışı yaya Abdullah Yörez'in yaralanması nedeniyle davacı tarafından ödenen maddi tazminatın, sigortalı aracın kaza sırasında sürücü belgesiz kişi tarafından sevk ve idare edilmesi nedeniyle sigortalı davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun'un 95 inci maddesinin ikinci fıkrası, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4 maddesi (c) bendi. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Rücu davaları, gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da ödediği meblağın tamamını değil, ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı isteyebilir. Davalı kaza nedeni ile ortaya çıkan gerçek zarardan kusuru oranında sorumludur. Somut olayda; hükme esas alınan hesap raporunda meydana gelen kazada yaralanan dava dışı Abdullah Yörez'in, ödeme tarihi itibarıyla uğradığı gerçek zarar tespit edilmemiş olup rapor bu yönüyle denetime elverişli değildir. Şu durumda mahkemece yapılacak iş; rücuya esas olan Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/57 Esas sayılı dosyasında alınan kusur ve maluliyet raporu gözetilerek aktüer bilirkişisinden rapor alınıp ödeme tarihi itibari ile zarar görenin sürekli ve geçici iş göremezliği yönünden uğradığı gerçek zarar miktarının belirlenmesi yönünde tazminat raporu alınması ve davalı tarafın kusuruna denk gelen kısımdan sorumluluğuna karar vermesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1897, K. 2023/12360, T. 21.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-1897-e-2023-12360-k-a06b3b306de6