Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/1891 E. 2024/2376 K. – Trafik Kazasında
Konu: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1891
- Karar No
- 2024/2376
- Karar Tarihi
- Konu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/608 Esas 2021/921 Karar DAVA TARİHİ : 20.12.2016 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddine/İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1466 E. 2018/152 K. Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 27.06.2016 tarihinde davacı yaya ile davalı ... şirketince zorunlu mali mesuliyet sigortası tanzim edilen aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını iddia ederek, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden kusuru oranında tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetkili mahkemede dava açılmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/67651 soruşturma nolu dosyasında davacı ile sigortalı araç sürücüsü şüphelinin uzlaşma iradelerini bildirmeleri üzerine uzlaştırma raporu düzenlendiğini, tarafların şüphelinin ...'na 3.000,000 TL ödemesi edimi karşılığında uzlaştıklarını, edimin yerine getirildiğini, zararın uzlaşmaya uygun olarak giderildiğini, şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, trafik kazasının meydana gelmesinde tam ve asli kusurun sigortalı araç sürücüsünde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan delillere göre; "... olay sonrası İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sırasında tarafların uzlaşma yoluyla aralarındaki uzlaşmazlığı çözümledikleri ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/67651 soruşturma sayılı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, CMK'nun 253/19 maddesi uyarınca dava konusu eylem nedeniyle uzlaşma sağlanılması halinde tazminat davası açılamayacağının açılmış ise de bu tür davaların feragat edilmiş sayılacağının hüküm altına alındığı, davacı vekilince uzlaşma raporunda kararlaştırılan 3.000,00 TL bedelin manevi zarara ilişkin olarak ödendiği iddia edilmiş ise de, uzlaşma raporunda kararlaştırılan bedelin yalnızca manvevi zarara ilişkin ödendiğine dair bir kaydın bulunmadığı, dolayısıyla 3.000,00 TL bedelin davacının yaralanması nedeniyle oluşan tüm zararlarını kaşılamak üzere ödendiğinin kabulü gerektiği, Yargıtay 17. HD'nin 06/11/2014 günlü 2014/19958-15212 esas karar sayılı, 30/03/2017 tarihli 2014/21330 esas, 2017/3470 karar sayılı, 12/05/2016 tarihli 2014/9058 esas, 2016/5900 karar sayılı emsal kararlarında vurgulandığı üzere davacı tarafın ceza soruşturma dosyasında uzlaşma protokolü ile dava dışı işleten-sürücü Mümin Demirel'i ibra etmesi karşısında, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen davalı ... hakkında da dava açılamayacağı..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; savcılık aşamasında uzlaşmanın sağlanmış olmasının diğer zarar sorumlularını sorumluluktan kurtarmadığını, uzlaşma tutanağında uzlaşmayı kabul veya reddetmenin hukuki sonuçlarının anlatılmadığını, yapılan ödemenin davacının gerçek zararını karşılamaktan uzak olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...5271 sayılı CMK'nun 253/17. bendinde; "Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder. "CMK'nun 253/19. bendine göre ise "... Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi,9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır." hükmü yer almakta olup,anılan Kanun maddesinin 253/19. bendine göre uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Bu yasal düzenleme ışığında da uzlaşma raporunu düzenlenmekle davalının tazminat davası açma hakkı bulunmamaktadır. Uzlaşma raporu da ilam mahiyetinde olacağından aksinin aynı kuvvetteki belge ile ispatlanması gerekir. Tüm bu nedenlerle uzlaşma raporu ilam mahiyetinde olduğundan ve uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağından açılan davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmamaktadır. (benzer nitelikte Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 27/01/2020 tarihli 2018/855 esas - 2020/93 karar sayılı ilamı). Davacı vekili beyanlarında her ne kadar ceza dosyasındaki tazminatın ve uzlaşmanın manevi tazminata ilişkin olduğunu iddia etmekte ise de, uzlaşma raporunda ve tutanağında uzlaşmanın ve tazminatın sadece manevi zararlara ilişkin olduğuna dair herhangi bir kayıt veya ayrım mevcut değildir. Ayrıca, davacının asıl fail konumunda bulunan araç sürücüsü Mümin Demirel ile uzlaşması aynı eylemden sigorta poliçesi sebebi ile hukuki sorumluluğu üzerine alan sigorta şirketini de kapsamaktadır. Buna göre; davacının 3.000,00 TL tazminat karşılığında (maddi ve manevi tazminat ayrımı yapmaksızın) dava dışı sürücü ile uzlaşmış olması nedeni ile bu kaza sebebiyle tazminat davası açamayacağını kabul etmiş olması, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan uzlaşmanın usulüne uygun olması, uzlaşmanın anlam ve sonuçlarının uzlaşma teklif formu ile usulünce davacıya açıklanması, davacının da bunu okuyup imzalayarak kabul etmesi, karşısında davalı ... hakkında tazminat davası açamayacağının kabulü gerekmektedir...." gerekçeleri ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; savcılık aşamasında sanık ile zarar gören arasında yapılan uzlaşmanın diğer zarar sorumlularını sorumluluktan kurtarmayacağını, uzlaşma tutanağında uzlaşmayı kabul veya reddin hukuki sonuçlarının açıklanmadığını, feragat etmiş sayılmak için açıkça ve ayrıca maddi ve manevi tazminat istenmediğinin beyan edilmesi gerektiğini, yapılan ödemenin gerçek zararı karşılamaktan uzak olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan ve malul kalan davacı yayanın sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu' nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Davacı vekili, 27.06.2016 tarihinde davacı yayaya davalıya sigortalı araç sürücünün çarpması neticesi oluşan trafik kazasında davacının malul kaldığını iddia ederek maddi tazminat isteminde bulunmuş, İlk Derece Mahkemesince 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunun 253 üncü maddenin (19) numaralı bendi gereğince uzlaşma sağlanmış olması sebebiyle tazminat davası açılamayacağından açılan davadan feragat edilmiş olunacağından davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacının istinaf talebinin uzlaşma sağlanması, uzlaşma tutanağının 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu' na uygun düzenlenmiş olması nedeniyle reddine karar vermiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu 253 üncü maddesi 19 uncu bendine göre uzlaşmanın sağlanması halinde "soruşturma konusu suçtan dolayı tazminat davası açılamaz ve açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır" şeklindeki yasal düzenleme ışığında uzlaşma raporunun düzenlenmesi halinde davacının tazminat davası açma hakkı bulunmadığı, uzlaşma raporunun ilam mahiyetinde olacağından uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı kabul edilmekteydi. Ancak; Anayasa Mahkemesi 26.07.2023 tarihinde 2023/43 Esas, 2023/141 Karar numaralı dosyada, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değiştirilen 253 üncü maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “...Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş, karar 18.10.2023 tarihli Resmi Gazete' de yayınlanmıştır. Anayasa Mahkemesi iptal kararları derdest davalarda derhal uygulanacağından, söz konusu uzlaştırma tutanağının Anayasa Mahkemesi iptal kararı da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla kararın bozulması gerekmiştir. KARAR 1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.