Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/1849 E. 2023/12131 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1849
- Karar No
- 2023/12131
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/729 E., 2020/167 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davalının kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp 2.000,00 TL maddi, 3.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 31.975,53 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalının kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Adana 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 30.06.2010 tarihli ve 2009/1480 Esas, 2010/1215 Karar sayılı kararıyla; kaza tarihi 31.08.2003 olup davanın 03.09.2009 tarihinde açıldığı ve 5 yıllık ceza zamanışımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 18.04.2011 tarihli ve 2011/3200 Esas, 2011/6638 Karar sayılı ilamıyla; "...Dosya içeriğinden olay tarihinin 31.08.2003 olduğu, ceza mahkemesince davalının cezalandırılmasına ilişkin 25.05.2009 günlü kararın 11.06.2009 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 03.09.2009 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Ceza davası derdest bulunduğu sürece tazminat davası açılması olanaklı bulunduğu gibi, ceza mahkemesi kararıyla haksız eylem ve hukuki sonuçları belirginliğe kavuştuğundan BK.nun 60/1.maddesi uyarınca ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde de tazminat davası açılması olanaklıdır. Davacı ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde dava açtığına göre, zamanaşımı savunması reddedilerek işin esasının incelenmesi gerekirken mahkemece zamanaşımı bulunduğunun kabul edilmesi bozma nedenidir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Adana 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.11.2013 tarihli ve 2011/1511 Esas, 2013/1680 Karar sayılı kararıyla davaya konu değerin görev sınırını aştığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş; dosyanın gönderildiği Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.06.2014 tarihli ve 2014/34 Esas, 2014/328 Karar sayılı kararıyla; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kabulü ile 31.975,53 TL maddi, 3.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 31.08.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 24.03.2016 tarihli ve 2014/22069 Esas, 2016/3777 Karar sayılı ilamıyla; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek "...Mahkemece davacının kaza nedeniyle meydana gelen işgücü kaybı hususunda Adana Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü'nden alınan raporu hükme esas alınmış ise de rapor kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre düzenlenmiştir. Kaza, 31.08.2003 tarihinde gerçekleşmiş olup maluliyet oranının tespiti açısından Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü yürürlüktedir. Davacının trafik kazası nedeniyle işgücü kaybı oranının kesin olarak belirlenmesi için kaza tarihinde yürürlükte bulunan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne göre rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır. Somut olayda, davacının yaralanmasına neden olan trafik kazası 31.08.2003 tarihinde meydana gelmiş, ıslâh dilekçesi artırılan talep için harç ise 26.09.2013 tarihinde verilmiştir. Davalı taraf süresi içinde ıslah edilen miktara karşı zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Kısmi davada, zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için kesildiğinden ve geriye kalan meblağ için işlemeye devam ettiğinden, ıslâhla arttırılacak miktar için de zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir. BK.’nun 133. maddesinde sayılan zamanaşımını kesen sebeplerin dava konusu olayda uygulama olanağı bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, kazanın meydana geldiği tarihten itibaren ıslâh tarihine kadar on yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olup, ıslâh ile artırılan miktar yönünden talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir." şeklindeki gerekçeyle hükmün bozulmasına, bozma neden ve şekline göre ıslah edilen kısma faiz yönünden yapılan temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 31.08.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat yönünden verilen 02.06.2014 tarihli hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm oluşturulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, ıslah edilen kısmın zamanaşımından reddinin hatalı olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine karar verilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının sürücüsü olduğu araçla davacının sürücüsü olduğu aracın karıştığı 31.08.2003 tarihli trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 46 ve 47 nci (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı) maddeleri. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozma ilamı ile kesinleşen yönlere ilişkin yeniden temyiz incelemesinin yapılamayacak olmasına göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 09.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.