Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/5625 E. 2023/12889 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5625
Karar No
2023/12889
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/140 E., 2021/366 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 05.09.2004 tarihinde davalının trafik sigortacısı olduğu aracın tek taraflı trafik kazası yapması neticesinde araçta yolcu olarak bulunan davacıların oğlunun vefat ettiğini, bu nedenle destekten yoksun kalındığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla baba ... için 2.500,00 TL, anne ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 7.500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili; kazanın 05.09.2004 tarihinde meydana geldiğini, dava konusu olayın cezayı gerektiren bir fiilden kaynaklandığından 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, bu sebeple zamanaşımı süresinin 05.09.2009 tarihinde sona erdiğini, davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, davacıların murisinin aynı zamanda araç sürücüsü olduğunu, kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 09.06.2010 tarihli ve 2010/75 Esas, 2010/397 Karar sayılı kararı ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.03.2012 tarih 2011/4200 Esas, 2012/3226 Karar sayılı kararı ile "...Davacıların desteği ... 5.9.2004 tarihinde meydana gelen kaza sonucunda hayatını kaybetmiş, aynı araçta bulunan ... ve ... yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 455/2 nci maddesine göre bir kişinin ölümü ile birlikte bir kişinin TCK'nın 456/2 nci maddesine uyan bir yaralanması ile sonuçlanan suç için zamanaşımı süresi aynı yasanın 102 nci maddesine göre 10 yıldır. O halde mahkemece dosya kapsamında yer alan adli muayene raporları dikkate alınarak yaralanmaların niteliğinin belirlenmesi için sağlık raporu alınmalı, zamanaşımı süresi buna göre belirlenmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde 5 yıllık zamanaşımının dolduğunun kabulü ile davanın reddi doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davaya konu kaza sırasında araçta yolcu olan ...'ın araç sürücüsü hakkında çelişkili beyanlarının bulunması ve yine sürücü olduğu iddia edilen ... ve yolcu (... oğlu) ...'in araç sürücüsünün davacıların oğlu ... olduğunu beyan ettiğini, olay anına daha yakın tarihte verilen kolluk ve savcılık ifadelerinin araç sürücüsünün davacıların oğlu ... olduğunu ispatlar nitelikte olduğunu, kusur raporunda araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacılar desteğinin sürücü ...'nun tek taraflı kaza sonucu öldüğü ve tam kusurlu olduğu, destek tazminatında bulunanların kendi kusurlarından yararlanmalarının mümkün olmayacağı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu kazanın tarihinin 05.09.2004 tarihi olduğunu, davacıların destekten yoksun kalan 3. kişi konumunda olduğunu ve tazminata hakkı bulunduğunu belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu araçta yolcu olarak bulunan davacıların çocuğunun vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45 inci) maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Yeni Genel Şartları 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Genel şartların C.10 uncu maddesi ile 12.8.2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni Genel Şartlar'ın C.11 inci maddesine göre; yeni genel şartlar, genel şartların yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır. Somut olayda; desteğin yolcu olduğu iddia edildiği ancak mahkemece sürücüsü olduğu belirtilen davacıların oğlu ... idaresinde olan aracın 05.09.2004 tarihinde tek taraflı kaza yapması sonucu vefat ettiği, davacı anne ve babanın tek taraflı kazada oğullarını kaybetmesi nedeniyle aracın trafik sigortacısından destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı ... şirketine husumet yöneltilmesine neden olan kazanın tarihi 05.09.2004 olup, davalının sorumluluğunun kapsamı ise 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları'na göre değil, 12.08.2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'na göre belirlenecektir. 01.06.2015 tarihli yeni ZMSS Genel Şartları'nın yürürlüğünden önce meydana gelen trafik kazalarındaki ölümler bakımından, HGK'nın 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nın 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas- 2012/92 Karar, HGK'nın 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 Esas- 2013/74 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, davacıların talebinin ve iddia ettiği zararın ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayandığı; davacıların ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan ve doğrudan kendileri üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusurunun davacılara yansıtılamayacağı ilkeleri gözetilmelidir. Bu sebeplerle; desteğin yolcu olması halinde zaten sürüş kusuru olmaması nedeniyle davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceği, mahkemenin kabulüne göre ise desteğin sürücü olması halinde de davaya konu tek taraflı trafik kazasındaki kusurunun davacıların talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatına etki etmeyeceği de dikkate alınarak, davalının tazminattan sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, zararın teminat dışı olduğu kabulüne dayanan kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 30.11.2023 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacılar sürücüsü desteklerinin olduğu tek taraflı trafik kazasında vefat ettiği iddiası ile desteğin işleteninin olduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından destekten yoksun kalma tazminatı talep etmişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama neticesi sürücü ve işleten olan desteğin %100 kendi kusuru ile kazanın olduğu davacı mirasçıların kendi kusurlarından faydalanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir. Dosyanın incelenmesinde; davacıların desteği kendisinin sevk ve idaresindeki aracı ile kendisinin yüzde yüz kusuru ile kendisinin ölümüne neden olmuştur. Mirasçıları aracın kendi zorunlu mali sorumluluk sigortasına destekten yoksun kalma tazminatı talep etmişlerdir. Bu talebin değerlendirilmesi açısından zorunlu mali sorumluluk sigortasının sorumluluk kapsamını doğru bir şekilde belirlemek gerekir. Sorumluluk sigortası bir zarar sigortası olmakla birlikte bir mal sigortası değildir. Sorumluluk sigortasında sigortacı, sigorta ettirenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğu riskini teminat altına almaktadır. Bu nedenle mal sigortalarında sigortalı ve sigortacı şeklinde ikili bir taraf bulunurken sorumluluk sigortalarında sigorta ettiren/sigortalı, sigortacı ile birlikte bir de sigortalının zarar verdiği üçüncü kişi bulunmaktadır. Bir başka ifade ile zorunlu mali sorumluluk sigortası bir sorumluluk sigortası olarak işletenin veya sürücünün zararlarını değil işleten ve eylemlerinden sorumlu olduğu sürücüsünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına alır. Burada ki üçüncü kişi kavramı doğrudan trafik kazası nedeniyle ölen kişi ile ilgilidir. Yani destekten yoksun kalma zararından sorumluluk sigortacısının sorumlu olabilmesi için trafik kazası sonucu ölen kişinin sigortalı ve sürücüsünün dışında üçüncü bir kişi olmalıdır. Zira sorumluluk sigortası sigortalının üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu teminat altına alır. Ancak işleten veya onun eylemlerinden sorumlu olduğu sürücü üçüncü kişi olmadığı için onların zararlarından sorumluluğu bulunmamaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nun “Sorumluluk Sigortaları” başlığı altında 1473. maddesine göre; Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder. Görüldüğü gibi bu maddede sorumluluk sigortalarında “sigortalı”, “sigortacı” ve “zarar gören” olarak üçlü bir ilişki belirlenerek sigortacının sigortalısının üçüncü kişiye verdiği zararı teminat altına aldığı açık bir şekilde hüküm altına almıştır. Ayrıca, Karayolları Trafik Kanunu 91. maddesine göre zorunlu mali sorumluluk sigortası araç işleteninin aynı kanun 85/1. maddesindeki sorumluluğu yani bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda bu sorumluluğunu teminat altına alır. Burada açıkça belirtildiği gibi ölen kişi “bir kimse” yani işleten ve sürücünün dışında üçüncü bir kişi olmalıdır. Ölen kişi işleten ve sürücü ise sorumluluk sigortacısı bu zararı karşılamaz. Kazanın meydana geldiği ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de; “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” hükmüyle sözleşmenin kapsamı ve amacı net olarak belirlenmiş, tazminat kapsamında kalan hususlar da A-6. maddede sayılarak “İşleten tarafından ileri sürülecek tazminat talepleri” sigorta teminatı kapsamı dışında bırakılmıştır. Görüldüğü gibi, karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortasında, sigorta ettirenin zarar verdiği kişi, sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığı hâlde bu sigortadan yararlanmaktadır (Karasu, R: Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası, Ankara 2016, s. 23). Zira zorunlu trafik sigortası motorlu araç işleteninin KTK’nun 85/1. maddesinde yer alan üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu belirlenen limitler dâhilinde üstlenir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; aracın sürücüsü olan desteğin yüzde yüz kendi kusuru ile trafik kazasında vefat etmesi nedeniyle davacıların nasıl kendi kusuru ile ölen destekten tazminat talep edemeyeceklerse sigorta şirketinden de bu tazminatı talep edemeyeceklerdir. Zira sigorta şirketinin üstleneceği bir işletenin sorumluluğu burada bulunmamaktadır. Bu gerekçelerle mahkemenin ret kararı onanması gerekirken kararının bozulması yönünde verilen çoğunluk kararına katılmamaktayım

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/5625, K. 2023/12889, T. 30.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-5625-e-2023-12889-k-86bc91cb405d