Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/14650 E. 2023/14316 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/14650
Karar No
2023/14316
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/32 Esas-2022/174 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili, davacıların desteğinin davalının yetkilisi olduğu şirkette çalışırken meydana gelen trafik iş kazasında öldüğünü, kazaya karışan aracın aynı zamanda davalı adına kayıtlı olduğunu, davalının aynı zamanda desteğin çalıştığı işyerinin de ortağı olduğunu, bu davadan evvel açtıkları davada davacıların destekten yoksun kalma zarar miktarlarının belirlendiğini açıklayıp davacı ... için 44.893,82 TL maddi ve davacı ... için 7.305,40 TL maddi olmak üzere toplam 52.199,22 TL maddi, davacı ... için 30.000,00 TL ve diğer davacıların her biri için 10.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 70.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 11.02.2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili, kesin hüküm itirazında bulunarak meydana gelen kaza nedeniyle davalının kusurun ve sorumluluğunun bulunmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalının adına kayıtlı olan aracı desteğin çalıştığı işyerine kiraladığından davalının işleten sıfatının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 31.03.2015 tarihli kararıyla kazaya karışan aracın davalı tarafından kiralandığından davalının işleten sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 29.11.2018 tarih, 2015/15956 esas, 2018/11492 karar sayılı ilamı ile davalının işletenlik sıfatının sona erip ermediği konusunda yapılan araştırmanın yetersiz olduğu, kazaya karışan araç için 3. kişileri bağlayıcı kira sözleşmesi olup olmadığının araştırılması gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma neticesinde davalının işletenlik sıfatının devam ettiği, şirketin tek ortağı, kiraya veren ve işletenin aynı kişi olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne davacı ... ... için 7.305,40 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın; davacı ... için 44.893,82 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın, diğer her bir davacı yönünden 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 08.02.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, gerekçeli karar başlığında ... ... ve ... ...'ın isimlerine yer verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama aşamasına bakıldığında davanın belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmeyerek talep artırım dilekçesinin yok hükmünde sayılmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, zamanaşımı süresinin dolduğunu, kazaya karışan aracın davalı tarafından kiralandığından davalının işleten sıfatının bulunmadığını, vergi mevzuatı gereğince ticari defterlerin sunulamadığını, hesaplamanın hatalı olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 Sayılı Borçlar Kanununun 41 inci maddesi 3. Değerlendirme 1.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozma ilamı ile kesinleşen yönlere ilişkin yeniden temyiz incelemesinin yapılamayacak olmasına, davanın belirsiz alacak davası veya kısmi dava olarak açılmamış olmasına, davacılardan ... ... ve ... ...'ın isimlerinin gerekçeli kararda yazılmamış olmasının mahkemece yerinde düzeltilebilecek maddi hata olmasına göre davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2.Davacılar vekili, meydana gelen kazada desteğin öldüğünü, bu davadan evvel açtıkları davada zararın belirlendiğini açıklayıp toplam 52.199,22 TL maddi tazminatın tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında bedel artırım dilekçesi ile taleplerini arttırdığını belirtmiş, mahkemece "davacı vekili her ne kadar belirsiz alacak davası açtığı şeklinde beyanda bulunmuş ve harç artırımı yapmış ise de, dava dilekçesinin incelenmesinde davanın belirsiz alacak ya da kısmi alacak şeklinde açılmadığı," gerekçesiyle bedel artırım dilekçesi reddedilerek dava dilekçesindeki miktarlara karar verilmiştir. Mahkemenin bu kabulünde isabetsizlik yok ise de reddedilen talepler yönünden davalı yararına vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu, olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, mahkeme kararına yeni bir bent eklenerek “5-Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca maddi tazminat davası yönünden 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine ” şeklinde yazılması suretiyle kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz davacılara yükletilmesine, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/14650, K. 2023/14316, T. 28.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-14650-e-2023-14316-k-79e1a7638b1d