Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/16866 E. 2023/5946 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/16866
- Karar No
- 2023/5946
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/353 E., 2022/775 K. HÜKÜM/KARAR Asıl Davanın Reddi/Birleşen Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili ile birleşen davada davalı Güvence Hesabı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; 17.01.2007 tarihinde davacıların murisi ...'ın kullandığı trafik sigortasız minibüs ile davalı ... şirketine trafik sigortalı kamyonun çarpışarak kaza yapması sonucunda müvekkillerinin babaları ve eşi olan ... ve müvekkili ...'ın çocukları ... ve ...'ın hayatlarını kaybettiğini, müteveffaların ölümü nedeniyle davacıların desteklerinden yoksun kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere davacı ... için 2.000,00 TL, davacı ... ... için 2.000,00 TL ve davacı ... için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatın kaza tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte karşı aracın trafik sigorta şirketinden tahsilini talep etmiştir. Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde; aynı kazadan kaynaklı olarak müteveffaların ölümü nedeniyle davacıların desteklerinden yoksun kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere kendi araçlarının trafik sigortası olmaması nedeniyle Güvence Hesabından davacı ... için 2.000,00 TL, davacı ... ... için 2.000,00 TL ve davacı ... için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalı Güvence Hesabından tahsilini talep etmiş; 14.06.2022 tarihli dilekçe ile talebini davacı ...’nin davası yönünden eşi İsmet’in kaybı nedeniyle 56.477,93 TL’ye, kızı Berna’nın kaybı nedeniyle 60.000,00 TL’ye ve oğlu Agit’in kaybı nedeniyle 60.000,00 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davalı Güvence Hesabı vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın trafik sigortası bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, yetkisiz mahkemede dava açıldığını, kaza 17.01.2007 tarihinde meydana geldiğinden dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, kaza yapan 73 AK 289 plakalı aracın sürücü ve işletenin ... olduğunu, davalı tarafından ödeme yapma durumunda kalması halinde 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun (5684 sayılı) 14 üncü maddesi uyarınca davacılara rücu hakkı doğacağını, alacaklı ve borçlu sıfatının birleştiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.12.2015 tarihli ve 2014/2026 Esas, 2015/1786 Karar sayılı kararı ile; feragat nedeni ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 06.10.2020 tarihli ve 2020/1157 Esas, 2020/5152 Karar sayılı kararı ile; "Asıl ve birleşen davalar hakkında ayrı hüküm kurulması gerektiği; davacılar vekili Av. ... temyizinde, asıl dava yönünden feragattan ret kararının yerinde olduğunu, ancak birleşen dava yönünden feragat iradelerinin olmadığını belirttiğinden, bu durumda mahkemece vekilin özel yetki gerektiren bir işlemi yetkisi olmadığı halde yaptığı, asılın bu işleme icazeti konusunda bir bilgisinin bulunmadığı anlaşılmakla asıl ve birleşen davalar yönünden davacı asılların veya geçerli vekaletnamesi olan vekillerinin, her iki dava yönünden de ayrı ayrı davadan feragat veya takip iradeleri belirlenmeden birleşen dosya yönünden de tek bir hükümle karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle karar bozulmuş; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 25.03.2021 tarihli ilamı ile birleşen davada davalı Güvence Hesabı vekilinin karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı ile; asıl dosyada HDİ Sigorta A.Ş'ye (Ergo Sigorta A.Ş) karşı açılan davanın feragat nedeni ile reddine, birleşen dosyada ... tarafından destek ...’ın vefatı nedeni ile açılan davanın kabulü ile 56.477,93 TL’nin birleşen dava tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalı Güvence Hesabından alınarak davacıya verilmesine, birleşen dosyada ... tarafından destek ...’ın vefatı nedeni ile açılan davanın kısmen kabulü ile 1.681,93 TL’nin birleşen dava tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalı Güvence Hesabından alınarak ... mirasçılarına verilmesine, birleşen dosyada Buket ... tarafından destek ...’ın vefatı nedeni ile açılan davanın kısmen kabulü ile 1.840,14 TL’nin birleşen dava tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalı Güvence Hesabından alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve birleşen davada davalı Güvence Hesabı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece hükme esas alınan 05.04.2021 tarihli hesap bilirkişi raporundaki kazanç unsuru (uygulanan asgari ücret tutarı), kusur durumuyla ilgili aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, asgari ücretlerde artış olması durumlarına ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalı Güvence Hesabı lehine usulü müktesep hak oluşturmaması amacıyla temyiz kanun yoluna başvurduklarını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Birleşen davalı Güvence Hesabı vekili temyiz dilekçesinde; zarar görenlerin, bu zararın giderilmesi amacıyla, araç işletenine karşı KTK hükümlerine göre başvuru hakkına sahip değilse, zarar verene ait aracın trafik sigortacısına da başvuramayacağını, muris sürücünün kusurlu olduğunu, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını, zararın teminat dışında kaldığını, alacaklı ve borçlu sıfatının birleştiğini, somut olayda davacıların hak sahibi oldukları tazminat belirlenirken müteveffanın anne ve babasının da desteklerini yitirmiş olması gözardı edilerek müteveffanın anne ve babası için pay ayrılmamasının hatalı olduğunu, kaza tarihine göre tazminat hesabında PMF yaşam tablosunun dikkate alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; asıl davada davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan araç ile destek sürücünün idaresindeki trafik sigortasız aracın karıştığı 17.01.2007 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 5684 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yerlerin ise yeniden incelemesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacılar vekili ve birleşen davada davalı Güvence Hesabı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara ve davalı Güvence Hesabına yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.