Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/16721 E. 2025/16849 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/16721
Karar No
2025/16849
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2838 E., 2022/2596 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/54 E., 2021/317 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte taraflardan kimsenin gelmemiş olduğu belirlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 16.12.2025 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 21.03.2009 tarihinde davalı ...'nun müvekkilini yedi yerinden bıçakladığını, ceza yargılaması sonucunda davalının mahkumiyetine karar verildiğini, yaralanması sonrasında davacının bacağında kısalma meydana geldiğini, ameliyat olması gerektiğini, maddi durumu elvermediğinden ameliyat olamadığını, davalının tehdit ve tacizleri nedeniyle birden fazla adres değiştirmek zorunda kaldığını, bu nedenle de maddi zarara uğradığını, olay nedeniyle avukatlık ücreti de ödemek zorunda kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile 10.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 249.530,80 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendisinin 20.000,00 TL parasını çaldığını, geri vermemesi üzerine tartıştıklarını, yanında beş kişi ile geldiğini, bu esnada kavga çıktığını, kendini korumak için bıçağı salladığını, ameliyat olan bacağının kısaldığını sonradan öğrendiğini, bacak kısalmasının davacıda daha önceden var olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 9.137,09 TL geçici iş göremezlik tazminatının 21.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin hükmün 6098 sayılı TBK m.75'e göre kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde değiştirme yetkisinin saklı tutulmasına, 240.393,71 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 21.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat davasının kabulüne, 40.000,00 TL manevi tazminatın 01.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ceza dosyasının bekletici mesele yapılmamasının yerinde olmadığını, davacının ıslah harcını yatırmadığını, bu nedenle ıslah dilekçesinin yok hükmünde olduğunu, faizin başlangıç tarihi hakkında çelişki olduğunu, gerekçeli kararda haksız fiilin gerçekleştiği tarih olarak 21.03.2009 tarihinin kabul edildiğini, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olmasının, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmeyeceğini, talebin zamanaşımına uğradığını, bilirkişi raporu ve Adli Tıp Kurumu raporuna karşı yapmış oldukları itirazların dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir 2.Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dava konusu somut olayda, haksız fiil tarihi 21.03.2009 olup mahkemece manevi tazminat için de bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken 01.03.2009 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamıştır. 3.Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 75. maddesinde "Bedensel zararın kapsamı, karar verme sırasında tam olarak belirlenemiyorsa hâkim, kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde, tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir. " düzenlemesine yer verilmiştir. Haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan zarar, tazminatın üst sınırını oluşturmaktadır. Bu nedenle, tazminatın belirlenebilmesinde gerçek zararın tespiti önemli rol oynamaktadır. Zararın hesaplanmasında haksız fiilin vuku bulduğu olay anı esas alınmalıdır. Hukuki barışın ve güvenliğin sağlanması, ayrıca mahkeme kararlarına güvenin temini amacıyla uyuşmazlıkların gelecek için kesin olarak çözümlenmesi gerekir. Kural olarak verilen kesin hükmün değiştirilmesi söz konusu değildir. Ancak, bazen hükmün temelini oluşturan vakıalarda değişiklik meydana gelebilir. İşte bu gibi hallerde hükmün değiştirilmesi gündeme gelmektedir. Bu doğrultuda, Türk Borçlar Kanunu’nun 75. maddesinde tazminat hükmünün değiştirilmesi müessesesi düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 75. maddesi, haksız fiilin sonucu olan cismani zararın belirginlik ve kesinlik kazanamadığı hâllere münhasır olarak, özellikle temadi eden ve sabitlik derecesine ulaşmamış cismani zarar hâli için düzenlenmiştir. Anılan madde kapsamında zararın karar verme anında hakimin hukuk bilgisiyle veya bilirkişilerce belirlenmesinin mümkün olmaması gerekmektedir. Somut olayda ise; karara esas alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından tanzim edilen 25.11.2020 tarihli raporda; davacının iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği, kesin iş göremezlik süresinin kişinin tedavi ve takibini yapan hekimler (sağlık kuruluşu) tarafından düzenlenmiş istirahat veya çalışabilir raporu ile belirlenebileceği tespitine yer verildiği; İlk Derece Mahkemesince de bu nedenle geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin hükmün 6098 sayılı TBK m. 75'e göre kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde değiştirme yetkisinin saklı tutulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesi karar tarihi (21.10.2021) itibari ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporunda tespit edilen olay tarihinden itibaren 18 aylık sürenin geçmiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda İlk Derece Mahkemesince davacının geçici iş göremezlik süresinin kesin olarak belirlenmesi yeni bir rapor ile mümkün iken Türk Borçlar Kanunu’nun 75. maddesi uyarınca tazminat hükmünü değiştirme yetkisininin saklı tutulması doğru olmamıştur. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince, yetkili yerden alınacak yeni bir rapor ile davacı tarafın geçici iş göremezlik süresinin kesin olarak belirlenerek sonucuna göre geçici iş göremezlik tazminatı hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de davalı istinaf başvurusu esastan reddedilerek bu hususun değerlendirmeye tabi tutulmaması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) ve (3)numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/16721, K. 2025/16849, T. 16.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-16721-e-2025-16849-k-875ea3441aaa