Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/16415 E. 2024/3695 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/16415
- Karar No
- 2024/3695
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/255 E., 2022/84 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı ....... Sigortalar Kurumu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı ... Afetler Sigortalar Kurumu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu Sarıgöl merkez Kumyolu mevkii 1830 parsel 61 paftada kayıtlı taşınmazın Sarıgöl Ayan mahallesinde olduğunu, taşınmazın müvekkili tarafından 29.07.2008 başlangıç, 29.07.2009 bitiş tarihli olmak üzere DASK sigorta poliçesi yapıldığını, poliçeye konu taşınmazın bulunduğu bölgenin Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından görevlendirilen jeoloji mühendislerinin hazırladığı etüt raporu sonucunda Bakanlar Kurulu'nun 10.11.2008 tarihli kararı ile afete maruz bölge ilan edilmiş olduğunu, tüm teknik raporlar ve Bakanlığın yapmış olduğu teknik çalışmalar sonucunda ortaya çıkan tektonik krip afeti, depreme bağlı gelişen oluşumlar sonucu oluştuğunun Bakanlar Kurulu kararı ile de açıkça ortaya konulduğunu, tüm raporlarda müvekkilinin afet bölgesinde hak sahibi olarak belirlendiğini, ancak davalıların müvekkilinin yaptırdığı poliçeler ile üstlendiği edimlerini yerine getirmekten kaçınmakta olduğunu, davalının poliçe sorumluluğunu yerine getirmekten kaçınması sonucu iş bu davanın ikamesi zarureti hasıl olduğunu belirtip fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL'nin faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 12.05.2015 tarihinde davasını ıslah ederek talebini 143.880,00 TL'ye çıkarmıştır. II. CEVAP Davalı ... Afetler Sigortalar Kurumu vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları gereğince zorunlu deprem sigortası ile depremin neden olduğu veya deprem sonucu yangının, deprem sonucu meydana gelen infilakın, deprem sonucu yer kaymasının sigortalı binalarda doğrudan neden olacağı maddi zararların teminat altına alınmış bulunduğunu, poliçenin 1 inci maddesinde kararnamenin amacının meydana gelecek deprem afeti sonucu bina maliklerinin veya intifa hakkı sahiplerinin binaların ziya ve hasarlanması sebebiyle uğrayacakları maddi zararların karşılanması olduğunun açıkça belirtilmiş olduğunu, Sarıgöl'deki afetin ise teknik bilirikişi raporlarına göre deprem değil, tektonik krip sebebiyle maydana gelmiş olduğunu, dolayısıyla hasar gerek taraflar arasındaki sigorta poliçesi gerek teknik raporlar ve gerekse ilgili kanun hükmünde kararname gereğince teminat kapsamında bulunmamakta olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Davalı Başak Groupama Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, dava konusu taşınmazın Yangın Kombine Sigorta Poliçesi ile müvekkili şirkete sigortalı olduğunu,dava konusu taşınmazda meydana gelen hasarın deprem hasarı olduğunu, deprem hasarında öncelikli sorumluluğun DASK poliçesinde bulunduğunu, sorumluluk sınırının DASK sigorta limitinde kaldığından müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.11.2012 tarihli ve 2011/54 Esas 2012/199 Karar sayılı kararıyla; tazminata konu taşınmazların üzerindeki hasarların Sarıgöl fay hattının sebebiyet verdiği aktif tektonizma ile meydana geldiği fakat tam bir deprem niteliğine haiz olmadığı, lokal olarak bu durumun ortaya çıkmış olduğunun belirlendiği, söz konusu sözleşme içeriğinde ise bahse konu sigorta teminatının deprem nedenine dayandığı dikkate alınarak deprem nedeniyle hasarların meydana gelmemesinden ötürü sigorta teminat kapsamında kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2014/1125 Esas-2014/7851 Karar sayılı 20.05.2014 tarihli kararı ile; "Somut uyuşmazlıkta; Sarıgöl ilçesi Ayan mahallesinde bazı binalarda meydana gelen hasarlarla ilgili hak sahiplerince davadan önce yapılan başvurular üzerine Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Genel Müdürlüğü'nün 17.7.2009 günlü yazı cevabında "tektonik krip"'in düşük frekanslı bir deprem olduğu bildirilmiş, Yargılama sırasında düzenlenen bilirkişi kurulu raporunda ise "hasarın tektonik krip sonucu oluştuğu, deprem sigortası teminatı kapsamında bulunmadığı" mütalaa edilmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, davacı zararının depremden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, rizikonun sigorta teminatı içinde olup olmadığına ilişkindir. Zararı doğuran tektonik krip'in niteliği konusunda Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Genel Müdürlüğü'nün mütalaası ile mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen rapor arasında çelişki olup karar vermeye yeterli nitelikte değildir. Bu halde üniversitelerin jeoloji mühendisliği bölümlerinden seçilecek deprem-tektonik krip hareketleri konusunda uzman, akademik kariyere haiz bilirkişiler kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak rizikonun depremden ileri gelip gelmediği, zararın Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında bulunup bulunmadığı konusunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınması suretiyle çelişkinin giderilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece 1.Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2018 tarihli ve 2015/37 Esas 2018/237 Karar sayılı kararıyla; Yargıtay bozma kararına uyularak Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Bölümünde doçent veya profesör akademik unvana sahip (en az iki profesör) ve inşaat mühendisi ve haritacı mühendisleri keşif yapılarak bilirkişi heyetince düzenlenen 27.03.2015 tarihli rapora göre dava konusu konutlardaki hasarların Sarıgöl fay üzerinde, 1969 depremine bağlı olarak oluşmuş doğal afet niteliğindeki ve sigorta süresinde devam eden tektonik krip şeklindeki bir yer kayması nedeniyle geliştiğinden zorunlu deprem sigortası kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin belirlendiği, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 06.05.2016 gün ve 2015/1 Esas 2016/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay bozma kararı sonrasında ıslah yapılamayacağından davacının ıslah ettiğini bildirdiği 133.880,00 TL'lik kısım için karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle davalı Başak Groupma Sigorta A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davanın davalı DASK yönünden kabulüne, davacının maddi zararı olan 10.000,00 TL tazminatın 10.11.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı DASK'tan alınarak davacıya verilmesine, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 06.05.2016 gün ve 2015/1 Esas 2016/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay bozma kararı sonrasında ıslah yapılamayacağından davacının ıslah ettiğini bildirdiği 133.880,00 TL'lik kısım için karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/2803 Esas-2020/8097 Karar sayılı 03.12.2020 tarihli kararı ile; "Usul hukuku alanında geçerli temel ilke; yargılamaya ilişkin kanun hükümlerinin derhal yürürlüğe girmesidir. Bu ilkenin benimsenmesinin nedeni ise, usul kanunu hükümlerinin kamu düzeni ile yakından ilgili olması, yeni hükümlerin daima eskisinden daha iyi ve amaca en uygun olduğu fikri ile kanun koyucunun, fertlere ait olan hakların yeni usul hükümleri ile daha önce yürürlükte olan kanundan daha iyi ve daha adil bir şekilde korunacağına ilişkin inancıdır. Islah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. HMK' nun 176. maddesinde ıslah; “taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir" olarak tanımlanmıştır. 28.07.2020 tarih ve 31199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 Sayılı Kanun ile HMK’nın 177. Maddesine getirilen 2. Fıkra düzenlemesi ile;“Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.”hükmü yürürlüğe girmiştir. Böylelikle kanun koyucu bozma kararı sonrası ıslah yapılıp yapılamayacağı hakkındaki farklı görüş ve uygulamalara son vererek bozma ve kaldırma kararlarından sonra dosyanın ilk derece mahkemesine döndüğünde tahkikata ilişkin bir işlem yapılıyor ise tahkikat bitinceye kadar ıslah yapılabileceğini net bir şekilde belirlemiş olmuştur. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise; Dairemizin,2014/1125 Esas-2014/7851 Karar sayılı 20.5.2014 tarihli bozma ilamı sonrasında mahkemece yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı vekilince 12/05/2015 tarihli ıslah dilekçesinin sunulduğu, mahkemece de 06.05.2016 tarihli ve 2015/1 Esas 2016/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca Yargıtay Bozma Kararı sonrasında ıslah yapılamayacağından davacının ıslah ettiğini bildirdiği 133.880,00.-TL'lik kısım için karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ışığında, usul hükümlerinin derhal yürürlüğe girdiği gözetilerek 28.07.2020 tarih ve 31199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 Sayılı Kanun ile HMK’nın 177. Maddesine getirilen 2. Fıkrası hükmü uyarınca davacı vekilinin ıslah talebi de gözetilerek karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3-6305 Sayılı Afet Sigortaları Kanunu'nun Doğal Afet Sigortaları Kurumu başlıklı 3. maddesinin 2. fıkrası hükmü: "Kurum gelirleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır." şeklinde olup mahkemece davalı ... karar ve ilam harcından sorumlu tutulmaması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece 2. Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılaman sonucu meydana gelen zarardan davalı DASK'ın sorumlu olduğu, deprem kabul edilen olayda davacının 3/8 hisse sahibi olduğu taşınmazların kullanılamayacak durumda olması nedeniyle tam hasarlı kabul edilmesinden dolayı davacı yanın zemin kattaki dükkanda 62.700,00 TL ve 1. kattaki dairede 72.600,00 TL zararı olduğu kabul edilirse de DASK poliçesindeki sigorta teminat bedelleri gözetilerek davacının hissesine isabet eden 30.870,00 TL zararın davalı DASK tarafından giderim sorumluluğu olduğuna dair raporun benimsendiği, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davacının ıslah talebi kısmen kabul edilerek, davalının her ne kadar ıslah talebine karşı zamanaşımı definde bulunmuşsa da ıslah dilekçesinin davalıya 13.05.2015 tarihli duruşmada elden tebliğ edildiği ve itirazlarını bildirmek üzere iki hafta süre verildiği ancak davalının 02.01.2017 tarihli dilekçe ile zamanaşımı definde bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin zamanaşımı definde reddi gerektiği gerekçesiyle davalı Başak Grupama Sigorta A.Ş. yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davanın davalı DASK yönünden kısmen kabulüne, davacının maddi zararı olan 30.870,00 TL tazminatın 10.11.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı DASK'tan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... Afetler Sigortalar Kurumu vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece zararın müvekkilin taşınmazdaki hissesi oranında ödenmesi gerektiğine karar verildiğini ancak yerel mahkeme kararının bu yönü ile hatalı olduğunu, taşınmazların tamamının müvekkili tarafından sigorta ettirildiğinden sigorta alacaklısının müvekkili olduğunu, DASK'ın taşınmazı sigorta ederken müvekkilinden hissesi oranında değil taşınmazın tamamı üzerinden sigorta bedeli tahsil ettiğini, sigorta alacaklısı müvekkili olduğuna göre ve diğer hissedarların sigorta poliçesinde alacakları olmadığına göre zararın tamamının müvekkilin ödenmesi gerektiğini, yapılacak temyiz incelemesinde heyetin zararın tamamının müvekkile ödenmesi hakkında öncelikle düzeltilerek onanmasına aksi halde yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı ... Afetler Sigortalar Kurumu vekili temyiz dilekçesinde; tektonik krip hareketi bölgedeki 1969 yılında meydana gelen büyük deprem ile başladığını, davacıya ait taşınmazların ilk sigortalılık tarihinin 2006 yılı olduğunu, DASK'ın ise 2000 yılında kurulduğunu, sigorta ilişkisi sebebiyle müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının hukuka, mantığa aykırı olduğunu, başlamış ve devam eden hasarın ne kadarlık kısmının sigorta ilişkisi içerisinde oluştuğunun belirlenmesi veya mahkeme hakimi tarafından hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, davacı yanın davayı ıslah ettiklerini beyan ettiği 13.05.2015 tarihli celsede ıslah harcı yatırılmadığından ortada geçerli bir ıslah mevcut olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasına talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; zorunlu deprem sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat taleplerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulamasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1420 nci maddesi, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla temyiz eden taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, hükmedilen tazminatın usul ve yasaya uygun belirlendiği rapor uyarınca karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir VI. KARAR Açıklanan sebeplerle Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 587 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi gereğince davalı ... (DASK) harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Aşağıda yazılı fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.