Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/15333 E. 2023/7472 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/15333
Karar No
2023/7472
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/7 E., 2022/164 K. HÜKÜM/KARAR : Asıl Davanın Kısmen Kabulüne/ Birleşen Davanın Kabulüne BİRLEŞEN DAVA DOSYASI MAHKEMESİ : Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2009/437 Esas - 2013/561 Karar

Taraflar arasındaki haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat ve muarazanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı asıl davada davacı vekili, asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili şirkete ait olan MG XR 405 plakalı tır ve MG HS 263 plakalı dorsenin 02.04.2007 tarihli yediemin tutanağı ile davalı ...'a teslim edildiğini, Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.09.2007 tarihli 2007/318 Esas ve 2007/684 Karar sayılı kararı ile araçların müvekkiline teslimine karar verildiğini, kararın Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğünün 2007/16426 esas sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, ancak davalının yedieminlik görevini suistimal ettiğini ve icra takibinden netice alınmadığını, dava konusu araçların Avrupa-Türkiye arası nakliye hizmetlerinde kullanıldığı göz önüne alındığında araçların davalıya teslim tarihinden Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.09.2007 tarihli 2007/684 Karar sayılı kararına kadar geçen sürelerde kazanç kaybı söz konusu olduğunu, Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.09.2007 tarihli 2007/318 Esas ve 2007/684 Karar sayılı kararına ve Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğünün 2007/16426 esas sayılı icra dosyasına rağmen davalı tarafından araçların suç oluşturacak şekilde yasa dışı yollardan satıldığını, bu nedenle de müvekkilinin zararı oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere satılan araçlar için 5.000 TL, kazanç kaybı için 1.000 TL olmak üzere toplam 6.000 TL maddi tazminatın ilam tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 07.04.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 1.152.031,46 TL'ye yükseltmiştir.

Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı ve temsile yetkili olduğu ... Trans Gmbt şirketi adına kayıtlı olan MG HS 263 plakalı çekici ve MG XR 405 plakalı aracın Almanya'dan Türkiye'ye giriş yaptığı sırada şirketin diğer ortağı olan davalının araç sürücüsünü tehdit ederek araca el koyduğunu, sürücünün davalı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ve Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılı tarafından Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiğini, devamında da araçların yediemin olarak davalıya teslim edildiğini, davalının araçlara el koymasının ve yediemin olarak araçların davalıya teslim edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında şirket içi ihtilaf olduğu kabul edilse dahi bu hususun çözüm yerinin Alman Mahkemeleri olduğunu, kaldı ki arada araçlara el konulmasına sebebiyet verecek bir ihtilaf olmadığını, davalının şirkette herhangi bir yöneticilik vasfı ya da imza yetkisi olmadığını, savcılık tarafından araçların davalıya yediemin olarak teslim edilmesi nedeniyle araçları teslim alamadıklarını belirterek Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/10856 soruşturma sayılı dosyasında verilen karar gereğince haksız nedenle yediemin olarak araçların davalıya teslimi hususunda yapılan muarazanın menine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, dava konusu olayla ile ilgili olarak Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/318 Esas ve 2007/684 Karar sayılı dosyasının mevcut olduğunu, bu nedenle desdestlik itirazları olduğunu, davanın 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, davanın ... adına açıldığını, oysa ... Trans Gmbh'nin ayrı tüzel kişiliği olduğundan husumet itirazları olduğunu, davacının şirkete ait araçları müvekkilinin haberi olmadan çalıştırdığını ve navlun bedellerini aldığını, müvekkilinin de şirket ortağı olduğundan bedellerinden alması gerektiğini, davacının buna yanaşmaması nedeniyle müvekkilinin Alman Mahkemelerinde dava açtığını, bu olay nedeniyle savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, Alman Mahkemeleri tarafından verilen bir kararda davacı ...'in aleyhine karar verildiğini, davacının Almanya'da kendisine karşı açılan davalardan dolayı eldeki davayı açtığını, müvekkilinin Türkiye'de yaşaması nedeniyle şirket yetkilerinin davacıya verildiğini, davacının yetkilerini kötüye kullandığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Birleşen Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/437 Esas sayılı dosyasında davalı davaya cevap vermemiştir.

III. MAHKEME KARARI Birleşen Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.09.2007 tarihli 2007/318 Esas ve 2007/684 Karar sayılı kararı ile; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Birleşen Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.09.2007 tarihli 2007/318 Esas ve 2007/684 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 27.10.2008 tarihli, 2008/2217 Esas ve 2008/12816 Karar sayılı ilamı ile; "Dava dilekçesinin, İnönü Mahallesi Muammer Aksoy caddesi ... adresinde ... adına muhtar huzurunda komşusu ... imzasına tebliğ edildiği, mahkeme kararının kimlik tespiti yapılmak sureti ile aynı adresteki ...’den olma 1977 doğumlu ... adına tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Dosya davalısı ...’ın Esat ve Mahire’den olma 1974 doğumlu olduğu ve İnönü Mahallesi Muammer Aksoy caddesi Alageyik sokak No: 112/5-21 adresinde ikamet ettiği anlaşıldığına göre; dava dilekçesinin davalının ismini taşıyan başka bir şahsa tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalıya bilinen en son adresinde usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Açıklanan hususa uyulmadan davalının savunma hakkının kısıtlayacak şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıya ait olup davalılar tarafından el konulduğu iddia edilen MG XR 405 plaka sayılı çekici ile MG HS 263 plakalı dorsenin 02.07.2007 tarihinde yediemin olarak davalı ...'a devredildiği, davalılardan şirketin Almanya'da kurulu olan davacı ...'nin %50 hissedarı olduğu, dava konusu çekici ve dorsenin davacı şirkete ait olduğu, dava konusu araçların rapor tarihi itibariyle değerlerinin 500.000,00 TL'ye karşılık geldiği, araçların 176 gün için kazanç kaybının 02.04.2007 yediemin tutanağı tarihine göre 68.198,59 TL, tanzim tarihinin esas alınması halinde ise 543.400,70 TL olacağının tespit tespit edildiği, davacının maliki olduğu MG XR 405 plaka sayılı çekici ile, MG HS 263 plakalı dorsenin alıkonulması nedeniyle toplam gerçek zararın 1.043.400,70 TL olduğu, her ne kadar davacı tarafından dava 08.04.2022 tarihinde ıslah edilmiş ise de ıslah edilen kısım olan 1.146.031,46 TL için yediemin tutuanağının düzenlendiği 07.04.2007 tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan ıslah ile artırılan kısım yönünden davanın reddinin gerektiği, bu nedenle toplam 6.000,00 TL'nin dava tarihi olan 23/08/2008 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, muarazanın önlenmesine dair birleşen davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle asıl davada ıslah talebine karşı zamanaşımı definin kabulü ile kazanç kaybı yönünden 1.000 TL, araçların değerine yönelik 5.000 TL olmak üzere toplam 6.000 TL'nin dava tarihi olan 23.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Asıl davada davacı vekili; birleşen davanın muarazanın meni davası olduğunu, bu davanın mülkiyet hakkının korunmasına yönelik olduğunu, asıl davanın konusunun ise birleşen davada korunmak istenen mülkiyet hakkına yönelik alacak davası olduğunu, mülkiyet hakkının zamanaşımına uğramayacağı, birleşen davada müvekkilin mülkiyet hakkı kabul edildiğine göre asıl davada alacak yönünden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davanın ıslahında ıslah edilen davanın ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğu, zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin de ilk davanın açıldığı tarihteki duruma göre dikkate alınacağı, bu nedenle davalının zamanaşımı itirazlarının yerinde olmadığını, zamanaşımının davaya karşı ileri sürülebilecek bir defi olduğunu, ıslah edilen kısım ilk davanın devamı niteliğinde olduğundan zamanaşımının ilk dava açıldığında kesileceğini, davacıya yüklenemeyecek nedenler olan alacağın dava tarihinde belli olmaması, davanın açıldığı tarihte belirsiz alacak davası hukuki enstrümanının bulunmaması, yargılamanın davacıya bağlı olmayan nedenlerle olağandışı bir şekilde uzun sürmesi nedenleriyle mahkemeye erişim hakkının ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmiş olduğunu, bu nedenlerle davalının zamanaşımı itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Asıl ve birleşen davada davalılar vekili; 02.04.2007 tarihli davacının davasına dayanak yapmış olduğu yediemin tutanağı ile dava konusu araçların müvekkiline teslim edildiğine dair somut bir bilgi bulunmadığını, tutanakta yalnızca dava konusu araçlara ilişkin evraklar ve anahtarlar teslim edildiğini, söz konusu araçların Sefaköy'deki Euro Park tır parkı yetkililerince teslim alındığını, işbu yediemin yetkilileri hakkında da davacı tarafça şikayetçi olunmuşsa da haklarında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, birleşen dava dosyasında verilen kararın Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 27.10.2008 tarih 2008/2217 Esas ve 2008/12816 Kara sayılı kararı ile bozulduğunu, dolayısıyla ortada kesinleşmiş bir karar bulunmadığını, Yargıtay tarafından tesis edilen hüküm ile huzurdaki davanın konusuz kaldığını, müvekkili hakkında yedieminliği suistimal suçundan Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Mahkemesinde açılan 2008/634 Esas sayılı dava dosyasında dava konusu araçların müvekkile yediemin olarak teslim edilmemesi nedeniyle beraat kararı verildiğini, mahkemece her iki davanın da kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, zira davacının seçimlik haklarından yalnızca araçların bedeline yönelik talepte bulunduğunu, bu durumda muarazanın menine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece asıl davada reddedilen maddi tazminat istemi yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı, ayrıca yargılama giderlerinin de taraflarına yüklenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmeden karar verildiğini, asıl davada husumet itirazı hakkında karar verilmeden hüküm kurulduğunu, davanın ... Trans Gmbh şirketini temsilen Hasan Günay tarafından açıldığı, oysa ki şirketin ayrı bir tüzel kişiliği olduğu, davanın şirket tarafından açılması gerektiğini ileri sürerek usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada mülkiyeti davacı şirkete ait olduğu iddia edilen tır ve dorsenin davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde satılması nedeniyle araç değeri ve kazanç kaybından oluşan maddi tazminat, birleşen davada da ... Trans GMBT Şirketine ait olduğu iddia edilen tır ve dorseye davalı tarafından fiilen el konulması nedeniyle muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 vd maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 298 inci maddesinin ikinci fıkrası, 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararı.

3. Değerlendirme 1. Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. HMK'nın 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır. Dosya kapsamından, mahkeme kararının gerekçesinde asıl davada ıslah edilen bölümün zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına karşın hüküm kısmında bu gerekçeye uygun hüküm tesis edilmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca birleşen davaya yönelik olarak ise gerekçe bölümünde birleşen davada muarazanın önlenmesine ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen hüküm kısmında yalnızca "Mahkememizin Birleşen 2009/437 E sayılı davasının KABULÜNE" denilmekle yetinilmiş; kabul edilen kısmın ne olduğu hususunda infaza elverişli bir hüküm tesis edilmemiştir. Bu hali ile kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında açık çelişki oluştuğu görülmektedir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunamaz. Karardaki bu çelişkinin bozma nedeni oluşturacağına ve bozmadan sonra mahkemece önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi gidermek koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceğine, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunca 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararıyla karar verilmiştir. Açıklanan nedenle, hüküm ile gerekçe arasındaki çelişkinin giderilmesi için mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.

2. Bozma nedenine göre asıl davada davacı vekili, asıl ve birleşen davada davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.

V. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle asıl davada davacı vekili, asıl ve birleşen davada davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının asıl davada davacı vekili, asıl ve birleşen davada davalılara iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/15333, K. 2023/7472, T. 05.06.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-15333-e-2023-7472-k-1f68e15dd5fe