Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/15301 E. 2024/6797 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/15301
Karar No
2024/6797
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda kısmen direnme karar verilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca direnme kararının yerinde olduğu, uyulan kısım yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın özel daireye gönderilmesine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde;Müflis Egelim Kimya Tekstil Gıda Malzemeleri Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/803 E. sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucunda 14.10.2010 tarihinde iflasına karar verildiğini, tasfiyenin İzmir İflas Müdürlüğü'nün 2010/29 İflas sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, müflis şirket yetkililerinin alacaklılarından mal kaçırma amacıyla şirket adına kayıtlı on iki adet taşınmazı iflastan önce tapuda satış suretiyle devrettiğini akabinde 17.11.2008 tarihinde mahkemeye başvurarak iflasın ertelenmesi talebinde bulunduğunu, taşınmazların beş tanesinin davalı ...'a, yedi tanesinin ise davalılardan ...'a devredildiğini, satışların aynı gün yapıldığını ileri sürerek; 16.10.2008 tarihinde müflis şirket tarafından, ...'a satışına ilişkin tapu işlemlerinin iptale bağlı tasarruf olması nedeni ile iptaline 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 283. maddesi gereğince taşınmazların cebri icra yolu ile satışı ile bedellerini iflas dosyasına yatırılması konusunda yetki verilmesine, davalılardan ... tarafından devralınan taşınmazlar davalı tarafından elden çıkarıldığından elden çıkan mallara karşılık tazminata karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; şartları oluşmadığı hâlde davanın kısmî dava olarak açıldığını, dava dilekçesinde müvekkilinin satın aldığı taşınmazların hangi bedel üzerinden satın alındığının açıkça belirtildiğini, müvekkilinin satın almış olduğu taşınmazlar için toplam 122.000 TL ödeme yaptığını, diğer davalının satın aldığı taşınmazlar ile ilgili olarak toplam 73.000 TL ödeme yaptığını, tapu kayıtları ve davacı vekilinin beyanları ile bu durum sabit olduğunu, eksik harcın tamamlanması gerektiğini, tasarrufların tümünün borcun doğumundan önce yapıldığını, müvekkilinin aracılar vasıtası ile dava konusu gayrimenkullerin satıldığından haberdar olduğunu, satışların gerçek satış olduğunu ve müvekkilinin dava konusu gayrimenkullerin satış bedellerini iflas eden şirketin hesabına banka yolu ile gönderdiğini, bu hususun banka kayıtları ve şirketin ticarî defterleri ile sabit olduğunu, müvekkili iyi niyetli olup, iflas eden şirketin gerçek ekonomik durumunu bilmesinin mümkün olmadığını, iflas eden şirket yetkililerinin dava konusu arsalara ihtiyaçları olmadığını müvekkiline ilettiklerini dava konusu gayrimenkullerin piyasa fiyatına uygun olarak alındığını, gayrimenkullerin hemen hemen hepsinin birbirine komşu parseller olduğunu, müvekkilinin ileride bu parselleri tevhit edip tek parsel hâlinde tasarruf da bulunmayı düşünerek dava konusu parselleri satın aldığını, iflas eden şirket yetkililerinin, dava konusu gayrimenkullerin imar durumları ile ilgili olarak müvekkili yanılttıklarını gayrimenkullerin piyasa fiyatının çok üzerinde bir bedele müvekkile satıldığını, gayrimenkullerin zaman içerisinde elden çıkarıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taşınmazları emlak şirketi aracılığıyla gerçek fiyatları üzerinden satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 05.11.2015 tarihli ve 2013/171 Esas, 2015/338 Karar sayılı kararı ile; davalı ... yönünden davanın kabulü ile taşınmazların tapudaki satış bedelleri ile gerçek değerleri arasında önemli oransızlık olduğu gerekçesiyle tasarrufun iptaline, davalı ...’ın taşınmazları elinden çıkardığı ve dava bedele dönüştüğünden davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, 283.025 TL'nin 232.195 TL'sine 28.07.2009, 50.830 TL'sine 16.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte bu davalıdan tahsili ile İzmir İflas Müdürlüğü'nün 2010/29 İflas sayılı dosyasına yatırılmak üzere iflas idaresine tahsil yetkisi verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 05.03.2019 tarihli ve 2016/3011 Esas, 2019/2449 Karar sayılı ilamı ile;“…Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere, davalı ...'in taşınmazları tapuda toplam 73.000,00 TL aldığı, bilirkişilerce taşınmazların toplam değerinin 149.335,00 TL olarak belirlendiği, anılan davalının tapudaki bedel dışında bir bedel ödediği iddia ve ispat edilmediğine göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Somut olayda, tasarruf borcun doğmundan sonra gerçekleşmiş dava iflas idaresi tarafından açıldığından borçlunun aciz hali sabittir. Mahkemece davalı ... yönünden bedel farkı nedeni ile davanın kabulü dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Dava konusu taşınmazlar 16.10.2008 tarihinde tapuda toplam 122.000,00 TL satın alınmış bilirkişi taşınmazların toplam değerini 285.710,00 olarak belirlemiş isede davalı ... 06.11.2008 ve 07.11.2008 tarihlerinde borçulya banka aracılığı ile 122.000,00 TL göndermiştir. Bu bedel tapuda geçen 122.000,00 TL ye eklendiğinde 244.000,00 TL olduğundan, taşınmazın satış bedeli ile gerçek bedeli arasında önemli bir oransızlık söz edilemez. Ancak 16.10.2008 tarihinde iflas eden şirketten 16.10.2008 tarihinde 7 adete taşınmazın satın alınması İİK'nun 280. madde kapsamında ticari işletmenin önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmemiştir. Mahkemece, bu hususta gerekirse bir mali müşavirden borçlunun iflasına karar verilen dosyadaki bilanço verileri de dikkate alınarak, davalı ...'a yapılan taşınmaz satışının iflas eden şirketin mal varlığının önemli bir kısmını oluşturup oluşturmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 3.Kabule göre, davanın bedele dönüşmesi halinde bu bedel üzerinden faize hükmedilmemesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi de isabetsiz olmuştur…." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Verilen Kısmen Direnme Kararı 1. Mahkemenin 07.07.2020 tarihli ve 2020/ 82 E., 2020/134 K. sayılı kararı ile; bozma kararının ikinci bendine direnilmesi, üçüncü bendine uyulması gerektiği kanaatine varıldığı, bozma kararında belirtilenin aksine davalı ... vekilinin dahi 122.000 TL'si banka kanalıyla 122.000 TL'si tapu işlemi esnasında olmak üzere 244.000 TL'lik bir ödeme yaptıkları iddiasında bulunmadığı, davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde yaptıkları toplam ödemenin 122.000 TL olduğunu açıkça belirttiği, bunun dışında bir ödeme iddiasının bulunmadığı, hatta davalı ... vekili diğer davalının da 73.000 TL ödediğini belirterek kendi yaptıkları ödemelerle birlikte davanın harca esas değerinin 195.000 TL olması gerektiği hâlde düşük miktardan açıldığını ve harcın tamamlanması gerektiğini savunduğu, esasen davalı ... vekilinin bozma kararında belirtildiği şekilde tapu işlemi sırasında elden yapılmış bir ödeme olduğu yönünde savunması olsa dahi buna itibar etme imkanının bulunmadığı, başkaca somut delillerle ispat edilmediği sürece tasarrufun iptali davalarında elden ödeme iddiasının kabulünün mümkün olmadığı, bu hususun tanıkla ispat edilebileceğinin dahi kabul edilemeyeceği, aksi durumda İİK’nın 278/III-2. maddesinde belirtilen hükmün uygulanamaz hâle gelmesi sonucunu doğuracağı gerekçesiyle önceki kararda kısmen direnilmesine; davalı ... aleyhine verilen karar kesinleştiğinden bu davalı yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile, 283.025 TL'nin bu davalıdan tahsili ile İzmir İflas Müdürlüğü'nün 2010/29 İflas sayılı dosyasına yatırılmak üzere iflas idaresine tahsil yetkisi verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. 2. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Bu defa Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.03.2022 tarihli ve 2013/(17) 4- 168 Esas, 2022/252 Karar sayılı ilamı ile; "Tasarrufun iptali davası hakkında yapılan bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; her ne kadar ilk derece mahkemesince davalı ... bakımından bedel farkı (oransızlık) bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin verilen karar Özel Dairece; davalı ...’un 06.11.2008 ve 07.11.2008 tarihlerinde borçluya banka kanalı ile 122.000TL gönderdiği, bu bedelin tapuda geçen 122.000TL’ye eklendiğinde satış bedeli 244.000TL olduğundan taşınmazın satış bedeli ile gerçek bedeli arasında önemli bir oransızlık söz edilemeyeceği ancak diğer madde hükümlerinden birine göre tasarrufun iptali koşullarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuş ise de; davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde yaptıkları toplam ödemenin 122.000TL olduğunu açıkça belirttiği, bunun dışında bir ödeme iddiası bulunmadığı, hatta davalı ... vekili diğer davalının da 73.000TL ödediğini belirterek kendi yaptıkları ödemelerle birlikte davanın harca esas değerinin 195.000TL olması gerektiği hâlde düşük miktardan açıldığını harcın tamamlanması gerektiğini savunduğu gözetildiğinde bu beyan karşısında taşınmaz için yapılan ödemenin toplam 122.00TL olduğunun kabul edilmesinin gerektiği ve bu durumda da ödenen bedel ile taşınmazın gerçek değeri arasında önemli oransızlık bulunduğu anlaşılmaktadır. Bozma gerekçesi ve tespit edilen bu hususlar karşısında mahkemece yapılan inceleme ve araştırma yeterli olup, verilen direnme kararı da yerinde bulunmuştur. 21. Ne var ki, uyulan kısım yönünden davacı vekilinin tüm ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmediğinden, bu yönde inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir. .." gerekçesi ile dosya özel daireye gönderilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bedele dönüşen davada , davacı iflas idaresi olduğundan bedele faiz yürütülmesi gerektiğini, normal icra dosyalarında takip talebindeki alacağa zaten faiz yürütüldüğünden gerek olmadığını, ancak iflas idaresinin açtığı davada böyle bir durum söz konusu olmadığından bedele faiz yürütülmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; ivazlar arasında önemli oransızlık olmadığını, satışın borcun doğumundan önce yapıldığını ve iflastan geriye doğru iki yıllık sürenin geçtiğini, satış sırasında iflas edin şirketin mali durumunun iyi olduğunu, mal kaçırma amaçlarının olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalı ...'a yükletilmesine,Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/15301, K. 2024/6797, T. 02.07.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-15301-e-2024-6797-k-3aa92471ade5