Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/15016 E. 2023/12236 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/15016
- Karar No
- 2023/12236
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/195-2017/256
DAVA TARİHİ : 17.10.2012 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Dairece bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına karşı direnilmesine ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Direnme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, bozma ilâmı yerinde bulunarak dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca hükmün manevi tazminat yönünden bozulmasına, maddi tazminat yönünden ise davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. Hukuk Genel Kurulu tarafından dosya Dairemize gönderilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkilinin eşinin önceki eşi olduğunu, müvekkilinin evliliği devam ederken eski eşlerin bir araya gelerek ilişki kurduklarını, davalının bu ilişki sonucunda hamile kaldığını, bu durumun davacının evliliğini sonlandırma noktasına getirdiğini, İstanbul 7. Aile Mahkemesinin 2012/22 E. sayılı dosyasında boşanma davası açıldığını, müvekkilinin eşinin davalı ile anlaşarak mal kaçırmaya çalışması nedeniyle boşanma davasında maddi tazminat talebinde bulunduğunu, iş bu davada da aynı nedenle maddi tazminat istediklerini, davalının evli bir kimse ile evlilik dışı ilişkiye girdiğini, bu durumun müvekkilinin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 80.000 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş; ancak ön inceleme aşamasından sonra davalı vekili beyan dilekçesinde, müvekkilinin davacının eşi ile bir ilişkisinin ve müşterek çocuğunun bulunmadığını, davanın ispatlanması gerektiğini, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.12.2013 tarihli ve 2012/531 Esas, 2013/612 sayılı kararıyla, maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur
2. Dairenin 11.06.2015 tarihli ve 2014/9910 Esas, 2015/7763 Karar sayılı ilamıyla, "... Dava konusu eylemin gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK.'nun müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerinin de uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Zira, sözkonusu Yasanın 50. maddesinde haksız fiil nedeniyle müteselsilen sorumluluğuna gidilebilecekler gösterilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal duruma göre, davalı zararın meydana gelmesinden asli olarak sorumlu tutulamaz. Yine yasa hükmünün aradığı anlamda iştirak hali de söz konusu olamaz. Zira iştiraken işlenebilir bir eylemin varlığının kabul edilebilmesi için, eylemin müstakilen ve asli olarak da işlenebilir olması gerekir. Ayrıca haksız fiil sorumluluğunu, geniş ve belirsiz bir kavram olan sadakat yükümlülüğünü ihlal etmeye iştirak çerçevesinde değerlendirmek, bu sorumluluğu belirsiz ... getirecektir. Açıklanan nedenlerle, BK. 49 (TBK.58) maddesine göre, davalının eylemi, davacının kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemez. Mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacının manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına; bozma nedenine göre davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Dairenin 21.03.2016 tarihli ve 2015/14166 Esas, 2016/3613 Karar sayılı ilamıyla davacının karar düzeltme isteği reddedilmiştir.
B. Mahkemece Verilen Direnme Kararı Mahkemenin 20.06.2017 tarihli ve 2016/195 Esas, 2017/256 Karar sayılı kararıyla, önceki kararda direnilmesine ve maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının, evli olduğunu bilerek eşiyle gayri resmi birliktelik yaşadığını, bu nedenle hem maddi hem de manevi olarak zarara uğradığını davanın kabulü gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın tümden reddi gerektiğini, verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Hukuk Genel Kurulu Kararı Dairenin 14.01.2019 tarihli ve 2017/5065 Esas, 2019/22 Karar sayılı ilamıyla, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek 6763 sayılı Kanun'un 45. maddesi ile 6100 sayılı HMK'ya eklenen geçici 4/4 madde ve fıkrası gereğince dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.06.2022 tarihli ve 2019/4-212 Esas, 2022/1023 Karar sayılı ilamıyla, "... davacının dava dışı eşi ile evli olduğunu bilerek birlikte olan davalının bu eyleminin, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunduğu iddiasıyla manevi tazminat talep edildiği anlaşılmaktadır. Davacının dava dilekçesinde manevi tazminat istemine dayanak olarak gösterdiği maddi olgular; evlilik birliğinin devamı sırasında davacının dava dışı eşi tarafından sadakat yükümlülüğünün ihlâli niteliğindeki eylemini birlikte gerçekleştirdiği kişi olan ve evlilik birliğinin tarafı olmaması nedeniyle üçüncü kişi konumunda bulunan davalının salt evli bir kişiyle birlikte olmak şeklindeki eylemine ilişkindir. Davalının, dava dışı eş ile evli olduğunu bilerek birlikte olmaktan ibaret olduğu anlaşılan eyleminden başka doğrudan doğruya davacıya yönelik olarak bağımsız, özel ve nitelikli bir kişilik hakkı ihlâlinde bulunduğuna dair bir iddia da bulunmamaktadır. Bu nedenlerle eldeki davanın konusu itibariyle 06.07.2018 tarihli ve 2015/5 E., 2018/7 K. sayılı Yargıtay içtihadı birleştirme kararı kapsamında değerlendirilmesi gereklidir. Hâl böyle olunca; yukarıda açıklanan ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45/5 maddesi gereğince bağlayıcı olan söz konusu içtihadı birleştirme kararı ile "Evlilik birliği devam ederken eşlerden biri ile evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiye karşı diğer eşin manevi tazminat isteminde bulunamayacağına" karar verilmiş olmakla davacı tarafından üçüncü kişi konumundaki davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasında mahkemece verilen direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir. Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Davacı vekilinin dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğu, mahkemece maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece manevi tazminat yönünden inceleme yapıldığı, “davacının tüm davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,” şeklinde karar verildiği anlaşıldığından, davacı vekilinin maddi tazminat istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 4. Hukuk Dairesine gönderilmesi gerekmiştir...." gerekçesiyle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince bozulmasına, davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelemesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, evlilik birliği devam ederken, davacının eşi ile evli olduğunu bilerek birlikte olan davalının bu eylemi nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 174 ve 185 inci maddeleri,
3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelemesi için dosyanın Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davacının eşinin davalıyla anlaşarak kendisinden mal kaçırdığı gerekçesiyle, davalıdan doğrudan maddi tazminat talep etmesinin yasal dayanağı bulunmamasına, bu yöndeki iddiaların ispat edilememiş olmasına ve delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından maddi tazminat talebine dair temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA,
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun manevi tazminat yönünden yaptığı inceleme sonucunda, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Kanun'un 429 uncu maddesi gereğince BOZULMASINA karar vermiş olması nedeniyle de manevi tazminata yönelik Hukuk Genel Kurulu bozma kararı gereğinin yerine getirilmesi için dosyanın kararı veren Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.