Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/13881 E. 2024/2674 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/13881
- Karar No
- 2024/2674
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/262 E., 2022/368 K. DAVACILAR : ... mirasçıları; 1-..., 2-..., 3-... DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ..., 2... Gıda San. Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 30.11.2011 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 22.05.2009 tarihinde, davalılardan ...'un sevk ve idaresindeki ve diğer davalı şirkete ait olan aracın müvekkiline çarparak ağır şekilde yaralanmasına sebep olduğunu, kazada kusurun araç sürücüsüne ait olduğunu, kazadan 2,5 yılı aşkın süre geçmesine rağmen henüz denge sorunu yaşayan ve tek başına serbestçe yürüyemeyen müvekkilinin yaşadığı bütün bu fiziksel ve manevi acıların ve manevi zararın tazimininin gerektiğini, kazadan sonra 2 yıla yakın yatağa bağlı kalan davacıya öncelikli yatılı bakıcı tutulduğunu ve kendisine her ay için 550 USD ödendiğini, 1 yılın sonunda yatılı bakıcıya gerek kalmadığı için bundan sonra gündüz bakıcısı ile anlaşıldığını, bu tarihten itibaren aylık 700,00 TL ücret ile gündüz bakıcısı ile anlaşıldığını, müvekkilinin yatalak halinde oturma sürecine geçişinde tekerlekli sandalye alındığını, müvekkilinin kazadan sonraki 1 yılın sonunda tekerlekli sandalyeyi kullanmaya başladığını, 1 yıl boyunca tekerlekli sandalyeyi kullandıktan sonra ise volkır alarak onunla yürümeye başladığından bahisle, 15.000,00 TL maddi zararı ile 20.000,00 TL manevi zararının 22.05.2009 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında davacı ...'ün vefatı sonucu mirasçıları davayı takip etmişlerdir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.12.2015 tarihli ve 2011/717 Esas, 2015/514 Karar sayılı kararıyla; sorumlu olan işleten davalı hakkındaki davadan feragat edilmesi, diğer müteselsil sorumlu yönünden de teselsülden feragat niteliğini taşıdığından her iki davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 07.03.2019 tarih ve 2016/7475 Esas ve 2019/2663 Karar sayılı ilamı ile; ''Davacı taraf, tam teselsülde olduğu gibi, bütün zararının tazminini müteselsil borçlulardan her ikisinden isteyeceği gibi birisinden de isteyebilir. Kaza tarihinde yürürlükte olan Borçlar Kanunu’nun 145 inci maddesi hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Borçlar Kanunu’nun 147 nci madde hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her biri ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağına ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceğine dair hükmüne havidir. Somut olayda; davacı vekili 01.10.2013 tarihli duruşmada, celse arasında davalı...Gıda San. Tic. Ltd. Şti. vekili ile anlaştıklarını, sadece bu davalı yönünden davadan feragat ettiklerini, diğer davalı ve ihbar olunanlar yönünden davalarını devam ettirdiklerini beyan etmiştir. Davacı vekilinin haksız fiil sorumlusu olan sürücü davalı ... yönünden tazminat taleplerinin devam ettiğini belirtmesine rağmen, mahkemece toplanan ve toplanacak delillere göre bu davalı yönünden bir karar verilmesi gerekirken, hatalı ve yanılgılı değerlendirme ve gerekçeyle her iki davalı yönünden davanın reddine hükmedilmesi doğru değildir." gerekçesiyle bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının maddi zararının feragat edilen davalı...Gıda San. Tic. Ltd. Şti. tarafından karşılanmış olduğu anlaşılmakla davalı Sadri Yavuz'a yönelik maddi tazminat talebi yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalının haksız fiil nedeniyle asli kusurlu oluşu, davacının zararının bir kısmının diğer davalı tarafından karşılanması dikkate alınarak davaya devam eden davacı mirasçı ... lehine takdiren 4.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, davayı takip etmeyen mirasçılar ... ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği gerekçesiyle davalı...Gıda San. Tic. Ltd. Şti. yönünden bozma hususu yapılmadığından yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı ...'a yönelik maddi tazminat talebi yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı ...'a yönelik manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 4.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak ölü davacı mirasçısı ...'e verilmesine, davacılar ... ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın muris terekesine dahil olup yasada öngörülen istisnalar kapsamında kalmadığından davanın ya tüm mirasçıların muvafakati alınarak devam ettirilmesi veya miras şirketine mümessil tayini ile davanın devam ettirilmesi gerektiğini, dava şartı olan bu husus gözetilmeden davanın esasına girilerek karar verilmesinin, maddi tazminat talebi yönünden aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davayı takip etmeyen diğer mirasçılar yönünden lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde 20.000,00 TL manevi tazminat talep edildiğine ve bu tutarın 10.00,00 TL si diğer davalı...Gıda San. Tic. Ltd. Şti. tarafından harici anlaşma nedeniyle davacıya ödendiğine göre davacının (murisin) bakiye manevi tazminat talebinin 10.000,00 TL olması gerektiğini, davayı takip eden mirasçı yönünden 4.000,00 TL'ye hükmedildiğine göre anlaşılmaktadır ki diğer mirasçılar da davayı takip etselerdi toplam 4.000,00 TL x 3 =12.000,00 TL manevi tazminata hükmedileceğini, bu durumda 20.000,00 TL talep edildiğine ve 10.000,00 TL daha önce ödenmiş olduğuna göre bu durumda her üç mirasçı için de 12.000,00 TL hüküm altına alınmış olacağına göre yerel mahkemece açık bir şekilde talebi aşarak hüküm kurulduğunu, davayı takip etmeyen diğer mirasçılar yönünden müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu, davayı takip eden ve takip etmeyen mirasçılar yönünden değerlendirme yapıldığında ve toplam 3 mirasçı olduğu değerlendirildiğinde müvekkili aleyhine hükmedilen yargılama giderlerinin oldukça yüksek olduğunu ve hatalı hesaplandığını belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın yaya ...'e çarpması sonucu yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 saylı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41, 46 ve 47 nci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Manevi tazminat bir bütündür. Duyulan acı ve üzüntünün karşılığı dava yolu ile belirlenip karşı tarafa bildirildikten sonra artırılması veya yeni bir dava açılarak istenmesi mümkün değildir. Manevi tazminatın takdirinde hakime çok geniş takdir yetkisi verilmiştir. Acı ve elemin bölünerek bir kısmının açılacak kısmi dava ile kalanının açılacak başka bir davada talep edilmesi, manevi tazminatın özüne ve işlevine aykırı düşer. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.03.2006 tarih ve 2006/2-14 E, 2006/26 K. sayılı ilamı) Yerleşik Yargıtay uygulamalarında, manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi kabul edilmiş olup, manevi tazminatın anılan mahiyeti de dikkate alındığında, belirsiz alacak davasına konu edilebilmesi, kısmi dava olarak açılıp sonradan miktarının artırılması mümkün değildir. Somut olayda; dava tarihinden sonra yargılama sırasında 01.10.2013 tarihinde davalı sürücü ile birlikte zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olan aracın işleteni davalı...Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'nin kazada yaralanan ve yargılama sırasında (19.11.2019 tarihinde) vefat eden İsmail...'e 25.000,00 TL ödeme yaptığı, davacı vekili tarafından ödemeye ilişkin olarak sunulan 30.06.2020 tarihli açıklama dilekçesinde, yapılan ödemenin 15.000,00 TL'sinin maddi, 10.000,00 TL'sinin manevi tazminata ilişkin olduğunun belirtildiği manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereği manevi zarar karşılığı olarak istenebilecek manevi tazminatın bölünerek istenemeyeceği gözetilmeksizin, manevi tazminat yönünden de yargılama sırasında ödeme nedeniyle konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı sürücü ...'un manevi tazminatla sorumlu tutulması doğru görülmemiştir. 2. Bozma neden ve şekline davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığında karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ...'a yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi