Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/13784 E. 2023/12379 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/13784
- Karar No
- 2023/12379
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/136 E., 2022/191 K. HÜKÜM/KARAR : Red Taraflar arasında, İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları takip sırasında borcunu karşılayacak haczi kabil malının bulunmadığını, alacaklılardan mal kaçırma amacıyla kendisine ait taşınmazlarını diğer davalı kardeşi a sattığını öne sürerek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili haksız açılan davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2019 tarihli ve 2018/125 Esas 2019/160 sayılı kararıyla, davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 15.06.2020 tarihli ve 2019/1466 Esas 2020/736 sayılı kararıyla, davalıların kardeşler olarak bölüşüm sonucu dava konusu tescilin yapıldığı iddiasına karşılık borçlu adına taşınmaz tescili olmadığı gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 09.03.2021 tarihli ve 2020/3094 Esas, 2021/2465 Karar sayılı ilâmı ile; "...Somut olayda davalı ... vekilince dava konusu taşınmazların parselasyon sonucu oluştuğu, yeni oluşan dava konusu yerlerin kök parselinin Arpaçiftlik Mahallesi 291 numaralı parsel olduğu ve 2006 yılında davalı kardeşler adına 1/2 eşit paylar halinde tapuya daha önce tescilli olduğu belirtilmiş, 2013 yılında kok parselde tevhit-ifraz-yola terk işlemi yapıldığından yeni oluşan imar parselleri de yine 1/2 eşit hisse şeklinde taraflar adına tescil edildiği, davalıların daha sonra kendi aralarında eşit hisseli bu yeni imar parsellerde kendi aralarında bölüşüm yaparak hisseleri birbirlerine devir ettikleri yönüyle savunma yapmıştır. Tapu kayıtlarının incelenmesinde 291 numaralı parsele ilişkin ifraz işlemi yapıldığı ve çok sayıda kişi adına çok sayıda taşınmazın kaydedildiği anlaşılmaktadır. Ancak mahkemece, söz konusu kök parsele ilişkin ilgili kurumlardan kayıtlar istenilmiş ise de davalı ...’ın savunmaları doğrultusunda araştırma yapılmadan karar verilmiştir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda mahkemece, davalı ... vekilinin savunmaları doğrultusunda Arpaçiftlik Mahallesi 291 numaralı kök parsele ilişkin yapılan ifraz işleminin nasıl ve hangi tarihte başladığı, ifraz sonucu davalı borçlu ve davalı ...’a düşen tüm taşınmazların ve hisselerinin belirlenmesi ile davalı borçlu ve davalı ...’ın hangi taşınmazlara ilişkin hisselerini birbirlerine devredildiği tarihleri ile belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre davalılar arasında yapılan işlemlerin alacaklılara zarar vermek kastıyla yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmayıp, Bölge Adliye Mahkemesi’nce de bu hususa yönelik davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır." gerekçesi ile kararın bozulmasına dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "....İncelenen tapu kayıtları, kayıtlar üzerindeki şerhler gözetildiğinde davalılar alacaklıdan mal kaçırma kastı ile hareket etmemişlerdir. Tasarrufun iptali davasının görülebilmesi için, borçlu ile işlemde bulunan üçüncü kişi arasında, somut bir mal veya hakkın devrinin içeren bir işlemin yapılması gerekir. Davalı ... ile davalı ... malvarlığını azaltıcı işlem yapmamıştır. Taşınmazların ifraz öncesine ait mülkiyet durumu ifraz sonrasında da aynen korunmuştur. Takibe konu senedin düzenlenme tarihinde kök taşınmazın yarısına sahip olan davalılar, taşınmazın ifrazı sonucu oluşan parselleri de kendi aralarında paylaşmışlardır. Bunun taksim gayesi ile yapıldığı aşikardır. Taraflar kardeş olup, davalı ... de diğer davalı ...'ye hisse devretmiştir. İfraz neticesinde toplam 60 adet parsel oluşmuştur. Dava konusu parsellerin de ifraz sonrası, ifraz öncesi olduğu gibi davalı ... ve davalı ... adına ½ hisse olacak şekilde tescil edildiği, yani ifraz öncesi durumun ifraz sonrasında da korunduğu açıktır. Görüleceği üzere ortada alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile yapılan işlemler bulunmamaktadır. Taraflar kendi hisseleri üzerinde ipotek tesis edip, terkin etmişlerdir. Hatta ifraz sonrası müşterek ipotek kısmı da fek edilmiştir. İfraz sonrası ½ hisse devri ile ...’ın adına tam hisse olarak tescil edilen taşınmazları davacı ...’in 3. kişilere sattığı, tarafların ifraz sonrası eşit hisselerle paydaş oldukları taşınmazları da birlikte 3. kişilere bononun tanzim tarihinden sonra farklı tarihlerde sattıkları rapor edilmiştir. Bütün bu veriler şunu göstermektedir ki taraflar, kök taşınmazdaki ½ ortaklıklarını ifraz öncesi ve sonrası devam ettirdikleri gibi, kendi hisselerinde ayrı ayrı ipotek tesis etmişlerdir. İfraz sonucunda birlikte malik oldukları bir kısım taşınmazlarda da bu taşınmazlara müşterek ipotek tesis ettikleri gibi, daha sonra taksim anlaşması sonucu bu taşınmazlar kendisine devredilen davalı ... bu ipoteği terkin etmiştir. Tapu kayıtlarına göre, parselasyon işlemi neticesinde taşınmazda oluşan imar parsellerindeki hisselerini bölüşüm anlaşmasına göre birbirlerine tapuladıkları gibi, bazı taşınmazları birlikte 3. kişilere satmışlar, bağımsız parsellerini davalı ... 3. kişilere satmıştır. Nakıs parseller halen taraflar adına eşit olarak kayıtlı olup, davalı ... adına kayıtlı bu hisseler üzerinde davacının haczi vardır. Toplanan deliller, tapu kayıtları, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya içeriğinden kök parsel olan Arpaçiftlik mahalllesi 291 numaralı parselin tamamı davacıya göre 3. kişi olan borçlunun kardeşi adına kayıtlı iken 20.03.2006 tarihinde noterde satış işlemi gösterilerek mezkur parselin yarı hissesinin davalı borçlu adına tescilinin yapıldığı, 30.01.2014 tarihli ifraz neticesinde 60 adet parselin oluştuğu, bu parsellerden dava konusu 138 ada 1, 2, 3, 4 ve 5 parsel üzerindeki 848.000,00 TL ipotek ile birlikte 'in kendisine ait hisseyi 'ya 13.03.2015 tarihinde sattığı; diğer dava konusu 139 ada 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 parseldeki hissesini 09.09.2016 tarihindein'ya sattığı, yukarıda safahatı detaylıca anlatılan parsellerin ilk olarak davacıya göre 3. kişi konumunda olan davalı adına kayıtlı olması, bazı tanıklar davalıların yurt dışında beraber çalıştıklarını ve taşınmazları beraber aldıklarını, aralarındaki anlaşma uyarınca taksim yaptıklarını beyan etmeleri, dava konusu edilmeyen davalılar tarafından 3. kişilere satılan parsellerin de bulunması, 138 adadaki parsellerin ipotekli hali ile satışı gibi hususlar birlikte değerlendiğinde kardeş olan davalılar arasında yapılan satışların muvazaalı olmadığı, alacaklıdan mal kaçırma kastının bulunmadığı, kendi aralarındaki bölüşüm neticesinde söz konusu işlemlerin yapıldığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, davalılar arasında devir olan taşınmazların değerlerinin tesbit edilmediğini, paylaşım sonucu parsellerin çoğunun üçüncü kişi adına tescil edildiğini, adına 14 adet borçlu adına 5 tane taşınmaz tescil edilmiş olması normal olmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bozma kapsamına göre, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında dava konusu 291 numaralı kök parsele ilişkin ifraz işleminin nasıl ve hangi tarihte başladığı, ifraz sonucu davalı borçlu ve davalı ...’a düşen tüm taşınmazların ve hisselerinin belirlenmesi ile davalı borçlu ve davalı ...’ın hangi taşınmazlara ilişkin hisselerini birbirlerine devredildiği tarihleri ile belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre davalılar arasında yapılan işlemlerin alacaklılara zarar vermek kastıyla yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bozma ilamından sonra yapılan araştırma sonucu alınan bilirkişi raporlarına göre 291 sayılı kök parsel 1/2 şer hisse olarak davalılar adına kayıtlı iken 30.01.2014 tarihinde ifraz edilerek toplam 60 parsele ayrılmış ve 1/2 şer hisse olarak yine davalılar adına kaydedilmiş, bunların 40 tanesi 2014 ve 2015 yılında dava dışı şahıslara satılmıştır. Kalan 20 adet ve 1/2 şer hisse olarak borçlu ve üçüncü kişi kardeşi adına kayıtlı olan taşınmazlardan, 138 ada 1-2-3-4-5 parseller borcun doğumundan 18.09.2015 tarihinde, 138 ada 6-7-8 ve 139 ada 4-5-6-7-8-9 nolu parseller borcun doğumundan sonra 09.09.2015 tarihinde borçlu tarafından 1/2 hissesi davalı üçüncü kişi kardeşine satılmıştır. Davalı üçüncü kişi Zekeriya Duman ise 139 ada 1-2-3-10-11-12 nolu 6 adet taşınmazı 31.01.2017 ve 24.01.2017-23.02.2017 tarihlerinde borçluya devrettiği, borçlunun toplam 6.207,02 m2 taşınmazı devrine karşılık üçüncü kişinin 2.584,16 m2 taşınmaz devrettiği tesbit edilmiştir. Miktar olarak aralarında makul bir oran olmamakla birlikte mahkemece, davalı kardeşler arasındaki devre konu taşınmazların değeri belirlenmediğinden, değer olarak orantılı olup olmadığı anlaşılamamıştır. Yapılacak işi, devre konu 20 parselin devir tarihlerindeki değerlerine göre, karşılıklı bir orantılılık olup olmadığı, tesbit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.