Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/13262 E. 2023/11605 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/13262
- Karar No
- 2023/11605
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/460 E., 2022/916 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi/ İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/410 E., 2022/9 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 31.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat .... ile davalı ... vekili Avukat ... geldi. Davalılar ..., ... tarafından gelen olmadı. Davacı ve davalı ... vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 31.10.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... hakkında, İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5017 sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun borcu karşılamaya yeterli menkul ve gayrimenkul malına ulaşmanın mümkün olmadığını, ancak 10.08.2018 tarihinde, adına kayıtlı taşınmazı diğer davalı ...'a devrettiğini, 07.09.2018 tarihinde ... tarafından da diğer davalı ...'a devredildiğini, bir aylık süre zarfında dava konusu taşınmazın 1.000,00 TL farkla 2. satışının yapılmış olmasının başlı başına muvazaalı işlem olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, sosyal paylaşım sitesi facebook çıktılarında tüm davalıların birbirleriyle arkadaş olduklarını, davalı tarafların ailecek yakın arkadaş olduklarını, davalılardan ... ve ...'un borçlunun mal kaçırma kastını bilebilecek ve onunla birlikte hareket edebilecek kişilerden olduğunu belirterek söz konusu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iptali talep edilen tasarrufun, borcun doğumundan önce gerçekleştirildiğini, davalı ...'un, borçlarını ödemeye çalıştığını, dava konusu taşınmazı devrettiği diğer davalı ...'a çekten kaynaklı 40 bin TL borcu var iken, iş bu çekin ödemesi gerçekleştirilene dek icraya konulmaması ve çek şikayetinde de bulunulmaması karşılığında teminat olarak devredildiğini, ...'a olan borcun ödenilmesi akabinde de davalı ...'un talimatıyla, diğer davalı ...'a devredildiğini, davalı müvekkili ...'un, diğer davalı ...’a da o dönem itibariyle yaklaşık 1.000.000,00 TL’ye yakın borcu bulunduğunu, davalı ...'un davalı ...'a daireyi 517.000,00 TL sayacağını söylediğini, bu paranın 303.000,00 TL’si ile bankaya olan ipotek borcunu ödediğini, kalan 214.000,00 TL’sini ise kendisine olan borç tutarından mahsup ettiğini, davalı müvekkili ...'un, bu işlemden sonra da ...’a yüklü bir miktarda borcu kaldığını, davalı ...'un devirlerdeki amacının mal kaçırma değil, borcunu ödemek olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iptali istenen tasarrufun, takip konusu borçtan önce yapıldığını, ... tarafından, davalı ...'a gerçekleştirilen 10.08.2018 tarihli satışın gerçek bir satış olup, davalı ...'ın, diğer davalı ...'e 10.04.2018 tarihinde borç para verdiğini, karşılığında çek aldığını, akabinde diğer davalı ... ...'in, çekin vade tarihi olan 15.08.2018 tarihi yaklaştığında çek bedelini ödeyemeyeceğini anlayınca aralarında 08.08.2018 tarihinde teminat maksadıyla temlik sözleşmesi düzenlendiğini ve iş bu temlik sözleşmesi gereği dava konusu taşınmazı davalı ...'a devrettiğini, daha sonra ...'un ...'e olan 40.000,00 TL borcunu nakit olarak ödediğini ve taşınmazın, ...'in talimatı ile davalı ...'a devredildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iptali istenen tasarrufun, takip konusu borçtan önce yapıldığını, müvekkili ...'un, diğer davalıların kendi aralarında düzenledikleri teminat amaçlı inançlı temlik sözleşmesine ilişkin bir bilgisi bulunmadığını, müvekkilinin davalılar arasındaki işlemin muvazaalı olup olmadığını, davalı ...'in davacı Tunaboylu Tekstil Ürünleri Pazarlama Sanayi ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ye borcu olup olmadığını veya başkaca borçlarını bilebilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ...'un, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı ... adına olan Türkiye Garanti Bankası A.Ş. lehine olan 303.000,00 TL'lik ipotek bedelini kapatmak için ödeme yaptığını, ayrıca davalı ...'a da 214.000,00 TL'lik bir ödeme yaptığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... taşınmaz bedeli için 213.000,00 TL ödemiş olup, ipotek bedeli ilave edildiğinde bilirkişi raporu ile tespit edilen 531.332,82 TL arasında misli fark olmadığı, davalı ...'ın taşınmaz devri öncesinde, borçlu ile ticari ilişkisi olmasının tek başına işlemin muvazaalı olduğunu ispata yeterli olmadığı, davalı ...'un, borçlu ... ile işlemde bulunmayan dördüncü kişi olması nedeniyle, bu kişi yönünden iptal kararı verilebilmesi için kötü niyetli olduğunun yani borçlunun alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiğini bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun kanıtlanması gerektiği, ancak davacı tarafça bu davalının kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği, taraflar arasında ticari ilişki olmasının da tek başına, davalı ...'in, borçlunun mali durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunu ispata yeterli olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin taraflar ve aileleri arasındaki tanışıklığı, taraflar arasındaki ticari ilişkileri, tarafların mutat olmayan ödemeye ilişkin beyan ve kabullerini, cevap dilekçelerindeki tarafların birbirini yalanlayan ifadelerinin hiç birini dikkate almadığını, banka kayıtlarına göre ipotek borcunun 178.648,32 TL'ye kapandığını, yani bedeller arasında bir mislinin çok üzerinde fark bulunduğunu, borçlu ... ile taşınmazı satın alan diğer davalılar olan ... ve ...'un sadece birbirleri ile değil tüm ailece ve tüm sülale olarak birbirlerini çok iyi tanıdıklarını, arkadaş olduklarını, yani borçlunun mali durumunu bilen yada bilebilecek kişilerden olduklarının ispatlandığını, taşınmazı satın alan ... ve ...'un borçlu ...'den alacaklı olduklarını, taşınmazı ...'den olan alacaklarına karşılık aldıklarını beyan ve kabul ettiklerini, bu ... göre her üç taraf arasında ticari bir ilişki ve tanışıklık olduğunun davalı beyanları ile de ispatlandığını, borçlu ...'in cevap dilekçesinde taşınmazı borcuna karşılık verdiğini açıkça ifade ettiğini, bu beyanlara göre taraflar arasında mutat olmayan bir ödeme var olup iş bu hususun başlı başına iptal nedeni olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'un borcuna mahsuben taşınmazı davalılara devrettiğini söylediği, davalı ...'in bunu doğruladığı, davalı ...'in ise bunların aksine ipotek borcu ve ayrıca para ödemesi yaparak satın aldığını söylediği, mutad dışı ödeme olgusu tasarrufun iptali sebeplerinden ise de İİK 279/1-2 maddesi uyarınca bu sebepten dolayı tasarrufun iptal edilebilmesi için hacizden (veya acizden veya iflasın açılmasından) önceki bir yıl içinde tasarrufta bulunulması gerektiği, somut olayda davalı borçlu hakkındaki haciz tutanağının 27.04.2021 tarihli olduğu, tasarrufların ise 10.08.2018 ve 07.09.2018 tarihlerinde gerçekleştirildiği, bir yıllık sürenin aşıldığı, dolayısıyla bu sebebe dayanarak tasarrufların iptalinin istenemeyeceği, davacı vekilinin bu konudaki itirazlarının kabule şayan olmadığı, davalı borçlu ile diğer davalılar arasında sosyal medya arkadaşlığı bulunmasının işlemlerin muvazaalı olduğunu ispata yeterli olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahsın nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahsın, tasarrufa konu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekir. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince; taraflar arasında ticari ilişki olmasının tek başına, davalı ...'ın ve davalı ...'in, borçlunun mali durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunu ispata yeterli olmayacağı, davalı ...'un borcuna mahsuben taşınmazı davalılara devrettiğini söylediği, davalı ...'in bunu doğruladığı, davalı ...'in ise bunların aksine ipotek borcu ve ayrıca para ödemesi yaparak satın aldığını söylediği, mutad dışı ödeme olgusu tasarrufun iptali sebeplerinden ise de İİK 279/1-2 maddesi uyarınca bu sebepten dolayı tasarrufun iptal edilebilmesi için hacizden (veya acizden veya iflasın açılmasından) önceki bir yıl içinde tasarrufta bulunulması gerektiği, somut olayda, bir yıllık sürenin aşıldığı, dolayısıyla bu sebebe dayanarak tasarrufun iptalinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Somut olayda, dava konusu taşınmaz davalı borçlu ... tarafından 10.08.2018 tarihinde davalı 3. kişi ...'a, ... tarafından da 07.09.2018 tarihinde davalı 4. kişi ...'a devredilmiştir. Davalı borçlu ... ve taşınmazı devrettiği davalı 3. kişi ...'ın beyanlarında kabul edildiği üzere, davalı ...'in, diğer davalı ...'a 10.04.2018 tarihinde borç para verdiği, karşılığında çek aldığı, akabinde aralarında teminat maksadıyla temlik sözleşmesi düzenlendiği ve iş bu temlik sözleşmesi gereği dava konusu taşınmazı davalı ...'e devrettiği, daha sonra ...'un, ....'e olan 40.000,00 TL borcunu nakit olarak ödediği ve taşınmazın, ...'un talimatı ile davalı ...'a devredildiği belirtilmiş olup, her ne kadar İİK 279/1-2 maddesi uyarınca tasarrufun iptal edilebilmesi için hacizden (veya acizden veya iflasın açılmasından) önceki bir yıl içinde tasarrufta bulunulması gerekip, davalı borçlu hakkındaki haciz tutanağının 27.04.2021 tarihli olduğu, tasarrufun ise 10.08.2018 tarihinde gerçekleştirildiği görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesinin bir yıllık sürenin aşıldığı gerekçesi doğru ise de, borçlu ile tasarruf tarihinden önce ticari ilişkisi bulunan ve davalı borçlu ...'e borç verdiğini kabul eden davalı 3. kişi ... İİK'nun 280/1 maddesi kapsamında, davalı borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve alacaklılarını ızrar kastını bilen ya da bilmesi gereken kişilerdendir. Dava konusu taşınmaz daha sonra 07.09.2018 tarihinde davalı 3. kişi ... tarafından davalı 4. kişi ...'a devredilmiştir. Davalı 4. kişi ... yönünden davanın kabulü için davalı ...'in kötü niyetinin ispatlanmış olması gerekir. Dosya kapsamına göre, davalı borçlu ..., davalı 4. kişi ...’a da o dönem itibariyle yaklaşık 1.000.000,00 TL’ye yakın borcu bulunduğunu, davalı ...'un dava konusu taşınmazı devralarak kendisine olan borç tutarından mahsup ettiğini, bu işlemden sonra da ...’a yüklü bir miktarda borcu kaldığını, amacının mal kaçırma değil, borcunu ödemek olduğunu belirtmiş, ancak davalı 4. kişi ..., bu beyanları kabul etmeyerek dava konusu taşınmaz üzerinde davalı ... adına olan Türkiye Garanti Bankası A.Ş. lehine olan 303.000,00 TL'lik ipotek bedelini kapatmak için ödeme yaptığını, ayrıca davalı ...'a da 214.000,00 TL'lik bir ödeme yaptığını, yani davalı borçlu ...'tan bir alacağı olmadığını, taşınmazı bedelini ödeyerek aldığını iddia etmektedir. Dosya kapsamından davalı borçlu ...'un ve davalı 4. kişi ...'nın tekstil işiyle uğraştığı, her ikisinin de aynı ticari alanda faaliyet gösterdiği ve davalı borçlunun Beliz Tekstil Tur. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., davalı 4. kişi ...'in ise Özarı Teks. San. ve Dış Tic. A.Ş. isimli şirketlerinin olduğu tespit edilmiş olup, davalı borçlu tarafından da davalı ... ile aralarında ticari ilişki olduğu belirtilmiş olduğundan, öncelikle davalı borçlu ...'a hangi şirketler arasında ticari ilişki olduğunun sorularak, bu şirketlerin ticari defterlerinin getirtilip, üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davalı borçlu ... ve 4. kişi ... arasında da bir ticari ilişki bulunup bulunmadığının tespiti ile, böyle bir ticari ilişkinin varlığı halinde, ticari ilişkisi bulunan ve aynı alanda ticari faaliyet gösteren davalı 4. kişi ...'nın İİK'nun 280/1 maddesi kapsamında, davalı borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve alacaklılarını ızrar kastını bilen ya da bilmesi gereken kişilerden olduğunun kabulü ile, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 17.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekile temsil olunan davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,31.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.