Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/13214 E. 2023/2864 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/13214
Karar No
2023/2864
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/327 E. 2021/589 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalıların Kıbrıs 28. Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı Disiplin Ceza ve Tutukevinde gardiyan olarak görev yaptıklarını, davalıların disiplin cezasının infazı amacıyla cezaevinde bulunan dava dışı Kaan Aslıhak'ı darp ettiklerini, davalılardan ...'ın dava dışı Kaan’a sert bir tokat atması sonrasında adı geçenin kulağından kan akmaya başladığını, davalılar hakkında Germencik Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/9 Esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını, yaralanan kişi tarafından müvekkili İdare aleyhine Ankara Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılan maddi ve manevi tazminat istemli tazminat davası sonucunda tazminata hükmedildiğini belirterek ödenen 37.443,55 TL tazminatın rücuen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava dışı askeri kendisinin darp etmediğini, diğer davalının darp ettiğini öğrendiğini, olayda kusuru olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; olayla kusuru olmadığını, devam eden ceza yargılamasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.03.2016 tarihli ve 2014/205 Esas, 2016/191 Karar sayılı kararı ile; 24.02.2016 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda hesaplanan 27.170,73 TL tazminatın rücuen tahsili gerektiği halde kısa kararda gerekçeli karar arasında çelişki olmaması nedeniyle hüküm kısmında sehven yapılan yanlışlığın düzeltilmediği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 20.717,03 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 30.05.2018 tarihli ve 2016/7883 Esas, 2018/4575 Karar sayılı ilamıyla; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 298 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı, somut olayda mahkeme kararının gerekçe bölümüyle hüküm kısmının çelişkili olduğu, bu durumun usul ve yasaya uygun olmadığı" gerekçesiyle kararın bozulmasına, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 28.11.2018 tarihli ve 2018/353 Esas, 2018/425 Karar sayılı kararı ile; bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 27.170,03 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 18.02.2021 tarihli ve 2021/67 Esas, 2021/714 Karar sayılı ilamıyla; "... Eldeki dava, rücuen tazminat istemine ilişkin olup, tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur. Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Yani, rücu davalarında kural, kişilerin kusurları oranında sorumlu tutulmalarıdır. Buna göre, davacı, davalıların kusuru oranında ödediği miktarın tazminini isteyebilir. Şu halde; mahkemece, öncelikle davaya konu haksız eylemin hangi davalı tarafından gerçekleştirildiği ve davacının dava dışı kişiye tazminat ödemesine sebep olan olaydaki tarafların kusur oranlarının açıkça belirlenmesi ve belirlenen bu kusur oranlarına göre hüküm kurulması gerekirken davalıların kusur oranları tam olarak tayin ve tespit edilmeden yazılı şekilde davalıların müteselsil olarak sorumlu tutularak hüküm tesis edilmesi doğru değildir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dışı Kaan Aslıhak'ın sol kulağında işitme kaybı oluşacak şekilde yaralanması nedeniyle tazminat ödenmesine mağdurun sol kulağına isabet edecek şekilde eliyle sert bir şekilde vurmak suretiyle davalı ...'ın sebep olduğu, diğer davalı ...'ın mağdura iki tokat attığı ve dava dışı Kaan'ın kalıcı işitme kaybı oluşacak şekilde yaralanmasında bu davalıya kusur atfedilebilecek bir eylemin bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden açılan davanın reddine, davalı ... yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile 27.170,03 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte anılan davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili tarafından ödenen tazminatın tümden kabulü gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine karşın davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamında kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğine karar verilmesine karşın mahkemece kusur belirlemesi yapılmadığını, müvekkilinin olayda kusuru olmadığını, diğer davalı ...'ın dava dışı askere tokat attığının kararda belirtildiğini, davacının olayda kusurlu olduğunu, olayda müvekkilinin kusuru olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hükmedilen tazminat miktarının hakkaniyete uygun olmadığını belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; askerlik hizmeti dolayısıyla verilen zarar nedeniyle müteselsil sorumlu Devletin ödediği tutarın öteki sorumlulara rücuen tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61, 62 ve 73 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Hükmüne uyulan Dairemizin 18.02.2021 tarihli bozma ilamında da belirtildiği gibi, eldeki dava rücuen tazminat istemine ilişkin olup rücu davalarında kural olarak zararın doğmasına neden olduğu iddia edilen davalılardan her biri yalnızca kendi kusuruna isabet eden miktardan sorumludur. Buna göre davacı, davalıların kusuru oranında ödediği miktarın tazminini isteyebilir. Davalıların kusur durumunun belirlenmesi ise bilirkişi incelemesiyle mümkün olacaktır. 6100 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesi uyarınca; mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Somut olay, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenebilir nitelikte değildir. Teknik ve uzmanlık gerektirecek bir konuda görev alanına girmeyen bir hususta hâkimin, bilirkişinin yerine geçerek tarafların kusur durumunu belirlemesi usul ve yasaya uygun değildir. Mahkemece bozma ilamına uyulduğu belirtilmiş ise de bozma ilamı gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Şöyle ki; bozma ilamında öncelikle davaya konu haksız eylemin hangi davalı tarafından gerçekleştirildiği ve davacının dava dışı kişiye tazminat ödemesine sebep olan olaydaki tarafların kusur oranlarının açıkça belirlenmesi ve belirlenen bu kusur oranlarına göre hüküm kurulması gereğine değinilmiş, mahkemece ise kusur raporu alınmadan karar verilmiştir. Şu hâlde mahkemece; bozma gereği yerine getirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu durum bozmayı gerektirmiştir. 2. Dosya kapsamından mahkemece verilen 28.11.2018 tarihli kısmen kabule dair kararın, Dairenin 18.02.2021 tarihli ve 2021/67 Esas, 2021/714 Karar sayılı ilamı ile temyiz eden davacı ile davalı ... yararına bozulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ve davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davalı ... 28.11.2018 tarihli kararı temyiz etmemiş, karar onun yönünden kesinleşmiş ve davacı yararına usuli kazanılmış hak doğmuştur. Şu halde mahkeme bozmadan sonra verilen kararda hakkındaki hüküm kesinleşen davalı ... yönünden karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm kurulması gerekirken, davanın reddine dair yeniden hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. 3. Bozma kapsam ve şekline göre temyize gelen tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile davalı ... yararına, (2) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile davacı yararına hükmün BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (3) nolu bendinde açıklanan nedenlerle, bozma kapsam ve şekline göre davacı vekili ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı ...'a iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 06.03.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/13214, K. 2023/2864, T. 06.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-13214-e-2023-2864-k-d95e5d765b99