Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/130 E. 2024/10434 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/130
- Karar No
- 2024/10434
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1527 E., 2021/1656 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul / Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/230 E., 2021/144 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak esas hakkında yeniden kabul karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazlardaki hissesini 01.01.2015-23.12.2015 ve 04.06.2018 tarihlerinde mal kaçırma amacı ile diğer davalı kardeşine sattığını belirterek, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu borcun tasarruflardan çok sonra doğduğunu, her ne kadar dava konusu senetlerde düzenleme tarihinin 01/01/2015 yılı ise de vade tarihlerinin 30/11/2018 den başlamak üzere seri şekilde düzenlendiğini, üç yıl sonrası için seri senetlerin verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yine tanzim tarihinin 01/01/2015 olarak yazılmış olmasının borcun gerçek doğum tarihi olmadığının apaçık göstergesi olduğunu, 1 Ocağın resmi tatil olduğunu, bu hususun bile aslında tanzim tarihinin bilerek ve kötü niyetli bir şekilde tasarrufun iptali davasının şartlarını oluşturabilmek adına gerçeği yansıtmayacak şekilde düzenlendiğini, davalıların kendilerinden başka sekiz kardeşi daha olduğunu babalarından kalan mirasın on kardeşe kaldığını, anne ve babalarının vefatından sonra tüm kardeşlerin arasında intikalin yapıldığını, Eskilde olan kardeşlerine taşınmazlarını kullanmaya başladıklarını, aradan belli bir süre geçtikten sonra bir kısım kardeşlerin çiftçiliği bıraktığı için bir kısmının da hisselerin küçük olmasından dolayı bir kısmının da 2014 yılında Eskil ilçesinde yapılan toplulaştırma sonrası hissesini yabancıya satamadığı ve özellikle mirasçıların aralarına yabancı girişini istemedikleri için paylarını müvekkili İsmail'e sattıklarını, ekonomik durumu diğer kardeşlerinden daha iyi olan müvekkilinin babasından kalan tüm hisseleri kendisinin satın aldığını, müvekkili İsmail'in Almanya da yaşamakta olduğunu, bazen bir bazen iki yılda gelip kısa süreli tatil yaparak geçiren bir vatandaş ve olaylardan çok uzak olduğunu, kardeşlerinin borcunun olup olmadığını bilme şansının olmadığını, müvekkilinin diğer davalı hakkında aylar hatta yıllar sonra icra takibi başlatılacağını bilemeyeceğini ve bilmesinin de beklenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalıların kardeş oldukları gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, usule ilişkin olarak delillerinin toplanmadan ve tanıklarının dinlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece 14.04.2021 tarihli celsede tanıkları hazır etmek için taraflarına süre verildiğini, taraflarına verilen süre içerisinde 21.05.2021 tarihli celseye tanıkların hazır edildiğini fakat bu sefer de hakim değişikliği olduğunu ve geçici hakimin tanıkları dinlemeyeceğinin taraflarına bildirildiği, tanıkların dinlenmeden geri dönmek zorunda kaldığını, bir sonraki 25.06.2021 tarihli celsede de yerel mahkemenin dosyaya usulüne uygun olarak sundukları mazeret dilekçesine rağmen mazeret ile ilgili herhangi bir karar vermeden tanıkların dinlenmesine ilişkin ara kararından rücu ederek davayı kabul ettiğini, yerel mahkemece verilen kararda tanıkların dinlenmemesi ile ilgili gerekçe olarak tek bir cümlenin dahi yazılmadığını, tasarrufun iptali davasının belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, dava konusu borcun tasarruflardan çok sonra doğduğunu, her ne kadar dava konusu senetlerde düzenlenme tarihi 01.01.2015 yılı ise de vade tarihlerinin 30.11.2018'den başlamak üzere seri şekilde düzenlendiğini, diğer davalı borçlu Sümer'in mal varlığının araştırılmadığını, kesin aciz halinde olduğu hususunda hiçbir inceleme yapılmadığını, esasa ilişkin olarak ise dava konusu gayrimenkullerin diğer davalı ... ve müvekkilin babalarından miras kaldığını, müvekkilinin muvazaalı hareket ettiğine dair somut hiçbir delilen bulunmadığını, dava konusu gayrimenkullerin miras malı olduğunu ve on kardeşin kendi aralarında konuşarak ve anlaşarak maddi ve manevi kendilerini huzurlu hissedeceği içlerinin rahat edeceği şekilde taksim ve sonuçta satıştan ibaret kendilerinin güvendiği maddi durumu diğerlerinden daha iyi olan kardeş ...'a toplanan hisseler bütünü olduğunu, bir an için davalı borçlu Sümer'in mal kaçırma niyeti olsa dahi müvekkili İsmail'in bu durumu bilme olasılığının olmadığını, müvekkili İsmail'in kardeşlerinden aldığı hisselerin dışında da Konya'da başkaca gayrimenkuller alarak yatırım yaptığını, müvekkilinin almış olduğu hiçbir gayrimenkulde mal kaçırmak gibi bir düşüncesinin olmadığını, beyan ederek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile , davalılar arasında gerçekleştirilen işlemin muvazaalı olduğu, davalılar arasında akrabalık ilişkisi bulunduğu davacının davasının ispat edildiği , ancak kamu düzeni yönünden yapılan incelemede 694 parsel ve 185 ada 3 parsel dışındaki taşınmazlardaki satışın davalı ...'in hissesi oranında yapıldığı, İlk Derece Mahkemesi tarafından taşınmazların tamamı yönünden hisse ayrımı yapılmadan karar verildiği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulması sureti ile davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki itirazlarını yenilemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme Tasarrufun iptali davaları hukuki niteliği itibariyle, dava konusu malın aynına ilişkin olmayıp, şahsi bir davadır. Bunun doğal sonucu olarak da dava ve tasarrufa konu mal devir alanın mal varlığından çıkartılarak borçlunun mal varlığına iade edilmez. Sadece alacaklıya malın bedelinden alacağını alma imkanı sağlar. İptal davasının amacı, İİK 277. ve devamı maddelerinde öngörüldüğü gibi borçlunun mevcudunu azaltmaya yönelik tasarruflarını iptal ettirmektir. İİK.nun 283. maddesi hükmüne göre iptal davasının konusu taşınmaz mal olduğu takdirde, davalı 3.şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan bu taşınmazın haciz ve satışı istenebilir. Diğer söyleyişle bu dava alacaklıya borçlunun mal kaçırma amacıyla yaptığı tasarrufla ilgili mal üzerinde alacağın tahsilini sağlama yetkisini verir. Bu yetki de alacak miktarı ile sınırlıdır. Bu özelliklerin doğal sonucu olarak davanın görülebilirlik şartlarından birisi alacağın varlığı diğer söyleyişle tasarrufta bulunan kişinin borçlu olması, bir diğeri de alacağın aciz vesikasına bağlanmış olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle aciz nedenine dayalı tasarrufun iptali davasında davalı 3.kişi aciz belgesine dayanan alacağın gerçekte olmadığını iddia ve ispat edebilir. Çünkü dava şartlarından birisi de tasarrufta bulunan kişinin borçlu olması gereğidir. Eğer tasarrufta bulunanın alacaklıya gerçek bir borcu olmadığı iddia ediliyorsa bu durumda tasarruf sahibinin öncelikle borçlu sıfatı çözümlenmelidir. Eğer gerçek bir borç yoksa alacak da söz konusu olamayacağından iptal davasının dinlenmesi mümkün olmaz. Diğer bir yönüyle de konu ele alındığında , İİK.277.vd maddelerine göre açılan iptal davalarında takip borçlusundan hak iktisap eden 3.kişilerin davacının takip borçlusundan alacaklı olmadığına ilişkin savunmasının araştırılmasında zorunluluk vardır. Aksi takdirde takip alacaklısıyla anlaşarak veya nasıl olsa kendisinin borca batık olması nedeniyle gerekli çabayı göstermeyerek icra takibine itiraz etmeyen, itiraz üzerine durması söz konusu olmayan kambiyo senetlerine dayalı takibe karşı menfi tespit davası açmayan takip borçlusunun bu davranışı karşısında borçludan mal edinen üçüncü kişilerin yargı eliyle zarara uğratılması söz konusu olur ki bunun kabulüne olanak yoktur. Hatta tasarrufta bulunurken borçlu olmayan kötü niyetli kişilerin malvarlığındaki bir unsuru iyi niyetli üçüncü kişilere devrettikten sonra hileli işbirliği halinde olduğu kimselere eski tarihli borç senedi vererek elinden çıkardığı malları iptal davası yoluyla dolaylı olarak geri alması dahi imkan dahiline sokulabilir. Elbette ki bunlar yasaca amaçlanan durumlar değildir. Tasarrufun iptali davalarında alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlanırken bu alacaklının alacağının şeklen varlığının değil, gerçekliğinin amaçlandığını göz ardı etmemek gerekir. Alacağın gerçek olduğunu ispat yükümlülüğü davacıya aittir. Alacaklı ve borçlu arasındaki ilişkiden, bilgi ve belgeden bu ilişkinin dışında olan üçüncü kişinin haberdar olması veya belgelerin elinde olması beklenemez. Somut olayda, 01.01.2015 tanzim tarihli, borçlular ... ve ... tarafından düzenlenen 30.11.2018 tarihli vadeden başlayan senetlere dayanak yapılarak 89.512,77 TL İçin 06.08.2019 tarihinde, alacaklı ... tarafından Aksaray İcra Müdürlüğünün 2019/9117 sayılı dosyasında takip başlatılmış, takip alacağı 26.11.2019 tarihinde davacı ...'e temlik edilmiştir. Davalı üçüncü kişi vekili, davacı alacaklı ile borçlu davalı arasında gerçek bir alacak borç ilişkisinin bulunmadığını, sonradan düzenlenen senetlere eski tarihler atılarak, takibe geçildiğini ileri sürmüştür. Borç kaynağı bonolarda senetlerin malen veya nakten verildiğine ilişkin bir açıklama yer almamış, borçlular Konya'da ilk alacaklı ... ise Kumluca/Antalya da ikamet etmesine rağmen takip Aksaray İcra Müdürlüğünde başlatılmıştır. Davacı vekili, ilk alacaklı ... 'un müvekkilinin eniştesi olduğunu, Antalya'da sebzecilik yaptığını, borçlu ...'ın Konya'da etli ekmek dükkanı olduğunu, alacaklıdan aldığı sebzelerin bedelinin ödenmemesinden dolayı borcun doğduğunu belirtmiş, iddialarını ispatlayıcı yönde dosyaya bir bilgi ve belge sunmamıştır. Bu halde mahkemece, borçlunun ve ilk alacaklı ... 'un varsa ticari defterlerinin incelenmesi, takibin Aksaray'da başlatılma nedeni ve borcun kaynağının gerekirse tanık dinlenmesi suretiyle araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştu. IV.KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının, BOZULMASINA Peşin alınan karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar vedildi.