Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/1298 E. 2023/12642 K.
Konu: Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1298
- Karar No
- 2023/12642
- Karar Tarihi
- Konu
- Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/483 E., 2021/904 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 04.07.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki, davalı ...’in maliki ve işleteni olduğu, davalı ... nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi olan aracın yaya konumunda olan davacıların desteği'e çarparak vefat etmesine sebep olduğunu, davacıların destekten yoksun kaldıklarını ve manevi zarara uğradıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı anne için 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 1.000,00 TL cenaze ve defin masrafının davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı anne için 5.000,00 TL, kardeş olan diğer davacılar için ise 3.000,00'er TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin talebini 7.724,41 TL’ye, cenaze ve defin masrafına ilişkin talebini 1.068,25 TL’ye yükseltmiş, bozma ilamından sonra sunulan ikinci ıslah dilekçesi ile davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin talebini 29.197,59 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacıların iddialarının doğru olmadığını, 'in top oynarken yola fırlaması sonucu kazanın meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesine Ali Karadeniz'in sebebiyet verdiğini, istenilen tazminat miktarının fahiş bir miktar olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... (eski unvanı Ergo Sigorta A.Ş.) vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın müvekkili tarafından sigortalandığını, ancak tazminat talepleri için ölen şahıs başı azami poliçe teminat limitinin 200.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, alınacak uzman bilirkişi raporu ile destek tazminatının belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.12.2015 tarihli ve 2011/495 Esas, 2015/563 Karar sayılı kararı ile maddi tazminat davasının kabulü ile 7.724,41 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 1.068,25 TL cenaze giderinin davalılardan ve ... yönünden olay tarihinden itibaren, davalı ... yönünden dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, davacı anne ... lehine 3.000,00 TL, davacı kardeşler ,, , ve ... lehine ise ayrı ayrı 2.000,00’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ve ...’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmustur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 14.02.2019 tarihli 2016/6407 Esas, 2019/1532 Karar sayılı ilamı ile "1-6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 2015 yılı için 2.080,00 TL'dir. Davalılar vekillerii tarafından davacılar , , , ve yönünden temyize konu edilen manevi tazminat miktarları anılan yasanın yürürlüğünden sonra verildiğinden kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davalılar ... ve ... vekillerinin adı geçen davacılar yönünden hükmün kesin olması nedeniyle temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazası sonucu ölüm sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava konusu kazaya ilişkin olarak Ağrı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/650 Esas-2015/348 Karar sayılı dosyasında kazada tali kusurlu görülen davalı ... taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan, her iki davalı ise suç üstlenme kararını birlikte aldıkları gerekçesiyle suçu üstlenme suçundan ceza almış olup, dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay'a gönderilmiş olduğu görülmüştür. Bu durumda mahkemece; ceza yargılamasında maddi olgular ile bağlı olunduğu gözetilerek ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bahsi edilen ceza dosyasının kesinleşmesi beklenilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3-Kabule göre de; davacı destek Ali Karadeniz'in vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep etmekte olup, kaza tarihinde destek 14 yaşındadır. Hükme esas alınan 04.07.2014 tarihli bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Dairemiz uygulamalarına göre 18 yaşında gelir elde etmeye başlayan desteğin askere gideceği, askerlik görevini tamamladıktan sonra 2 yıl içinde evleneceği ve bir yıl sonra bir çocuğu daha sonra ikinci çocuğunun olacağı varsayılarak desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem içinde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki eşe iki anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16 şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14'er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5 er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekeceği, Dairemizin yerleşik uygulaması gereğidir. Bu nedenle; mahkemece, Yargıtay uygulamaları da gözetilmek suretiyle, aktüer bilirkişiden işaret edilen hususlar da dikkate alınarak ayrıntılı ek rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma neden ve şekline göre; davalılar ... vekili ve ... vekilinin davacı ... yönünden hükmolunan manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyulduğu, davalı ... şirketine sigorta edilen araç sürücüsü ...'in %25 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın ise %75 oranında kusurlu olduğu, somut olayda davacının, hayatını kaybetmesinden kaynaklı destekten yoksun kalma tazminat talepleri yönünden talep edilebilecek tazminat oranları bilirkişi raporunda tek tek kusur durumu oranlanmak suretiyle hesaplanmış olup davacının ne kadar tazminat talep edebilecekleri hükme esas alınabilecek raporla belirlendiği, belediyece bildirilen somut defin gideri olan mezarlık bedelinin kusur oranına göre 1.068,25 TL'sinin kabulüne karar verildiği gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulü ile 29.197,59 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 1.068,25 TL cenaze giderinin davalılardan ... ve ... yönünden olay tarihinden itibaren, davalı ... yönünden dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacı anne ...'e verilmesine, davacı anne ... lehine 7.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen alınarak tahsiline karar verilmiş, davacı kardeşlerin manevi tazminat taleplerinin Yargıtay ilamında kesinlik sınırının altında kaldığı için kesinleştiği, anılan davacılar için manevi tazminat miktarlarının yargılama konusu olmaktan çıktığı gerekçesiyle bu husus ayrıca hükümde belirtilmemiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; meydana gelen olayda davalı ...'ın hiçbir kusurunun bulunmadığını, bütün kusurun davacı ve diğer davalıya ait olduğunu, vefat eden çocuğun top oynarken topun peşinden koşarak aniden yola fırladığını, çocuğun kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, bu olayda kusurlu bulunan kişinin davalı ... olduğunu, bu nedenle kusura ve tazminata yönelik olarak bilirkişi raporlarına itiraz ettiklerini, olayda kusuru bulunmayan davalı ...'ın fahiş miktardaki maddi ve manevi tazminattan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, her bir davacı için ayrı ayrı ve yüksek miktarda manevi tazminata hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; her ne kadar davalı ...’in sürücü olduğu ve %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmişse de diğer davalı ...'ın aracın sürücüsü olduğunu, davalı ...'ın davalı ...’in yanında şoför olarak çalıştığını ve olay anında da aracın davalı ... tarafından kullanıldığını, gerek ceza dosyasında gerekse işbu dosyada davalı ...'ın kaza esnasında sürücü olduğunu ikrar ettiğini, davalı ...’in sürücü olduğuna dair delil bulunmadığını, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıların maliki, sürücüsü ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacıların desteğinin vefat etmesi sebebiyle talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ıncı maddesi, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41, 45 ve 47 nci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, kesinleşmiş ceza mahkemesi kararına göre davaya konu olayda davalı ...'in sürücü konumunda olduğunun anlaşıldığı, dosya kapsamında alınan 07.03.2014 tarihli Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin raporuna göre davalı sürücü ...'in kazanın meydana gelmesinde %25 oranında, davacıların desteği in ise %75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, kusur dağılımında isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki (3) ve (4) numaralı bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; davaya konu kazaya ilişkin ceza mahkemesindeki yargılama kapsamında, davalı ...’in kaza esnasında sürücü konumunda bulunduğu ve kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğunun kabul edildiği, yapılan yargılama sonucunda Ağrı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2015 tarihli ve 2011/650 Esas, 2015/348 Karar sayılı ilamı ile davalı sanık ...’in taksirle ölüme sebebiyet verme suçu nedeniyle adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, yapılan temyiz incelemesi sonucunda kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 24.06.2019 tarihli ve 2017/10475 Esas, 2019/7604 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği, kararın 24.06.2019 tarihinde kesinleştiği, şu durumda meydana gelen kazada davalı ...’in sürücü konumunda olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı, anılan davalının eldeki davada talep edilen zarardan sürücü ve araç işleteni olması sebebiyle kusuru oranında sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte söz konusu ceza davasında, davalı sanıklar ... ve ...'ın suç üstlenme suçunu birlikte işledikleri sabit görüldüğünden, her iki davalı sanığın hapis cezası ile cezalandırılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu suçtan dolayı verilen kararın da itiraz edilmeden her iki davalı yönünden 15.05.2015 tarihinde kesinleşmiş olduğu, sonuç itibariyle davalı ...'ın meydana gelen kazada davaya konu aracın sürücüsü olmadığının sabit olduğu görülmüştür.
Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesine göre (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 49 uncu maddesi), kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Somut olayda, eldeki dosya kapsamında davalı ...'ın da meydana gelen zarardan diğer davalı ... ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulduğu, ancak yukarıda bahse geçen ceza dosyasından da anlaşılacağı üzere davalı ...’ın kazada sürücü konumunda olmadığı, meydana gelen zarara sebep olmadığı ve olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Şu durumda, mahkemece davalı ... yönünden anılan davalının sürücü konumunda olmadığı ve kazada kusurunun bulunmadığı göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3. Dosya kapsamından, mahkemenin 10.12.2015 tarihli ve 2011/495 Esas, 2015/563 Karar sayılı ilk kararında, davacı ... lehine 7.724,41 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 1.068,25 TL cenaze gideri ve 3.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 11.792,66 TL tazminata hükmedildiği, kararın yalnızca davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edildiği, davacılar vekili tarafından kararın temyiz edilmediği, yapılan temyiz incelemesinde Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davacı ... lehine 29.197,59 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 1.068,25 TL cenaze gideri ve 7.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 37.265,84 TL tazminata hükmedildiği, verilen kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. Şu durumda mahkemenin ilk kararının davacılar vekili tarafından temyiz edilmediği, mahkemece bozma ilamına uyulduğu, buna göre mahkemece verilen ilk kararda hüküm altına alınan toplam 11.792,66 TL tutarındaki tazminat yönünden davalı ... lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmasına göre, bozma ilamından sonra mahkemece davacı taraf lehine 11.792,66 TL'den daha fazla miktarda tazminata hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerektirmiştir.
4. Kabule göre de; davacılardan ... dava dilekçesinde 5.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş olup, mahkemece bozma ilamından sonra verilen kararda anılan davacı lehine 7.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 26 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasında "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir" düzenlemesi göz önünde bulundurulduğunda; mahkemece davacı tarafın talebi aşılarak, dava dilekçesinde talep edilen miktarın üstünde manevi tazminata hükmedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin, (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar ... ve ...'e iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.