Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/12524 E. 2024/9643 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/12524
- Karar No
- 2024/9643
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/603 E., 2022/597 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü/ İtirazın Kısmen Kabulü
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.10.2020 tarihinde davacının davalı nezdinde ZMSS poliçesi olan özel halk otobüsünden inmek istediği sırada sürücünün aniden hareket etmesi sonucu düşerek yaralandığını, davacının malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 4.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 250,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 250,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 5.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini toplam 410.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava zamanaşımına uğradığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusur raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında alınan kusur raporuna göre davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde % 100 oranında kusurlu olduğu, davacının dosyaya sunduğu rapora göre davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin % 29 oranında olduğu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre aktüer bilirkişi tarafından tazminatın usulüne uygun hesaplandığı gerekçesiyle başvurunun kabulüne 409.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 250,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 250,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 410.000,00 TL tazminatın 27.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davacı lehine 37.150,00 TL tam nispi vekalet ücretine hükmedilmiş, davacı lehine 600,00 TL adli tıp raporu ücretinin yargılama gideri kapsamında davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacının yabancı uyruklu ve Türkiye’de geçici koruma statüsünde olduğunu, geçici koruma statüsünün, geçici koruma statüsü sahibine yerleşim hakkı ve çalışma hakkı sağlamayacağını, Türkiye’de çalışma hakkı söz konusu olmayan bir kimseye sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ödenmesi hususunda hüküm kurulmasının hukuka aykırı olacağını, itirazlarının kabul edilmemesi halinde dosyadan el çekilmesine karar verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, iyileşme süresi tamamlanmadan raporun hazırlandığını, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, davalının geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi giderleri, yol masrafı, bakıcı gideri ve rapor ücretinden poliçe teminatı kapsamında sorumlu olmadığını, müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, davacı lehine 1/5 oranında nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre usulünce hazırlandığı, kusur oranında isabetsizlik bulunmadığı, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının doğru olduğu, davalının geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ile adli tıp raporu ücretinden poliçe teminatı kapsamında sorumlu olduğu, davacının müterafik kusurlu olduğuna ilişkin dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, davaya konu olayda ticari taşımanın söz konusu olduğu, hatır taşımasından söz edilemeyeceği, dava dilekçesinde temerrüt faizi talebinde bulunulduğu, bu nedenle avans faizine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu, davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin faiz türü ve vekalet ücretine ilişkin itirazlarının kabulüne, diğer itirazlarının reddine, Uyuşmazlık Hakem Kararının (1) nolu bendinin, “Başvuran tarafın talebinin kabulüne; 409.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 250.00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 250,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 410.000,00 TL’nin 27.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsiline” şeklinde değiştirilmesine, Uyuşmazlık Hakem Kararının (3) nolu bendinin, “Başvuru sahibi vekille temsil edildiğinden hesaplanan 7.430,00 TL’nin aleyhine başvuru yapılan sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine ödenmesine” şeklinde değiştirilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının yabancı uyruklu ve Türkiye’de geçici koruma statüsünde olduğunu, geçici koruma statüsünün, geçici koruma statüsü sahibine yerleşim hakkı ve çalışma hakkı sağlamayacağını, Türkiye’de çalışma hakkı söz konusu olmayan bir kimseye sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ödenmesi hususunda hüküm kurulmasının hukuka aykırı olacağını, itirazlarının kabul edilmemesi halinde dosyadan el çekilmesine karar verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, iyileşme süresi tamamlanmadan raporun hazırlandığını, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, davalının geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi giderleri, yol masrafı, bakıcı gideri ve rapor ücretinden poliçe teminatı kapsamında sorumlu olmadığını, müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimi yapılması, davacı lehine 1/5 oranında nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın sürücüsünün aniden hareket etmesi sebebiyle araçtan inmeye çalışan davacının düşmesi sonucu yaralanması nedeniyle talep edilen sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1 inci maddesi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 48 inci maddesi.
3. Değerlendirme 1. Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tâbi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.
5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nun 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir.
MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır.
Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşmenin 17. maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.
Davacı Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup Hakem Heyetince teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48/2. maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu Mahkemece re'sen gözetilmelidir.
Bu sebeple İtiraz Hakem Heyetince, öncelikle davacının teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacı tarafa kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir. İtiraz Hakem Heyeti kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın İtiraz Hakem Heyeti'ne iletilmek üzere mahkemeye gönderilmesine,14.10.2024 tarihinde Üye ... ve Üye ...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını mahkeme önüne getirme hakkı güvence altına alınmıştır. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız ... getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar, mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk Mahkemesi'nde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. Ülkemizin taraf olduğu 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi 16. maddesi; “1. Her mülteci, bütün Taraf Devletler’in topraklar üzerindeki hukuk mahkemelerine serbestçe ve kolayca başvurabilecektir. 2. Her mülteci, sürekli ikametgahının bulunduğu Taraf Devlet'te, adli yardım ve teminat akçesinden muafiyet dahil, mahkemelere müracaat bakımından vatandaş gibi muamele görecektir. 3. Her mülteci, sürekli ikametgahının bulunduğu ülkenin dışındaki Taraf Devletler'de, o ülkelerin vatandaşlarına 2. fıkrada bahsedilen konular hakkında yapılan muamelenin aynından istifade edecektir.” hükmünü içermektedir. Ne var ki ülkemize göç eden Suriyeli göçmenlerin hukuksal statüleri, mülteci ve sığınmacı konumunda olmayıp “Geçici koruma statüsün“ de olduklarından MÖHUK 48/1. maddesinden doğrudan yararlanmalarında mümkün değildir. Ancak bu kişiler AHİM kararlarında da sıkça yer alan “kırılgan grup“ olarak ifade edilen kişiler kapsamında değerlendirilmelidir. (MSS/Yunanistan/ Belçika kararı) Geçici koruma statüsündeki kişiler, ev sahibi ülkenin diline hakim olmadıkları gibi kendilerine destek olacak bir yapıda bulunmamakta, toplam hayatına katılmaları, büyük oranda devletin katkısı ile mümkün olmaktadır. Uluslararası koruma altına alınan bu kişiler, mülteciler gibi ve hatta onlardan daha fazla kırılgan, imkanları sınırlı, savunmasız ve özel korumaya muhtaç kimselerdir. Somut olayda, dosya arasındaki bilgi ve belgelerden davacının Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğu tespit edilmiştir. Maddi durumları da dikkate alındığında, geçici koruma altındaki bu kişilerden teminat alınması, dava açma hakkının orantısız bir şekilde sınırlandırılması dolayısı ile mahkemeye erişim hakkının ihlali gibi bir sonuç doğmasına neden olacaktır. Bu nedenlerle, geçici koruma statüsündeki davacıdan teminat alınmaması gerektiğinden, davalının bozma sebebine göre incelenmeyen diğer temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.