Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/11704 E. 2023/10911 K.

Konu: Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/11704
Karar No
2023/10911
Karar Tarihi
Konu
Tasarrufun İptali

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/423 E., 2022/821 K. HÜKÜM/KARAR : Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Gemlik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/120 E., 2021/376 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Av. ....geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 17.10.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazını 04.04.2018 tarihinde mal kaçırma amacı ile diğer davalı kızı ...'a devrettiğini belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın 2010 yılında konut kredisi ile alındığını, 05.05.2016 tarihinde dava dışı eski eşi ...'dan boşandığını, boşanma sırasında yapılan protokol gereği, konut kredisi borcunun bitiminde taşınmazın küçük ...'a devredileceğinin kararlaştırıldığını, bu koşul gereği konut kredisi ödenip banka ipoteği kalktıktan sonra 04.04.2018 tarihinde taşınmazın ...'a devredildiğini, mal kaçırma amacının söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ...'a velayeten ... cevap dilekçesinde, davanın haksız olduğunu reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... davalının savunmalarında delil olarak dayanmış olduğu Gemlik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/266 Esas 2016/336 Karar sayılı ilamının 13.06.2016 tarihinde kesinleşmiş olduğu, iş bu dosyanın davalı ... ile eski eşi ... arasında görülen anlaşmalı boşanma davası olduğu, anlaşmalı boşanma kararının 10 numaralı hükmü gereği taraflar arasında düzenlenen 05.05.2016 tarihli boşanma protokolünün boşanma kararının eki sayılmasına karar verildiği, taraflar arasında düzenlenen 05/05/2016 tarihli boşanma protokolünün 5 numaralı bendinde dava konusu edilen Bursa ili, Gemlik ilçesi, Orhaniye mahallesi 15 ada 13 parselde 2. Kat 4 numaralı bağımsız bölümün kalan kredi borcunun davalı ... tarafından ödeneceği ve borcu sona erdikten sonra davalı küçük ...'a devredileceği hususunda tarafların anlaşmış olduğu, davacı banka ile borçlu ... arasında düzenlenen 27.01.2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin Gemlik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/266 Esas dosyasının kesinleşen karar tarihi sonrasında bir tarihte imzalandığı, tasarruf tarihinin borcun doğumundan sonraki bir tarih olmasına karşın Gemlik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/266 Esas dosyasının kesinleşen ilamı gereği dava konusu bağımsız bölümün davalı küçüğe devredileceğinin borcun doğumundan evvel kararlaştırılmış olduğu anlaşıldığından, davalı borçla ...'ın mal kaçırma kastının bulunmadığı vicdani kanaatine ...." varıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalı ...'ın müvekkili bankaya 29.05.2013 tarihinde borçlandığını, davalının ödemeyi bırakarak 04.04.2018 tarihinde tapuda devir işlemini gerçekleştirdiğini, 13.06.2016 tarihinde boşanma davası eki protokol ile evin devri yapıldığını iddia ettiğini, ancak bu tarihlerde davalının bankaya borçlu olduğunu, devir işlemini temerrüde düştüğünde gerçekleştirdiğini, tarafların kendi iradeleri ve protokol ile tasarrufta bulunarak mal kaçırmalarına uygulamada sıkça rastlandığını, davalının dilekçesinde boşanma davasının eki olan protokol nedeniyle bedelsiz olarak evi kızına devrettiğini bildirmesine rağmen tapu kayıtlarına göre 39.000,00 TL bedelle satış gösterildiğini, evin değerinin 80.677,74 TL tespit edildiğini, tarafların mal kaçırma amacı ile kötü niyetli hareket ettiklerini, 13.06.2016 tarihinde boşanan davalının 04.04.2018 tarihinde yaptığı tescil işleminden alacaklı bankanın sorumlu tutulamayacağını, davacı bankanın protokol hususunu bilmesinin mümkün olmayacağını, aleyhine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, davaya dayanak borcun davacı banka ile davalı borçlu ... arasında 25.05.2013 tarihinde düzenlenen Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklandığı, dava konusu bağımsız bölümün 04.04.2018 tarihinde küçük ...'a 39.0000,00 TL bedelle devredildiği, satış tarihi itibarıyla 80.677,74 TL olduğu, satış değerinin piyasa değerinden düşük olmakla birlikte delil olarak dayanılan Gemlik 2. Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesinin 2016/266 esas, 2016/336 karar sayılı ilamının 13/06/2016 tarihinde kesinleştiği, protokolünün 5 numaralı bendine göre bağımsız bölümün kalan kredi borcunun davalı ... tarafından ödeneceği ve borcu sona erdikten sonra davalı küçük ...'a devredileceği hususunda tarafların anlaştıkları, tasarruf tarihinin borcun doğumundan sonraki tarih olmasına karşılık dava konusu bağımsız bölümün davalı küçüğe devredileceğinin borcun doğumundan evvel boşanma kararına ekli protokol ile kararlaştırıldığı, davalı borçlu ...'ın mal kaçırma kastı bulunmadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığı...." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki itirazlarını yenilemiştir C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, boşanmanın muvazaalı olduğunun da ispatlanmamış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/11704, K. 2023/10911, T. 17.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-11704-e-2023-10911-k-26499f853d36