Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/9997 E. 2023/2650 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/9997
- Karar No
- 2023/2650
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1170 E.-2020/635 K. HÜKÜM/KARAR : Red/İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/496-2018/709
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.03.2007 günü, davacının sürücüsü olduğu motosiklet ile ... yönetimindeki otomobilin çarpışması sonucu dava konusu kazanın meydana geldiğini, müvekkilinin ağır yaralandığı kazada asli kusurun karşı araç sürücüsünde olduğunu, kazada ağır yaralanan davacıda %35 oranında vücut fonksiyon kaybı tespit edildiğini, karşı aracın davalı ... nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigortasının düzenlendiğini ve meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, açılan hasar dosyasında müvekkiline bir miktar ödeme yapıldığını ancak zararlarının karşılanmadığını ileri sürerek şimdilik 300,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile, 200,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle sürekli iş göremezlik tazminatını 120.223,59 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatını ise 906,82 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 2 yıllık ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) öngörülen ceza zamanaşımı olan 8 yıllık süreden sonra açıldığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun kişi başı 60.000,00 TL poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davacıya 07.04.2008 tarihinde 33.711,00 TL tazminat ödendiğini, ödeme tarihi ile bilirkişi hesaplama tarihi arasındaki dönem için yapılan ödemeye yasal faiz işletilmesi gerektiğini, müterafik kusur durumunun araştırılmasını, temerrüde düşmeyen müvekkilinin sorumluluğunu yerine getirdiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 24.03.2007 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazasında dava tarihi olan 30.06.2016 itibariyle 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı tarafın cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/I inci maddesinin "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." şeklinde düzenlendiğini, somut olayda zamanaşımı süresinin dolmadığını, iş bu davanın açılış tarihine bakıldığında 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yıl geçmesi ile zamanaşımına uğrayacağı, ancak tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş ise bu zaman aşımının uygulanacağı (TBK 72) somut olayda fiil taksir ile yaralama olup zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, olay tarihi 24.03.2007, dava tarihi 30.06.2016 olup davanın 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde açılmadığı, ayrıca yargılama sırasında alınan Akdeniz Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı raporuna göre davacının maluliyeti bakımından sonradan gelişen bir durum bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; gerek Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/2 nci maddesi ve gerekse Türk Borçlar Kanunu 72 nci maddesine göre dava konusu olayda zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, 5237 sayılı Yasanın 66 ncı maddesinde belirlenen ceza zamanaşımının olayda uygulanamayacağını, belirlenen zamanaşımı süresinin ceza yargılaması için geçerli olup, iş bu uyuşmazlığın Türk Borçlar Kanunu'na ve 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu beyanla, 21.07.2015 tarihli Alanya Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu raporu ile davacının yeni bir zararının meydana geldiğini öğrendiğini, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 72 nci maddeleri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesi.
3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, olay tarihi olan 24.03.2007 tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dava tarihi olan 30.06.2016 tarihi itibariyle dolduğunun anlaşılması karşısında, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.